| | Üretsiz Blog oluştur
BU BLOGU ARKADAŞLARINIZA TAVSİYE EDİP BİZE KATKIDA BULUNMUŞ OLACAĞINIZI UNUTMAYIN LÜTFEN !!! İLĞİNİZE TEŞEKKÜRLER

yardimci

IMF geri adım attı

Perşembe günü yayınladıkları raporu, haftasonu düzelttiler.  Türk bankalarını Bağımsız Devletler Topluluğu ile aynı kefeye koyan IMF, düzeltilmiş raporda, küresel krizin Yükselen Avrupa Ülkeleri ile Bağımsız Devletler Topluluğu bankalarında sermaye açığına neden olacağına yer verdi.

Aysel ALP / HÜRRİYET

Uluslar arası Para Fonu (IMF) geçen hafta Perşembe günü yayınladığı raporunda, küresel kriz nedeniyle Bağımsız Devletler Topluluğu ile Türkiye’deki bankalarda ‘sermaye açığı’ olacağı uyarısında bulunmuştu.

Yükselen ekonomilerde cari açık baskısının bankacılık sektöründe kırılganlıklara neden olduğu belirtilen rapor, 750 bankayla yapılan anket sonucu hazırlandı.

Bu bankaların 750 milyar dolarlık kağıt ve krediden dolayı zarar edeceği tespitinde bulunan IMF; bunun sonucunda 250 milyar dolarlık sermaye açığı oluşacağını ileri sürdü.

250 milyar dolarlık sermaye açığının Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan 12 ülkenin üye olduğu CSI ve Türkiye’de oluşacağı sonucuna varan IMF, haftasonu bu raporunu düzeltti. IMF’nin raporunda bankacılık sistemindeki sorunları bilinen Macaristan, Polonya, Letonya gibi Doğu Avrupa ülkeleri yer almıyordu. Ancak haftasonu düzeltmesinde 250 milyar dolarlık sermaye açığının “Yükselen Avrupa ülkeleri ve CSI ülkelerinde”  olacağı belirtilerek, ‘Türkiye’ ifadesi çıkarıldı.

IMF DE YANLIŞ YAPAR 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, IMF’nin Türk bankalarını da içine alan raporuyla ilgili olarak, “IMF de yanlış yapar, diyorlar. Perşembe yayınladıkları raporu, hafta sonu düzelttiler” dedi.

Bankacılığın hassas bir sektör olduğunu vurgulayan Bilgin, IMF gibi bir kuruluşun böyle bir hata yapmasının kendilerini hayrete düşürdüğünü söyledi. Türk bankacılığının Doğu Avrupa ile karşılaştırılamayacağını belirten Bilgin, “IMF’nin Türk bankalarını dahil ederken daha dikkatli davranmalarını beklerdim” dedi.

YAZARLARA SERZENİŞ

IMF’nin raporuna Türkiye’yi dahil etmesinin kasıtlı bir davranış olup olmayacağı sorusuna ise Bilgin, “Hayır hayır, böyle bir kasıt olduğunu sanmıyorum. Ama bugün bazı köşe yazarlarının bu raporu sorgulamadan, kabul edip yazı yazmalarına doğrusu şaşırdım” yanıtını verdi.

Bilgin, IMF bu yanlışı düzeltmeseydi, kendilerini arayıp düzeltmeleri konusunda uyarmayı düşündüğünü de söyledi.

Krizden çıkış formülünü açıkladı!!!

Eski BM Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş, ekonomik canlanmanın sağlanabilmesi için talebin genel olarak artırılması gerektiğini kaydetti.

İngiltere'de yayımlanan Financial Times gazetesi için bir makale kaleme alan Derviş, ekonomik kriz derinleşirken, bir yandan da bunun nasıl sonlandırılacağına dair görüşlerin ortaya konulmasına devam edildiğini belirterek, bu arada ekonomik projeksiyonların da sürekli olarak gözden geçirildiğini ve tahminlerin düşürülmek zorunda kalındığını ifade etti. Yine de göreceli olarak “hızlı bir ekonomik toparlanmanın” mümkün olabileceğini belirten Derviş, bunun için dört şeyin gerçekleştirilmesi gereğine işaret etti.

Öncelikle kamu otoritelerinin, finansal sektörlerin bilançolarını yeniden yapılandırması ve yazması gerektiğini belirten eski Başkan Derviş, şartlar oluştuğunda çok beklenmeden bankalara el konulması gerektiğini ifade etti.

İkinci olarak, gerileyen özel talebin yerine aşağı doğru giden spiralin yönünün değiştirilmesi için kamu harcamalarının devreye sokulması tavsiyesinde de bulunan Derviş, üçüncü olarak, bunun bir uluslararası işbirliği içinde yapılması gereğinin altını çizdi. Derviş, böylece krize yol açan küresel cari dengesizliklerin artmak yerine azalacağına işaret etti.

Dördüncü olarak, en zor durumda bulunan kesimlere yardım yapılması gerektiğini belirten Derviş, böylece bu kesimlerin yıkıcı bir umutsuzluğun pençesine düşmesine engel olunabileceğini kaydetti.

Makalesinde, siyasetin, bütün bunların “bir felaket ortaya çıkmadan” olmasına izin verip vermeyeceği sorusuna da yanıt arayan Derviş, “eğer bu başarılabilirse, büyüme 2010 yılının bir noktasında yeniden başlayabilir. Ama bu iyimser senaryoya göre bile, dünya bir daha geri dönülmez biçimde değişmiş olacaktır” dedi.

Ortaya çıkan gelişmelerin zorlamasıyla hükümetlerin rolünün de değişeceğine işaret eden Derviş, piyasaların “görünür bir müdahale olmaksızın” kendi kurallarını oluşturabileceği fikrinin değer yitirdiğini anlattı.

Derviş, bunun anlamının da, toplumların, hükümet uygulamalarıyla özel sektörün uygulamalarını bir biçimde kombine edebilecek yeni yolların arayışına gireceklerinin göstergesi olduğunu belirterek, 1980'lerin başından bu yana etkili olan “köktenci piyasa ideolojisi”nin çöktüğünü kaydetti.

Pek çok pazarın asıl sorununun “kısa vadecilik ve “sürü psikolojisi” olduğunu da kaydeden Derviş, küresel ekonominin beklenen sonuçları yeniden sağlayıp sağlayamayacağı sorusuna da yanıt aradı ve yanıtın olumlu olduğunu bildirdi.

Bu krizin bütün dünyaya, riskin küresel ölçekte nasıl idare edileceğini, tahmin edilmesi güç ya da hiç beklenmeyen gelişmelerin zarar verme potansiyelinin küçümsenmemesinin şart olduğunu öğretmesi gerektiğini de belirten Derviş, krizlerin aynı zamanda köklü gelişmeler için bir fırsat da sayılabileceğine işaret etti.

Derviş, “bu son kriz eğer bize insanlık için sağlamlığın da verimlilik kadar önemli olduğunu öğretebilirse, bu da önemli bir fırsat yaratmış olacaktır” dedi.

ÖTV`de kafalar karışık!..

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Kısa çalışma  ödeneğini gerekirse 6 aya uzatacağız, ÖTV indirimi de gerekirse 3 ay uzatılabilir dedi. Bugün konuşan Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan ise, ÖTV'de süre uzatımının kesinlikle söz konusu olmadığını, bu konuda bir beklenti olmaması gerektiğini ifade etti.

Çağlayan, Bu ÖTV uygulaması gösterdi ki, bizim vatandaşımızda para var, yastık altındaki para psikolojik olarak ekonomik tedbir aldığınız zaman hemen ekonominin içine girebiliyor dedi.

Bakan Çağlayan, AK Parti Keçiören Belediye Başkanı adayı Mustafa Ak ile birlikte Etlik'te partinin seçim bürosunun açılışına katıldı.

Vatandaşlara hitap ettikten sonra gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çağlayan, kredi kartlarıyla ilgili yeni bir düzenleme olacak mı sorusu üzerine, şu an için böyle bir çalışmanın gündemde olmadığını, ihtiyaç duyuldukça yeni tedbirler alınabileceğini belirtti.

Şu anda üzerinde çalıştıkları en önemli konunun reel sektörle mali sektör arasında bozulmuş olan finansman ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi olduğunu ifade eden Çağlayan, Diğer taraftan firmalara yeni işletme sermayesi verilmesi noktasında çalışmalar devam ediyor. Tüm iş aleminin finans sektörüyle olan probleminin çözülmesi gerekiyor. Bu noktada Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren'in üzerinde çalıştığı bir konu var. Önümüzdeki günlerde Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında görüşüldükten sonra gündeme gelecek. 5. pakette yapmayı planladığımız çalışmalar finans ilişkilerinin yeniden kurulması ve borçların yeniden yapılandırılması ve yeniden can suyu desteğinin verilmesidir dedi. Bakan Çağlayan, önümüzdeki günler için esnaf ve sanatkarlara da müjde vermek istediğini belirtti.

Çağlayan, KOSGEB Kanunu'ndan sadece imalatçılar kredi alabiliyordu, yeni düzenleme ile inşallah 1 Nisan'da TBMM'de kanun çıkınca KOSGEB'den bakkal, manav, minibüsçü, taksici, ticaret erbabı olan, hizmet erbabı olan sanayi ve imalatçıların tamamı bu kredilerden faylanabilecek, bunun üzerinde çalışmalar devam ediyor diye konuştu.

ÖTV'de süre uzatımı yok

Bir gazetecinin, ÖTV'de 3 aylık sürenin uzatılıp uzatılmayacağını sorması üzerine de Bakan Çağlayan, süre uzatımının kesinlikle söz konusu olmadığını, bu konuda bir beklenti olmaması gerektiğini ifade etti.

Bakan Çağlayan, otomotiv sektöründeki ÖTV indirimleriyle stokların neredeyse tükendiğine, ağır vasıta ve ticari araçlarda da bu konuda çalışmalarının sürdüğüne işaret etti.

Geçen hafta otomotiv sektöründeki yöneticilerle bir araya geldiğini anlatan Çağlayan, Şu anda Tofaş başta olmak üzere Türk Fiat fabrikaları çıkartmış oldukları veya ücretsiz izne ayırdıkları işçileri yeniden çağırdılar. Bu ÖTV uygulaması gösterdi ki, bizim vatandaşımızda para var, yastık altındaki para psikolojik olarak ekonomik tedbir aldığınız zaman hemen ekonominin içine girebiliyor. Araba alıcılarının yüzde 80-90'ı kendi öz kaynağıyla para alıyor, yani bankalara kredi için başvuranların sayısı oldukça az dedi.

Dün Bursa'da konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ise, Kısa çalışma ödeneğini gerekise 6 aya uzatacağız, ÖTV indirimi de gerekirse 3 ay uzatılabilir demişti.

Bankalar, tüketici kredisinde şeffaf olacak

Dün yayımlanan ve kredi reklamlarında her türlü masrafın aylık ve yıllık yüzde değerinin açık ve anlaşılır biçimde belirtilmesini zorunlu hale getiren, tüketicilerin kullandıkları kredilerde karşı karşıya kalacakları maliyetleri net olarak görebilmelerine olanak sağlayacak bakanlık genelgesini hatırlatan Çağlayan, Değerli vatandaşlar bundan sonra bankalara gittiğiniz zaman bankalar size reklamda verdikleri rakamla uyguladıkları rakamları farklı uygulayamayacaklar dedi.

Artık bankaların kredi kullanacak vatandaşlara hangi miktarda faiz kullandırmayı taahhüt etmişse, o miktarda kredi kullandırabileceğini belirten Çağlayan, Ekspertiz var, komisyon var, dosya masrafı var gibi hiçbir ad altında yeniden masraf talep edemeyecekler diye konuştu.

Bankaların, tüketiciden, kredi kullanandan hangi anlamda ne kadar kredi faizi istiyorsa, bunun tamamını çok şeffaf, çok net şekilde duyuracağını ifade eden Çağlayan, vatandaşların da bu faizlere bakarak, kredi kullanacaklarını söyledi.

Bankalara da çağrıda bulunan Çağlayan, Merkez Bankası faizleri ardı ardına düşürüyor. Şimdi burada bankalara da görev düşüyor. Bankalarımız topladıkları mevduatta bu faiz düşüklüğünü yansıtıyorlar, ancak bankalarımıza diyorum ki, kredi kullanımında da bu faiz düşüşünü yansıtın dedi.

.Milliyet

Soylu 'evi'nde moral buldu

İstanbul'a çıkarma yapan liderlerden biri de Demokrat Parti (DP) lideri Süleyman Soylu'ydu. Soylu, siyasete başladığı yer olduğu için 'evim' dediği Gaziosmanpaşa'da halka seslendi. Partililerin yoğun ilgi gösterdiği 'büyük İstanbul mitingi'nde yaklaşık 20 bin kişiye seslenen Soylu, "Ben medyanın pişpişlediği adam değilim. Ben locaların, lobilerin adamı değilim.
 

Bu sokakların adamıyım." dedi.

Süleyman Soylu, partisinin güçlü olduğu yerlerin başında Gaziosmanpaşa'nın geldiğini düşünüyor. Bu yüzden DP'nin adayı Sabri Öztürk 29 Mart'taki seçimlere iddialı hazırlanıyor. DP lideri, İstanbul'daki mitinge yanında Rıza Akçalı, Mehmet Ali Bayar ve Celal Bayar'ın torunu Emine Gürsoy ile çıktı. Halkın artık kavgadan bıktığını söyleyen Soylu, siyasetteki misyonunu Mevlânâ'nın ünlü sözüyle anlattı: "Bu topraklara sevgi ekmeye geldik." Hem iktidar hem de anamuhalefetin istismar ve kavga siyaseti yaptığını savunan Soylu, şunları kaydetti: "AK Parti, CHP, MHP Türkiye'de kavgayı körüklüyorlar. Bizim bunlarla hiçbir işimiz yok. Onlar bu siyasal sistemin adamları. Onlar halkın, milletin adamı değil. İktidar ve koltuk uğruna milletin hakkını sen-ben kavgasına dönüştürmüşler. Benim kavgam işsizlikle, benim kavgam fukaralıkla, benim kavgam adaletsizlikle, benim kavgam Türkiye'nin enerjisini boşa harcayanlarla."

Milli iradeyi üstün kılan bir siyaset anlayışı içinde olduklarını kaydeden Soylu, yeni bir eğitim sistemi, yeni bir sosyal devlet anlayışı, yeni bir anayasa vaat etti. DP lideri, "Haram yemedim, yemeyeceğim. Hak gasp etmedim, haksızlık yapmayacağım. Kimseyi ayrıştırmadım, ayrıştırmayacağım. Ben sizin adamınızım, ben sizin evladınızım. Çatışmanın değil sevginin, uydurulmuş kavgaların değil, mücadelenin adamıyım." diye konuştu.

Partililerin diğer liderleri yuhalamalarına izin vermeyen Soylu, vatandaşlardan 29 Mart'ta hem iktidara hem de muhalefete 'kırmızı kart' göstermesini istedi: "MHP'lilerin sağduyusuna sesleniyorum. Milliyetçilik, şehit mezarlarına karanfil bırakmak mıdır? Bu ülkede terörün bitirilmesi için MHP bulunduğu dönemlerde, iki yıldır Meclis'te, tahrik siyasetinden başka hangi öneriyi ortaya koymuştur? CHP'lilerin sağduyusuna sesleniyorum. Bu kavga, bu inat, bu gerginlik, bu çatışmanın Türkiye'yi yorduğunu görmüyor musunuz? AK Parti'lilerin sağduyusuna sesleniyorum. 6,5 yıldır bu hükümet ne yaptı?"

İsa Yazar

Seçimin nabzı İstanbul'da attı

Anadolu'da peş peşe miting düzenleyen liderler, son kozlarını İstanbul'da oynadı. Liderler, prestij olarak gördükleri 'İstanbul'u kazanma' hedefini son pazar üzerine kurunca, şehirde ilginç bir gün yaşandı. En büyük ilde aynı günde 5 miting yapıldı.

Böyle olunca 29 Mart yerel seçimlerine bir hafta kala meydanların nabzı İstanbul'da attı. AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Kazlıçeşme'de, CHP lideri Deniz Baykal ve SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş ile BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu Çağlayan'da konuştu. DP Genel Başkanı Süleyman Soylu ise Gaziosmanpaşa'da seçmenlerin karşısına çıktı.

Mitingleri gövde gösterisine dönüştürmek isteyen partiler ilginç yöntemler kullandı. Banliyö treni kiralayan AK Parti, Kazlıçeşme'ye partili taşıdı. Mitingde İstanbul adayı Kadir Topbaş'tan sözü devralan Erdoğan, yüksek katılımla moral buldu. Bu duruma, "Halep Çağlayan'sa arşın burası, Zeytinburnu" sözüyle dikkat çekti. Birkaç partinin aynı meydanda miting düzenlemesi demokrasi adına güzel bir manzara oluştursa da sıkıntılara sebep oldu.

Özellikle CHP lideri Baykal'ın 'yeteri kadar kalabalık yok' endişesi ile alana geç gelmesi, Çağlayan için sıra bekleyen SP ve BBP'nin mitinglerini zora soktu. Meydanı geç devralan SP'de ise alanı dolduran partililer yüzleri güldürdü. Kurtulmuş, eski Başbakan Necmettin Erbakan ile birlikte seçmenden oy istedi. DP lideri Soylu ise partisinin programında milli iradeye dikkat çekti.

Liderler aynı şehirde konuştu, bir güne 5 miting sığdı

İstanbul, yerel seçimlere sayılı günler kala liderleri ağırladı. Çağlayan Meydanı öğleden önce CHP, öğleden sonra ise SP ve BBP'yi ağırladı. DP, Gaziosmanpaşa'da miting yaparken, AK Partililer ise şehrin en büyük meydanı Kazlıçeşme'yi doldurdu. Başbakan Erdoğan yüksek katılımla moral buldu. CHP lideri Baykal, Çağlayan mitingine gecikmeli gelirken meydanı devralan SP lideri Kurtulmuş, eski Başbakan Necmettin Erbakan ile birlikte oy istedi. DP Genel Başkanı Soylu 'evim' dediği Gaziosmanpaşa'da halka seslendi. Günün son mitinginde ise Çağlayan BBP lideri Yazıcıoğlu'nu ağırladı.

İstanbul daha büyük düşünmüş

[Haber İzlenim - Bülent Korucu]

AK Parti, İstanbul mitinginde umduğundan öte bir kalabalıkla karşılaştı. Önceki mitinglere göre Kazlıçeşme alanı biraz küçültülmüştü. Belli ki daha mütevazı bir topluluk bekleniyordu. Aslında şartlar bunu gerektiriyordu. Yer yer şiddetini artıran yağmurun caydırıcı olmasını beklemek normaldi. 2002'de yasaklı lider Recep Tayyip Erdoğan'a sahip çıkma ve eski siyaseti tasfiye etme motivasyonu vardı. 22 Temmuz'da '27 Nisan e-muhtırası' ile hesaplaşma ve 367 kördüğümünü açma hedefi kitleleri ateşliyordu. Yüksek Seçim Kurulu'nun ufak tefek dirsekleri sayılmazsa bu sefer tansiyonu düşük bir seçim ve nispeten küçük miting doğal görülebilirdi. Bütün bunlara rağmen İstanbullu, partinin tahminlerinin ötesinde ilgi gösterdi ve meydana geldi. Bu resim İstanbul'da AK Parti'nin beklenenin üstünde oy alabileceğinin işareti olabilir.

Kalabalığın önceki mitinglere göre daha az heyecanlı olduğunu kayıtlara geçirmeliyiz. AK Parti'nin kitle partisi olmasının sonucu bu. Küçük partilerin daha organize olmasına mukabil, büyük partilerde bağlar daha gevşek. AK Parti'nin ve daha doğrusu liderin seçmen kitlesiyle iletişimi üst düzeyde. Fakat organize olmakta zorluk çekiliyor. Soğuk havaya rağmen bebekleriyle alana gelen aileler, el ele tutuşarak yürüyen yaşlı çiftler, organizasyonun değil iletişimin başarısı. Heyecansızlığın alt sebeplerini şöyle sıralayabiliriz: Promosyonların fazlalığı kitlenin dikkatini dağıttı. Aslında yağmurluk, su ve sandviç gibi ihtiyaçlar çok iyi düşünülmüş. Alanda değil giriş noktalarında dağıtılsaydı, kitlenin dikkati bu kadar dağılmazdı. Seçim sloganı kâğıt üstünde iyi görünüyor ancak hep bir ağızdan tekrarlanmaya uygun değil. Kampanyayı hazırlayanlar buna dikkat etmeliler. Gerekirse büyük takımların amigolarından danışmanlık bile alınabilir. Ayrıca alçak uçuş yapan ve çekim yaptığını tahmin ettiğim büyük helikopterin gürültüsü de kitle ile iletişimi zorlaştırıyordu. Bunları söylerken haksızlık da yapmayalım. Bir gün önce çok gergin geçmesinden endişe edilen Nevruz'a ev sahipliği yapan alanı kısa sürede teslim alıp bu ölçekte mitinge hazırlamak kolay değil. İl teşkilatını takdir etmek lazım. Aynı gün bu kadar mitingi, hem de Nevruz yorgunluğu üzerine aksaksız tamamlayan emniyet birimleri de fazlasıyla takdiri hak ediyor.

Bu arada açıklanan miting rakamları doğruysa CHP'nin Kazlıçeşme'den neden bu kadar kolay vazgeçtiği daha iyi anlaşılır. Emniyet rakamları 200 bine 40 bin olarak görünüyor. Aynı meydanda kıyas yapmak çok kolay olurdu.

'Çağlayan oradaysa Kazlıçeşme burada'

AK Parti, İstanbul'un en büyük meydanını dün hınca hınç doldurdu. 09.30'dan itibaren meydanı doldurmaya başlayan partililer kara, deniz ve demiryoluyla meydana ulaştı. Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay'ın organize ettiği AK Tren ile de 3 bin kişi Kazlıçeşme Meydanı'na taşındı. TCDD'den kiralanan trende İstanbul milletvekilleri Mehmet Müezzinoğlu, Reha Çamuroğlu da yer aldı.

Yoğun güvenlik önlemleri alınırken partililer ve mitinge gelen vatandaşlar didik didik arandı. Emniyet tedbirlerini yakından izleyen İstanbul İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Zeytinburnu Önleyici Hizmetler Müdürlüğü karakolunda yerinde denetim yaptı.

Miting alanında sadece Türk bayrakları ve AK Parti bayraklarına izin verildi. Kontrolsüz döviz ve yazılar alana alınmadı. İki hafta önce yapılan Kadıköy mitinginde yaşanan 'Son Osmanlı Padişahı' vurgulu kontrolsüz pankart ve dövizler böylece engellenmiş oldu.

Miting alanında partililere on binlerce su, kaşarlı sandviç, bayrak, yağmurluk ve şemsiye dağıtıldı.

Miting yaptığı her yerde o ilin takımına ait kaşkol takan Erdoğan, İstanbul'da kaşkol takmadı. Ancak yağan yağmur nedeniyle vatandaşlara sarı ve lacivert renkte yağmurluğun dağıtılması dikkat çekti.

Erdoğan, konuşmasına İstanbul'un 39 ilçesini alfabetik sırayla tek tek sayarak başladı. AK Parti'nin temelinin İstanbul'da atıldığını belirten Erdoğan, "Gösterdiğiniz vefaya, sadakate teşekkür ediyorum." dedikten sonra ekledi: "İstanbul'da yanan bu meşale tüm Türkiye'de makes buldu. Bu can bu tende olduğu müddetçe bu sevdamız dinmeyecek."

Erdoğan, daha sonra CHP'nin Çağlayan'daki mitingine gönderme yaptı. Baykal'ın konuşmasına dikkat çeken Başbakan, iki miting arasındaki kıyası Nasrettin Hoca fıkrasıyla yaptı: "Az önce birileri Çağlayan'daydı. Aman yarabbi ne palavralar. Ne palavralar. Nasrettin Hoca'ya bir palavracı gelmiş. Biliyorsunuz değil mi? Palavracı demiş ki 'Ben 40 arşın atlarım, 60 arşın atlarım' demiş. Hoca 'O zaman atla' demiş. Palavracı bu kez 'Ben Halep'teyken atlardım' demiş. Şimdi bu ne demek? Hoca bu kez 'Halep oradaysa arşın burada' demiş. Ben de şimdi diyorum ki sayın Baykal, senin Halep'in Çağlayan'sa, arşın burası Zeytinburnu, Zeytinburnu. Eğer metrekare ölçüp biçmesini bilmiyorsan bunu da öğren. Çağlayan Meydanı ne kadar Zeytinburnu Kazlıçeşme ne kadar? Bunu da sana kılavuzların söylesinler."

Başbakan, Baykal'ın düello ısrarına da yine isim vermeden şovmen Mehmet Ali Erbil üzerinden cevap verdi: "Sen Çarkıfelek'e, Televole'ye çık. Şovunu onlarla yap. Sen çıkarsan ben de seyrederim."

Ardından Baykal'ın avukatlığını yaptığı davalara dikkat edilmesini istedi: "Biz milletin avukatıyız. O 'Ben Ergenekon'un avukatıyım' diyor. Hazine kaçakçılarının avukatlığını yapıyor. Vergi kaçakçılarının yanında yer alıyor." Fatih Uğur, İbrahim Balta, İstanbul

Bahçeli'ye göre TOKİ'nin evleri dökülüyor

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Adana mitinginde Toplu Konut İdaresi (TOKİ) konusunda ilginç değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, "TOKİ çökmüş, yaptığı binalar parça parça dökülüyor, alanlar memnun değil." dedi.

Partisinin Adana İl Teşkilatı tarafından Uğur Mumcu Meydanı'nda düzenlenen mitingde konuşan MHP lideri Bahçeli, Başbakan'a TOKİ üzerinden yüklendi. Bahçeli, Başbakanlık'a bağlı kurumdan ne ev alanların ne de iş yapan müteahhitlerin memmun olduğunu ileri sürdü. 'Arkadan kapılı girişleri hazırlayan TOKİ'nin Başbakan'a kürsü yapıp kırmızı halılar serdiğini' iddia eden Bahçeli, şöyle konuştu: "Kırmızı halının üzerinde bir bu tarafa bir o tarafa volta atıyor. Sola atarsa CHP'ye, sağa atarsa MHP'ye saldırıyor. Bunu yaparken gerçekleri konuşmuyor. İftira ediyor. Hakaret ediyor, bazı davranışlarıyla herkesi küçümsüyor. Dün çiftçiye 'al ananı git' diyen Başbakan, memuru azarlayan Başbakan, birçok kurumlar arasında sinsice gerilim yaratan Başbakan, yandaş basını koruyup karşı basın diye zannettiklerini baskı altına alan Başbakan, siyaseti çirkefleştirdiğinin farkında değil. Türkiye bir gerilim stratejisiyle kamplara, çetelere ayrılarak kaos ortamına sürüklenmek istenmektedir. Bu bilerek yapılıyor. Bir sayısal çoğunlukla, Meclis'teki milletvekili sayısı anayasayı değiştirmeye muktedirken, ne vaat etmişse onun yerine getirilmesi için her türlü imkan ve fırsatı ele geçirmişken, devlet kurumları arasında sinsice bir gerginliğe sebebiyet verecek hataların izahını yapmak zordur. AKP'ye milletçe, millet iradesiyle bir ders vermek gerek. Bu da pazar günü sizlerin ortaya koyacağı kararlarla belirlenecek."

Bahçeli konuşmasında 29 Mart'taki seçimlerin önemine de değindi. Ülkenin içinde bulunduğu durum itibarıyla seçimlerin öneminin çok daha fazla arttığını belirten Bahçeli, 29 Mart'taki seçimlerin yerel olmaktan çıktığını, milletin geleceğinin yol haritasında kilometre taşı oluşturduğunu anlattı. Seçim sonuçları üzerinde herhangi bir tartışmaya mahal vermemek için yüksek katılım istedi. Ziya İpek, Adana

'Çamura öfke'yi Yazıcıoğlu teskin etti

İstanbul'da miting düzenleyen 5 parti arasında en şanssızı BBP oldu. BBP'nin mitingi, İl Seçim Kurulu kararı gereği Çağlayan Meydanı yanındaki Gürsel Futbol Stadı'nda gerçekleşti. Toprak bir saha olan alan, yağmur sebebiyle bataklığa dönüşünce partililer mitinge paçaları sıvayarak geldi. BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun sahaya gelmesiyle yağmur da şiddetini artırdı. Aksilikler bununla da bitmedi. BBP'nin 16.00'da başlaması gereken mitinginden önce bitmesi gereken Saadet Partisi (SP) mitingi bitmediği için program sarkıtıldı. Ancak BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, konuşmasına başladığında SP mitingi devam ediyordu. Sahayı dolduran partililer bu sebeple Yazıcıoğlu'nun konuşmasını dinlemekte zorlandı. Yazıcıoğlu konuşmasının başında kendilerine futbol sahasının uygun görülmesine sitem etti: "Bunu bilinçli yaptılar. Bu yaşadığımız sorundan iktidar da sorumlu." Yazıcıoğlu, konuşması sırasında SP mitinginin devam etmesi üzerine bir süre bekledi. Ancak SP mitingi bir türlü bitmek bilmedi. Bunun üzerine bazı gençler SP'lilerle kavga edince yine Yazıcıoğlu araya girdi: "Yapmayın arkadaşlar SP'liler de bizim kardeşlerimiz. Kavga etmeyin. Sorun, bizi böyle zor durumda bırakan zihniyettir."

Yazıcıoğlu, miting konuşmasında ise tüm etnik kimliklere eşit muamelede bulunacaklarını, iktidar öncesi yerel yönetimlerde söz sahibi olmak istediklerini söyledi. Partisinin İstanbul mitinginde konuşan Yazıcıoğlu, "Bu iktidarın gerçekleştiremediğini biz yapacağız." sözü verdi. 29 Mart seçimlerinin Türkiye'ye hayır getirmesi temennisinde bulunan Yazıcıoğlu, BBP'nin tüm yurtta tam teşekküllü seçimlere katıldığını duyurdu: "Bizim için Kürt, Türk, Laz, Çerkez arasında hiçbir fark yok. Hepsine eşit hizmet edeceğiz." dedi. AK Parti'ye ve mevcut sisteme yüklenen Yazıcıoğlu, "İşsizlik ve fakirlik varken, partilere seçim yardımı yapılmasını anlamıyorum." ifadelerini kullandı. Yağış yüzünden kısa tutulan BBP'nin mitingi sanatçı Hasan Sağındık'ın konseriyle sona erdi. Burak Kılıç, İstanbul

 

220 bin liraya yokum dedi

Acun Ilıcalı'nın sunduğu "Var Mısın Yok Musun"da pazar gecesi 500 bin TL heyecanı yaşandı. Yarışmanın başından itibaren çok iyi bir performans sergileyen gecenin yarışmacısı İhsan, son yediye 3 tane 500 bin ile girdi.
 

110 bin liralık tellifi kabul etmeyen İhsan son dörde 2 adet 500 bin ve 1 adet 100 bin lira getirdi. Yarışmada kasa İhsan'a bu noktada 165 bin TL teklifte bulundu. Ancak İhsan şansını sürdürmeyi seçti ve iki kutu daha açtırdı. İhsan'ın şansı oldukça iyiydi ve genç yarışmacı son ikiye 100 ve 500 bin TL ile girdi. Bu dakikada bankanın teklifiyse 220 bin TL'ye yükseldi. Heyecanın oldukça arttığı yarışmanın son anlarında İhsan, "220 bin TL'ye yokum" diyerek 500 bin TL'lik büyük ödül için yarıştı ancak İhsan'ın kutusundan 100 bin TL çıktı. Bu sonuçla İhsan yarışmadan 100 bin TL ile ayrılmak zorunda kaldı.

Sağlıklı bilinen sağlıksız gıdalar

Çoğu kişinin sağlıklı olarak bildiği bir çok gıda aslında bizlere zarar vererek, normalin üzerinde kalori almamıza ve şişmanlamamıza neden oluyor:
 

Foxnews.com'daki habere göre bazı gıdalarla ilgili aşağıdaki hususlara çok dikkat etmek gerekiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1. Kahvaltılık tahıl gevreği, sağlığına ve kilosuna dikkat eden insanların kullandığı bir gıda olarak biliniyor, fakat tahıllar da kendi başına gerçekten hayli kalorili olabiliyor. İçinde hindistan cevizi yağı, şeker, ceviz ve diğer yüksek kalorili gıdalar bulunan kahvaltılık tahıl gevrekleri yüksek oranda doymuş yağ içeriyor.

 

 

2. Donmuş ana yemekler düşük kalorili ve kullanıma hazır, ancak yüksek oranda işlenmiş olan bu gıdalarda tuz oranı yüksek. Bu gıdaların birçoğunda 600 mg'dan fazla tuz bulunuyor ve porsiyonlar gerçekten çok küçük ve doyurucu değil. Akşam yemeğinde bunlardan 1 tabak yiyorsunuz ve birkaç saat sonra tekrar acıkıyorsunuz.

 

 

3. Protein barlar aslında abartılmış şeker barları oluyor. Yüksek oranda kalori ve yağ içeriyorlar ve açlığı bastıracak kadar doyurucu değil. Bunun yerine salata barları tercih edin. Balzamik sirkeyle birlikte marul, enginar ve brokoliden oluşan bir salata hazırlayabilirsiniz.

 

 

 

4. Fiyonk şeklindeki tuzlu krakerler az yağ içeriyor ve besleyici değeri de düşük. İçinde kalori bulunmayan tuzlu krakerler sağlıksız, şeker içerdikleri için sizi acıktırıyorlar ve aşırı yemenin bir sonucu olarak kilo almanıza yol açıyorlar.

 

 

 

 

5. Küçük kekler de genellikle 600 kalori içeriyor. Fakat kılık değiştirmiş kekler ve özellikle iki ölçü çikolata dilimli kekler ise yüksek kalori içeriyor. Hatta kepekli kekler bile çok yoğun ve yüksek kalorili. Aynı şey çörekler için de geçerli. İnsanlar çöreklerin tatlı olmadığını ve bu nedenle sağlıklı olduğunu düşünüyorlar, ancak çörekler yağ dolu.


 

 

 

 

 

:Zaman

Sitemizdeki bilgilerin büyük çoğunluğu alıntıdır. İlgili yazının yazarının veya kaynak sahibinin istemesi halinde ilgili yazı sitemizden kaldırılacaktır. Web Stats