fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
BU BLOGU ARKADAŞLARINIZA TAVSİYE EDİP BİZE KATKIDA BULUNMUŞ OLACAĞINIZI UNUTMAYIN LÜTFEN !!! İLĞİNİZE TEŞEKKÜRLER

yardimci

Her insanın gelişmeye açık bir yönü mutlaka vardır

Katıldığı uluslararası bir seminer sonunda eğitimci olmaya karar veren Şemsettin Akçay, 1999 yılında Aktifeğitim Yönetim ve Bilişim Danışmanlığı'nı kurdu. 53 farklı sektörden 197 kurumsal müşterisi bulunan Akçay, şirketinin kuruluş aşamasında elle tutulamayan bir şey satmaları nedeniyle epey zorluk yaşadıklarını söylüyor. Bu nedenle de açılışlarından itibaren 6 yıl boyunca uluslararası firmalardan destek alan Şemsettin Akçay, verilen teşviklerin de yetersiz olduğunu ifade ediyor.

Şirketinizin kurulma sürecinden bahseder misiniz?

1993 yılında katıldığım uluslararası bir seminerinde anlatılanlar ilgimi çekmesine rağmen eğitimciler gereken performansı gösterememişti. Beş günlük eğitim süresince yapmış olduğum geri bildirimlere aldığım yanıt "Siz zaten diğer katılımcılardan daha bilgilisiniz neden bu eğitime katıldınız ki?" oldu. Sonunda "Lütfen eğitim sonuna kadar herhangi bir görüş ve öneri bildirmeyin" önerisini aldım. O gün yetişkin eğitiminde uygulanan yeni eğitim tekniklerini araştırmaya ve bu alanda çok iyi bir eğitimci olmaya karar verdim. Kendimi bu alanda nasıl geliştirebileceğimi araştırırken JCI (Junior Chamber International) adında uluslararası bir organizasyon ile tanıştım.

Yaşayarak öğrenme felsefesinin uygulandığı bu organizasyonun faaliyetlerinde ve uluslararası aktivitelerde istediğim gelişme fırsatını yakaladım. Türkiye ve diğer ülkelerde gönüllü olarak verdiğim eğitimlerle kısa sürede eğitimcilik kariyerim başladı.

1999 yılı sonunda Aktifeğitim Yönetim ve Bilişim Danışmanlığı Ltd. şirketini "Her insanın gelişmeye açık bir yönü mutlaka vardır" düşüncesiyle kurduk.

Kuruluşumuzdan itibaren kendimize uzmanlık alanı olarak “Şirket üniversiteleri / akademileri”ni (Corporate University) belirledik. Dışarıdan alınan kısa süreli eğitimlerle kurumlarda kalıcı değişiklikler yapmanın kolay olmadığını biliyoruz. Kurumsal gelişim ve başarının her kurumun içinde kalıcı bir eğitim modeli oluşturulduğu takdirde mümkün olduğuna inanıyoruz. Uluslararası şirketlerin yıllardır uyguladığı başarılı modelleri Türkiye’de uygulamak ve bizim kültürümüze uygun modeller geliştirmek için çalışıyoruz.

İşletmenin yer aldığı sektöre ve kurumsal ihtiyaçlara uygun genel katılıma açık veya kurum içi seminerlerle kuruma özel eğitimler düzenliyoruz. İstenildiği takdirde kurum içi akademi modelini beraber tasarlıyoruz ve uyguluyoruz. Eğitimci olmayanları, belirli bir konuyu (ürün tanıtımı, bireysel gelişim konuları vb) aktarmak üzere eğitmek isteyen kurumlar için özel çözümler sunuyoruz.

Aktifeğitim olarak bu kişilerin eğitimci niteliklerinin gelişmesine katkı sağlayacak dokümanlar ve seminerlerle onlara destek oluyoruz. Profesyonel olarak hazırlanmış eğitim setlerimizi kullanarak bu tür ihtiyacı olan kurumlarda da seminerler verilmesine yardımcı oluyoruz. Profesyonel olarak eğitimci olmak isteyen ancak genel katılıma açık eğitim seminerleri için zamanı olmayan kişilere de bire bir koçluk çalışması ile destek veriyoruz.

Kişilerin verdiği eğitim programlarına katılarak, eğitim stilleri, yetkinlikleri, anlattığı konularla ilgili buzkırıcılar, aktiviteler, eğitim oyunları hazırlıyoruz; deneyimlerinin ve bilgi birikimlerinin artmasına yardımcı oluyoruz.

Katılanların görüşlerine göre bugün Türkiye’deki en iyi Aktifeğitim Eğitimcinin Eğitimi programını biz sunuyoruz. Bu eğitimlerimiz sırasında aldığımız geri bildirimlerden biri de katılımcıların eğitim oyunları örneklerini nasıl bulabileceklerini bilmedikleriydi. Bunun üzerine Türkiye’de bir ilk olan “Eğitim Oyunları El kitabı”nı yazdık. Bunu, kurum içi eğitimlerde ve akademilerde kaynak olarak kullanılabilecek “Profesyonel Eğitim" setlerimiz izledi. Bugün bir kurumda düzenlenecek eğitimlerde kullanılmak üzere 50’ye yakın yayınımız var.

Bugüne kadar 53 farklı sektörden 197 kurumsal müşterimize hizmet vermekteyiz. Başarımızı sağlayan en önemli ilkelerimizden biri de her yıl iki ayrı konuda uzmanlaşmak oldu. Japonya'da öğrendiğimiz kaizen tekniklerini yıllardır başarıyla uyguluyoruz. Bu çalışma yöntemi üstlendiğimiz projeleri çok farklı bakış açıları ile görmemizi ve başarı oranımızın her geçen gün yükselmesini sağladı. Yaptığımız çalışmalarda gördük ki her işletmenin büyümeye ve gelişmeye açık en az bir yönü vardı.

Şirket üniversiteleri / akademileri alanındaki başarımızı şimdi yeni bir alanda daha hayata geçiriyoruz. Satış, inovasyon ve iş geliştirme mühendisliği adını verdiğimiz bu çalışmada, iyi tasarlanan sistemlerle işletmelerin satış ve kârının 12–15 aylık dönemde yüzde 100’den fazla büyüyebileceğini yaşayarak öğrendik. Son üç yıldır işletmelerde satış ve kâr artırma yöntemleri üzerinde uzmanlaştık.

Bu süreçte ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Ülkemizde bu alanda hizmet vermek ve işletmeleri bu tür hizmetleri satın almaya ikna etmek kolay değil. Görünmeyen bir şey satıyoruz. Üstelik bu aldıkları hizmetin sonuçları da hemen ortaya çıkmıyor. İlk sonuçlar bazen günler bazen haftalar sonra görülmeye başlanıyor. Bazen de ortaya çıkan sonuçlar yapılan çalışmalara değil başka etkenlere bağlanıyor. Gerçek ölçümlerin yapılabilmesi için işletmenin geçmişteki uygulamaları ile ilgili yeterli düzeyde bilgi bulunması gerekir. Birçok işletmede bu tür verilere ulaşmak başlı başına bir sorun zaten. İşletme yöneticileri operasyonel verileri nasıl ve ne düzeyde takip etmeleri gerektiğini bilmiyorlar.

Kuruluş aşamasında yardım alabileceğiniz kişi ya da kurum var mıydı? Bu dönemde nasıl yardımlar almak isterdiniz?

Ülkemizde bu alanda destek sağlayabilecek bir kurum veya kuruluş bulunmuyor. Biz de bu nedenle kuruluşumuzdan önce 6 yıl boyunca uluslararası firmalardan bu konuda destek aldık. Bazı firmalarla çalışmalarımız hâlâ devam ediyor.

İşinizi sürdürürken en çok hangi alanlarda sıkıntı yaşıyorsunuz?

Öncelikle işletme sahiplerine satış, inovasyon ve iş geliştirme hizmetlerinin yararlarını anlatmak gerekiyor. Daha önce de belirttiğim gibi görünmeyen bir şey sunuyoruz. Buna bir de bu alanda yeterli özen ve etik değerlere bağlı çalışan firma sayısının az olması etkilenince süreç güçleşiyor. Bu alanda çalışan birçok firma bu işi bir organizasyon işi gibi yürütüyor. Bazı firmaların eğitim ve danışmanlık kadrosundaki kişi sayısı bir yüksek okuldaki akademisyen sayısından fazla. "Ben anlattım onlar uygulayamadı. Ben aldığım paraya bakarım" felsefesiyle çalışanlar sektöre zarar veriyor.

Sizce Türkiye’de kobilere yeterince önem veriliyor mu?

Açılan ve kapanan kobi sayılarına bakın. Göreceksiniz ki kobiler bir parça sahipsiz.

Teşvikleri yeterli buluyor musunuz?

İmalat alanında birtakım teşvikler var. Hizmet sektöründe ise yok. Verilen teşvikleri ülkedeki şirket sayısı / teşvik alan şirket sayısına bölün ortaya çıkan oran zaten durumu gösteriyor.

Sektörünüzle ilgili olumlu gelişmeleri ve sıkıntıları anlatır mısınız?

Başarı, satış, kâr, çaba, emek, uğraş, plan, çalışma, hazırlık, sermaye, uygulama, sermaye, personel gibi kavramlardan bir tek yerde önce gelir, o da sözlükte. Her geçen gün bu tür hizmet alan işletme sayısı artıyor. Biz satış, inovasyon ve iş geliştirme danışmanlığı veya şirket akademileri danışmanlığı için performansa dayalı bir çalışma modeli öneriyoruz. Bu çalışmada sadece elde ettiğiniz sonuçlara göre ödeme yaparsınız. Yapılan çalışmalar işletmenize yarar, yani ilave kâr sağlamıyorsa, maliyetlerinizi düşüremiyorsa, verimliliğinizin ve satışlarınızın artmasına yol açmıyorsa bir şey ödemezsiniz. Aldığınız hizmetler için sadece size yarar sağladığı oranda ödeme yaparsınız. Biz bu model çalışma tarzının ülkemizdeki ilk ve tek uygulayıcısıyız. Bu model hem işletme hem de danışmanlık hizmeti sunan kişilere eşit sorumluluk yükleyen en verimli uygulamadır.

Eklemek istedikleriniz...

Şirket üniversiteleri 1980'li yılların sonunda geleneksel eğitim bölümlerinin yerini almaya başladı. Kurumsal öğrenmedeki bu yeni yaklaşım, yapılan eğitim çalışmalarının şirketin vizyon ve stratejileri ile uyumlu hale gelmesini hedefliyor.

Şirketinizin her şeyi kopyalanabilir fakat çalışanlarınızın iş yapma biçimi ve performansı kopyalanamaz. Zaten rekabet gücünüzü de buradan alırsınız. Şirket üniversiteleri / akademileri çalışanların mesleki ve kişisel gelişimi için güçlü bir modeldir. Uluslararası uygulamalardaki şirket üniversiteleri yapılarına baktığımızda dört farklı seviye görülür:

  1. Yalnızca eğitim veren bir birim
  2. Eğitim ve yönetici geliştirme programları düzenleyen bir birim
  3. Akademik kredi sağlayan yapılanmalar
  4. Akademik unvan sağlayan yapılanmalar

Geleneksel eğitim çalışmaları ile şirket üniversiteleri arasında önemli farklar bulunur. Temel farklardan biri, şirket üniversiteleri eğitimlerinin şirketin stratejik planları dikkate alınarak tasarlanmasıdır.

:Milliyet

Sitemizdeki bilgilerin büyük çoğunluğu alıntıdır. İlgili yazının yazarının veya kaynak sahibinin istemesi halinde ilgili yazı sitemizden kaldırılacaktır. Web Stats