| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
BU BLOGU ARKADAŞLARINIZA TAVSİYE EDİP BİZE KATKIDA BULUNMUŞ OLACAĞINIZI UNUTMAYIN LÜTFEN !!! İLĞİNİZE TEŞEKKÜRLER

yardimci

Yazılar arşiv 08.2008 Other entries in 2008-08 resimler , videolar

Yakup peygamberin ekmeği KEÇİBOYNUZUNUN ŞİFASI

KİMYA PROF.DR.İBRAHİM SARAÇOĞLU dan eşsiz bilgi araştırması: Keçiboynuzu (Harnup)
Latince: Ceratonia siliqua L.
İngilizce: Carob, St.John’s Bread, Locust bean
Almanca: Johannisbrot
Özellikleri:
nefes darlığı
alerjik nefes darlığı
soğuk alerjisi
iktidarsızlık
akciğer ödemini yok edici
balgam söktürücü
akciğer kanserini önleyici
hareketli sperm sayısını artırıcı
astıma karşı
ishale karşı
kabızlığa karşı


İngilizcesi her ne kadar “carob” ise de, genelde “St.Johns Bread” olarak bilinir. Almanca’sı da “johannisbrot” dur. Her iki lisanda da “Yakup Peygamberin Ekmeği" anlamına gelir. Yakup peygamberin çölde ekmek yerine tükettiği bir meyvedir. Yaklaşık 5000 yıldan beri bilinen bir meyvedir. Birkaç yüzyıl öncesine kadar yapılan tatlılarda ağırlıklı olarak harnup kullanılırdı veya şeker yerine yenilirdi. Günümüzdeki beyaz şeker üretiminin başlaması ile bu kültür ve sağlıklı beslenme yapısı yok olmuştur. 1930 yıllarında İspanya’daki savaş esnasında çocukların sağlıklı beslenebilmelerini koruyabilmelerinde keçiboynuzu tüketiminin önemi çok büyük olmuştur. İkinci Dünya Savaşında Alman’ların işgalinde olan Yunanistan adalarında yaşamakta olan halk, açlık tehlikesini keçiboynuzu sayesinde aşmışlardır. Harnup ağacı ilk 15 yıl hiç meyve vermeyen bir ağaçtır. Yetişkin bir ağaç 1000 kiloya kadar meyve verebilmektedir.

Keçiboynuzunun içerdiği çekirdeklerin her biri 0,2 gram gelir. Bu çekirdeklerin ebatlarına bakılmaksızın her biri aynı ağırlıktadır. Yani, tek bir harnup çekirdeği 0,2 gram ağırlığındadır. Bu 0.2 gram ağırlık neden bu kadar mühim diye soracak olursanız, cevabı eski çağlara kadar dayanır. Antikçağda ve daha öncesinde altın ve kıymetli taşları hassas olarak tartabilmek için keçiboynuzunun çekirdekleri kullanılmıştır. Günümüzde de 0,2 gramın karşılığı 1 Karat olarak kullanılmaktadır. Kıymetli taş veya metal satanların kullandıkları 1 Karat buradan gelmektedir. Karat kelimesi keçiboynuzunun (harnup) latince adı olan “Ceratonia” dan türetilmiştir. Beş tane keçiboynuzu çekirdeği 1 gram ağırlığındadır.

Yıllar içerisinde insanlar harnupun beslenmedeki önemini unuttular. Çeşit çeşit hazır besinler tüm süper -marketlerde insanın hizmetine sunulurken, tabii (doğal) beslenme gelenekleri ve alışkanlıkları da yavaş yavaş ortadan kalkmıştır. Son bir kaç yıldan beri tekrar eskiye dönüş yolları aranmaya başlandı. Avrupa’da “reformhaus” veya “bioladen” adı altındaki marketlerde zirai ilaç ve sunni gübre kullanılmadan yetiştirilen meyve ve sebzeler ayrıcalıklı olarak satılıyor. Hem de nerede ise gösterişli sebze ve meyvelerin iki katı fiyatına. Bizde de durum pek farklı değil.

Aynı şekilde, kepeğini içeren pirinç, normal pirinç fiyatının hemen hemen ikibuçuk misli fiyatla satılıyor. Halk pazarlarına giden insanlarımız satın alacakları sebzenin yayla sebzesi olup olmadığını sorup öyle alıyor. Onların “yayla”dan kastettikleri, hormonsuz sebze. Yoksa, aradıkları sebzenin gerçekte yüksek yaylalarda yetişmiş olması değildir. Örneğin, yayla domatesi, hormonsuz domates olarak algılanıyor. Gerçekten de hormonsuz olarak yetiştirilen domatesin tadı, içerdiği proteinlerin ve etkin maddelerin oranlarıda farklı. Biz tekrar harnup’a dönelim. Akdeniz bölgesinin sahil şeridindeki memleketlerden İtalya, İspanya, Kıbrıs ve Türkiye’de bol miktarda yetişmektedir. Keçiboynuzunun ortalama %35’i düşük moleküler yapılı karbonhidratlardan oluşur. Yine yaklaşık %40’ı yüksek moleküler yapılı nışasta içermektedir. Yağ oranı ise oldukça düşük olup ancak %1’dir.

Kakaonun yerine kullanılabilen en mükemmel çözümü getirmiştir. Kakaoda bulunan kafenoid’leri içermez. Örneğin, keçiboynuzunda theobromin yoktur. Kakaoda yüksek miktarda bulunan yağ, harnupta sadece %1’dir. Kakaoda bulunan birkaç tane etkin madde migreni tetikleme özelliğine sahiptir. Migren şikâyeti olanlar genelde çikolataya karşı açlık duymaya başladıklarında migren ağrılarının başlama devresine girmişler demektir. Unutmayınız ki, çikolatanın temel maddesi kakaodur. Kakao’ya karşı alerjisi olanlara ideal bir alternatif çözüm getirmektedir. Eğer, kakao’ya karşı alerjiniz var ise, keçiboynuzunu rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Unutmayınız ki, kakao vücudumuzda alerjiye neden olan antikor üretimine sebep olmaktadır. Bu nedenle alerjiye yatkınlığı olanların veya alerjik reaksiyonları olanların kakao tüketiminde ölçülü olmalarını tavsiye ederim. Kakaolu kek veya pastaları tüketirken de ölçülü olmak gerekir. Özellikle okul çağındaki çocukların severek tükettikleri kakaolu süt ve ürünlerinde dikkatli olunuz. Eğer, çocuğunuzda alerjik şikâyetler var ise ve alerjiye bağlı diğer rahatsızlıklar söz konusu ise (örneğin astım gibi) kakolu besinlere karşı ölçülü olmakta büyük faydalar vardır. Kakaoya karşı alerjisi olan (alerji tipi-IgE) çocuklar için keçiboynuzu mükemmel bir alternatiftir. Keçiboynuzunun kakao karşısındaki diğer avantajı da oksalik asit içermemesidir.

Çocukların ve yetişkinlerin ishallerinin durdurulmasında keçiboynuzu ideal bir destekleyicidir. Keçiboynuzunun içeriğindeki lignin ve pectin miktarları öylesine ilginç bir dengeyle kuruludur ki, mesleği gereği veya çalışma ortamlarından dolayı ağır-metal ya da radyoaktif madde alımına maruz kalanlara veya ağır sanayi bölgesinde yaşayanlara keçiboynuzu tüketimine önem vermelerini tavsiye ederim. Çünkü, vücuttan ağır-metallerin atılmasında oldukça etkilidir. Değerli okuyucu, teknolojinin ilerlemesi insana değişik kolaylıklar sağlamaktadır. Çeşitli hazır besinler günlük hayatımızda, iş yerimizde, mutfağımızda, çocuklarımızın okul kantinlerinde, hatta benzin istasyonlarının marketlerinde bile dikkat çekici durumda bize sunulmaktadır. Teknolojinin sunduğu bu tür kolaylıklar, insanın sağlıklı beslenmesine karşı hazırlanmış tuzaklardır. Televizyonun karşısında bir kaç tane yavaş yavaş tüketeceğiniz keçiboynuzunun keyfini çıkarın. Birkaç zaman sonra vücudunuzda olumlu etkilerini hissetmeye başlayabilirsiniz. Eğer, şeker hastası iseniz, hiç çekinmeden günde birkaç tane çiğ olarak keçiboynuzu tüketebilirsiniz. Kan şekeriniz yükselmiyecektir. Çiğ olarak tüketilen harnubun, kan şekerini yükseltemeyeceğini bulduğumda hiç şaşırmadım diyebilirim. Çünkü, bu özelliğinin, içerebileceği bazı etkin maddelerde saklı olduğu şüphesini uzun zamandan beri taşıyordum.

Harnup’un, sağlıklı ve dengeli beslenmede çok önemli bir yeri vardır. Çok düşük oranda yağ içermektedir. Düşük kalorilidir. Yenildiği zaman insanı uzun zaman tok tutar. Eskiden beri bilinen olumlu yönleri vardır. İshale karşı mükemmel takviyedir. Kabızlık şikâyeti olanların da tüketmesi gereken bir meyvedir. Belirli bir dönem keçiboynuzu tüketenler, sindirim sistemlerinin nasıl harekete geçtiğini ve kabızlık problemlerinin de yavaş yavaş ve düzenli bir şekilde nasıl ortadan kalktığını hayretle görebileceklerdir. Kısaca, hem ishal hem de kabızlık şikâyetlerine karşı kullanılır. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin bilincinde olan bir çok bilim adamı tanıyorum ve bu kişiler çikolata, kek veya kremalı pasta yerine harnup’u tercih etmektedirler.

Keçiboynuzu, Anadolu’da harnup olarak da bilinir. Batı Akdeniz bölgesinde kısaca “boynuz” da denilmektedir. Keçiboynuzunun en özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır. Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidirki, kullanmaya başladıktan hemen sonra sonuç almak mümkün olabilmektedir. Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük bir başarıyla uygulanabilir. Alerjik nefes darlığı çeken bir çok insan tanıdım, bu insanlar yılın belli mevsimlerinde kortizon tedavisinden başka çare bulamıyorlardı. Öksürük krizlerinin nedenli şiddetli olduğunu anlatıyorlardı. Keçiboynuzunu önerdiğim bu insanların çoğu daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıklarını söylediler. Çocuklarda, keçiboynuzu (harnup) kürünü uygularken dikkat edeceğiniz en önemli nokta, günde bir defa ve sadece sabah kahvaltısı arasında tüketilmesidir. Öğle veya akşam uygulanmaması gerekir. Guatr rahatsızlığından dolayı nefes darlığı çekenler de bu kürden olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmişlerdir. Harnupta bulunan bazı etkin maddeler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.

Tablo: Keçiboynuzunda bulunan bazı etkin maddeler
alpha-aminopimelic acid concanavalin
beta-D- glucolgallin myo-inositol
beta-D-...galloylglucose pentosane
capronic acid primverose
catechin-tannin tannin
ceratose tocopherol
chiro-inositol xylose

Keçiboynuzunun içerdiği gallik asit insan sağlığı üzerinde öylesine çok yönlü özellikleri olan bir maddedir ki, bu özelliklerinden bazıları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Aşağıdaki tablodan da görüldüğü gibi gallik asit çok yönlü bir maddedir. Bu maddenin belirtilen bu özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir. Akciğer ödemine karşı keçiboynuzunun desteği bulunmaz bir imkandır. Akciğerlerde oluşan ödeme karşı spesifik olarak etkilidir. Balgam söktürücü ve astıma karşı olan tedavi edici gücü çok fazladır.

Sigara içenler keçiboynuzu kürüne başladıktan bir kaç gün sonra nasıl balgam çıkardıklarını hayretle gözleyebileceklerdir. Keçiboynuzunun, insanlığın korkulu rüyası olan akciğer kanserini önlediğini gördüğüm zaman, heyacanımdan günlerce uyku uyumadığımın farkına bile varmamıştım. Keçiboynuzunun bu koruyucu ve önleyici özelliği tabiat ananın insanlara olan bir lütfudur. ödemli akciğer kanseri hastalarda, ödemin uzaklaştırılmasında keçiboynuzunun olumlu etkisi hiçte yabana atılmayacak kadar önemlidir. Tablo: Gallik asitin etkin özellikleri analgesic ağrı kesici
antiallergenic alerjiye karşı
antiasthmatic astıma karşı
antibacterial bakteri yok edici
antibronchitic bronşite karşı
anticancer kansere karşı
antihepatotoxic karaciğeri toksinden arındırıcı
antioksidant serbest radikalleri yok edici
immunostimulant bağışıklık sistemini stimüle eder
antiviral mikroplara karşı etkili
antiseptic antiseptik
cancer-preventive kansere karşı koruyucu
antinitrosaminic nitrozamin yok edici
bronchodilator bronş genişletici
antipolio çocuk felcine karşı


Keçiboynuzu, akciğer kanserini önleyen mükemmel bir meyvedir. Ancak, akciğer kanserine yakalanmış olanlar için tedavi etme gücü çok zayıftır. Burada da belirtmekte tekrar fayda görüyorum; Bir bitkinin hastalığı önleyici özelliği ile o hastalığı tedavi etme özellikleri birbirlerinden farklı şeylerdir. Keçiboynuzu kürü insan vücudunda bulunan OGG1 (xoGuanine DNA Glycosylase) enzimini aktive etme özelliğine sahiptir. OGG1 enzimi, akciğer kanserinin oluşumunda oldukça etkilidir. Akciğer kanserine yakalanmış hastalarda OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olduğu gözlenmiştir. Yapılan klinik deneyler OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olması durumunda, akciğer kanserine yakalanma riskinin on misli artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Keçiboynuzu (harnup) kürü OGG1 enziminin aktivitesini yükselterek, bu kanser türüne karşı güçlü bir önleyici özellik göstermektedir. Bu özellik aynı zamanda taze sıkılmış havuç küründe de bulunmaktadır. Sigara içenlerin zaman zaman keçiboynuzu kürünü uygulamalarında, akciğer kanserine karşı önleyici gücünden dolayı büyük faydalar sağlamış olacaklardır. OGG1 enziminin diğer bir özelliğide DNA’ yı tamir etme özelliğinin olmasıdır.

Keçiboynuzu aynı zamanda hareketli sperm sayısını arttıran özelliğede sahiptir. Aktif sperm sayısı az olan ve az sperm sayısından dolayı çocuğu olmama riski yüksek baba adaylarının kullanmasında çok büyük fayda vardır. Kısaca, sperm sayısı az olanlar için ideal bir bitkisel çözümdür. Bugüne kadar hareketli (aktif) sperm sayısının azlığından dolayı baba olamayan onlarca insan tanıdım, hemen hemen hepsi de keçiboynuzu kürünü uyguladıktan 4-5 ay sonra baba olacaklarının heyecanı ile beni aramışlardır. İsviçreli çok yakın bir aile dostum aynı sorunla karşı karşıya idi. Kendisi uzun yıllar bu konuda çok değişik tedaviler görmüş ve sonuç hep başarısızlıkla neticelenmişti. Kendisine keçiboynuzu kürünü önerdiğim zaman bana tereddütle bakarak “şaka yapıyorsun herhalde” demişti. Ne de olsa 13 yılın verdiği başarısızlık ve ümitsizlikte vardı. Ama bu konuda çok ciddi araştırma sonuçlarımın olduğunu söyledim. Bunun üzerine derhal uygulamaya karar verdi. Türkiye’den keçiboynuzu getirttim ve kullanmaya başladı. Kullanmaya başladıktan 5 ay sonra baba olabileceğini öğrendiğinde mutluluğunu ilk benimle paylaştı. Bir kaç ay sonra bana keçiboynuzunun içerdiği ilgili etkin maddenin ne olduğunu sordu ve bunu hemen ilaç sanayine kazandırabileceğimi ve ticari olarak da iyi para kazanabileceğimi söylemişti. Ben de bitkiler üzerine yaptığım tüm çalışma ve araştırmalarımı insanlığın hizmetine karşılıksız olarak sunduğumu ve herhangi bir beklentimin olmadığını söyledim. Meslektaşım üç çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyor.

Keçiboynuzu ve sperm hareketliliği
Erkeklerdeki sperm sayısının 40 milyon/ml veya yukarısı normal değerdir. Bu sayı azaldıkça kadının hamile kalabilme olasılığı da azalır. Mühim olan sadece sperm sayısı değildir. Sperm sayısı normal düzeyde (40 milyon/ml ve yukarısı) olsa bile, eğer hareketli sperm sayısı az ise bu taktirde kadının hamile kalma riski de azalır. Spermlerin hareketliliği de önemlidir. Toplam sperm sayısı 7-8 milyon/ml civarında olupta baba olan bir çok insan tanıyorum. Bu nasıl oluyor? Uygulanan keçiboynuzu kürü, düşük seviyede olan 7-8 milyon/ml içerisindeki hem hareketli sperm sayısını yükseltiyor hem de hareketli spermleri daha hareketli duruma getiriyor. Bir taraftan az sayıdaki hareketli sperm sayısını yükseltmekte diğer taraftan da mevcut hareketli spermlere daha fazla hareketlilik kazandırmaktadır. Normal sperm sayısı oldukça düşük olmasına rağmen, spermlerin belli bir yüzdesinin hareket hızı yükseldiğinden yumurtaya ulaşma oranı yükselmektedir. Bu sayede sperm sayısı normal sayının altında olmasına rağmen hamilelik başlayabilmektedir.

Keçiboynuzu ve sperm acrosome aktivitesi
Hamileliğin oluşabilmesi için sperm sayının normal düzeyde olması gerektiğini belirtmiştim. Bazı durumlarda toplam sperm sayısı normal seviyesinde olduğu halde ve hareketli sperm sayısı da normalken, buna rağmen hamilelik çok zor gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi nedir? Spermlerin baş kısmında bir kesecik bulunmaktadır. Bu keseciğe acrosome denir. Bu keseciğin içerisinde çok sayıda değişik enzimler bulunmaktadır. Sperm, yumurtaya temas ettiği anda, acrosome içerisindeki enzimler yumurtanın membranını (zarını) parçalarlar (çözerler, eritirler) sperm yumurtanın içerisine girer ve döllenme başlar. İşte, yumurta zarı ile temas eden sperm-acrosomunun içerdiği enzimler yeterli aktiviteye sahip değiller ise, yumurtanın membranını (zarını) parçalayamazlar (eritemezler, çözemezler). Ve yumurtanın döllenmesi mümkün olmaz. Görülüyorki, hareketli sperm yumurtaya ulaşmasına rağmen döllenme mümkün olmayabilmektedir. İşte, keçiboynuzu kürü hem hareketli sperm sayısını artırmakta, hem hareketli spermleri daha hareketli kılmakta ve hem de spermin baş kısmında bulunan acrosome içeriğindeki enzimlerin aktivitesini yükselterek, yumurta zarının parçalanmasına imkân sağlamaktadırlar. Çoğu zaman toplam sperm sayısı normal seviyenin altında olmasına rağmen (7-8 milyon/ml) keçiboynuzu kürü ile döllenme gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi, harnupun spermlere, sayıca az olmalarına rağmen hareketlilik kazandırarak yumurtaya ulaşmasını sağlamak ve acrozom içerisindeki enzimlerin aktivitesini arttırarak da yumartanın membranını kolayca parçalayabilme imkânlarını sağlamasıdır.

İktidarsızlığa karşı adeta mucize çözüm keçiboynuzudur. Keçiboynuzu kürünün etkisini viagra ile mukayese etmek mümkün değildir. Keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık için viagranın bir gecelik getirdiği çözüme karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir. Aksine, iktidarsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir. Dönem dönem uygulanacak kür ile de iktidarsızlığı ortadan kaldırabilmektedir. İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri bir kürdür. Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama, iktidarsızlık şikayetleri olan erkekler için ideal bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirebilmektedir. Viagranın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur.

Keçiboynuzu kürü uygulanırken, iktidarsızlığa karşı etken olan etkin maddelerinin önce vücutta depolanmaları gerekir. Bu etkin maddeler, vücutta ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra, hücre içindeki transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek (uyararak) etkisini göstermeye başlarlar. Hücre içinde etkinliğini (aktifliğini) kaybetmiş olan bazı enzimleri aktive ederek şikayetlerin ortadan kalkmasına neden olurlar. Etkin maddelerin, vücudumuzda depolandıktan sonra etkilerini göstermeye başlamaları hemen hemen bütün bitkisel kürler için geçerlidir. Genel olarak, bitkisel kürlerin sonuca ulaşması (etki edebilmesi) zaman almaktadır. Bunun nedeni, kürün uygulanması esnasında etkin maddelerin önce vücudumuzda depolanması gerekir ancak, bu depolanma süresi zaman almaktadır. Bu nedenle bitkisel kürleri uygularken sabırlı olmak gerekir. Bu kürü uygulamak isteyen şeker hastalarının önce hekimlerine danışmaları gerekir. Çünkü, keçiboynuzu fazla miktarda şeker içermektedir. Yaklaşık 85.000 ppm fruktoz, 95.000 ppm glukoz 215.000 ppm sakaroz içerir. Diğer bir ifadeyle eğer, 100 gram keçiboynuzu tüketilir ise, yaklaşık 8.5 g fruktoz, 9.5 g glukoz ve 21.5 g sakaroz’u vücudumuza almış oluruz. Bu kürü uzun müddet uygulayanların göz ardı etmemeleri gereken bir nokta da, bir miktar kilo aldırmasıdır. Değerli okuyucu, aşağıdaki uygulama şekillerinden herhangi birine göre keçiboynuzu kürünü uygulamaya karar verirseniz ya da keçiboynuzunu çiğneyerek tüketirseniz kan şekerinizin yükselmeyeceğini biliniz. Şeker hastalarının bir çoğu keçiboynuzunun kan şekerlerini yükselteceğini düşünürler, halbuki bu yanlış bir düşüncedir. Kan şekerini yükselten keçiboynuzunun pekmezidir. Bu nedenle şeker hastalarının keçiboynuzu pekmezini tüketirken dikkatli olmaları ve hekimlerine danışmaları gerekir. Tekrar belirtmekte fayda görüyorum, aşağıda belirtmiş olduğum uygulama şekillerine göre, haşlanmış keçiboynuzu suyu, şeker hastalarının kan şekerini yükseltmemektedir.

Çok sık karşılaştığım bir soru da şudur, “Keçiboynuzu fruktoz, glukoz ve sakaroz gibi şeker çeşitlerini bol miktarda içerdiği halde, çiğ olarak tüketildiğinde veya haşlama suyu içildiğinde nasıl oluyorda kan şekerini yükselt miyor? ” Bu sorunun cevabı, keçiboynuzunun aynı zamanda şeker dengeleyici etkin maddelere sahip olmasında yatmaktadır. Keçiboynuzu pekmezi hazırlanırken, şeker dengeleyici etkin maddeler büyük bir oranda yok olduğundan, pekmezi kan şekerini yükseltmektedir. Bir çok kimse, pekmezinde de aynı şifa gücü vardır diyerek, keçiboynuzu kürlerini pekmezi ile yapmaktadırlar. Bu düşünce doğru değildir. Keçiboynuzu pekmezi belirtmiş olduğum rahatsızlıklara karşı en fazla %20 oranında etkilidir. Yeri gelmişken önemli bir noktayı açıklamakta fayda görüyorum; Keçiboynuzunu suda haşlarken kesinlikle on dakikadan fazla haşlamayınız. On dakikanın üzerindeki haşlama süresinde kan şekerini yükseltme riski başlamaktadır. Aşağıda vermiş olduğum uygulama şekillerinde haşlama süreleri, uygulanacak olan küre göre üç ile sekiz dakika arasında değişmektedir. Dikkat edilecek olursa, keçiboynuzu ile ilgili olarak belirtmiş olduğum hiçbir kürde sekiz dakikanın üzerinde haşlama süresi yoktur.

İyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) şikâyeti olanların zaman zaman keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmeleri çok faydalıdır. Çünkü keçiboynuzu, iyi huylu prostat büyümesine neden olduğu bilinen 5-alpha-reductase enziminin aktivitesini düşüren (inhibe eden) beş tane etkin maddeye sahiptir. Bu etkin maddelerden en önemli iki tanesi palmitic acid ve stearic acid’dir. 5-alpha-reductase enziminin aktivitesi ne kadar yüksek ise iyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) o kadar hızlı gelişir. Prostatın büyümesi bir takım şikâyetleri de beraberinde getirmektedir. İyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu şikâyetlerin başında idrar yapma zorluğu, idrar kesesini tam boşaltamama, sık sık idrara çıkma isteği, geceleri birden fazla idrara kalkma ve idrar yaparken çatallanma veya fıskıye şekli gelir.

Kitapta belirtilen tüm uygulamaları size önerildiği şekilde hazırlayınız ve uygulayınız. Uygulama sürelerine ve miktarlarına uyunuz. Tabiat ana bir denge, nizam ve kural üzerine kuruludur ve belirli kurallara göre çalışmaktadır. İnsanda tabiat ananın bir parçası olduğuna göre, insan vücudu da aynı şekilde belirli dengeler çerçevesin de çalışmaktadır. Örneğin, demir. Demir, insan vücudu için hayati önem taşıyan bir maddedir. Demirin eksikliği de, fazlalığı da insan vücudu için zararlıdır. Bazı insanlar vitaminlerin çok faydalı olduklarına inandıklarından dolayı vitamin haplarını fazla fazla kullanırlar. Çünkü, fazlasının insan vücuduna zarar vermediğini zannederler. Unutmayınızki, vitaminlerin eksikliği sağlığımız açısından hayati önem taşırken, fazlasıda vücudumuza zarar verir. Aynı şekilde size önerilen bitkileri de belirtildikleri şekilde kullanmak gerekir. Daha çabuk sağlığıma kavuşurum düşüncesiyle fazla kullanmak yanlıştır. Doğru olan, hastalığın ve şikayetlerin durumuna göre önerilen kürü dönem dönem tekrar etmektir.

Değerli okuyucu, keçiboynuzunun değirmende öğütülerek un haline getirilmiş ve hazır paketlenmiş şeklini bulmak mümkündür. Keçiboynuzunun pekmezi de satılmaktadır. Her ikisi de kitabımda bahsettiğim kürler için uygun değildir. Çünkü, öğütülme (un haline getirme) esnasında havayla temas eden bir çok etkin madde oksitlenerek veya havanın oksijeni ile reaksiyona girerek tedavi edici özelliğini kaybetmektedir. Keçiboynuzu pekmezinin de aynı derecede etkili olabilmesi için üretimi esnasında uygulanması gerekli bazı kurallar vardır. Bu kurallar yerine getirildiği ve önlemler alındığı taktirde keçiboynuzu pekmezi de aynı amaçla kullanılabilir hale getirilebilir. Ancak, piyasada mevcut hiç bir marka henüz amaca uygun üretim yapamamaktadır. Örneğin, taze sıkılmış meyve sularının vakit geçirmeden içilmesi gerektiği gibi. Taze sıkılmış meyve suyunun içerisindeki C-vitamini de havayla temas ederek (oksitlenenerek) vitamin özelliğini yavaş yavaş yitirir. Keçiboynuzundan pekmezi yapılırken de uzun müddet kaynatıldığı için, içerdiği bir çok etkin madde özelliğini kaybetmekte veya şifa veren gücü önemli ölçüde zayıflamaktadır. Bu nedenle, kitabımda bahsettiğim keçiboynuzu kürlerinden başarılı sonuç alabilmek için onun tabii halini kullanmak gerekir.

Aktarlarda bu amaçla tabii (doğal) haldeki keçiboynuzunu bulmak mümkündür. Hem daha ucuz hem de çok daha etkilidir. Aktarlardan keçiboynuzunu alırken dikkat etmeniz gereken nokta, kırılmamış, ezilmemiş ve parçalanmamış olmalarıdır. Kısaca, satın alacağınız keçiboynuzlarının tüm halde olmasına özen gösteriniz. Kür amaçlı kullanılacak keçiboynuzunun pekmezi veya çiğ olarak tüketilmesi uygun değildir. Ancak, şikayetiniz kabızlık veya ishal ise bu durumda çiğ olarak tüketilmesi gerekir. Söz kabızlıktan açılmışken, ayva çiğ olarak tüketildiği taktirde kabızlığı tetikleyen bir meyvedir. Eğer, pazardan aldığınız ayva çok sert ise, onu kabızlığa karşı kullanabilirsiniz. Yarım litre kaynamakta olan suyun içerisine orta büyüklükteki ayvayı kabuklarını soymadan ortadan en az dörde bölerek atınız. Kaynayan suyun içerisine atmadan çekirdeklerini mutlaka çıkartınız ve hafif ateşte sadece dört dakika haşlayınız. Ilımaya bırakınız. Ilık olarak suyunu içiniz. Arzu edilirse pişmiş ayva parçalarını da tüketebilirsiniz. Hem çiğnemesi kolay hem de bağırsak florasını düzenleyici ve sindirime yardımcıdır. Bu amaçla halk arasında “ekmek ayvası” olarak bilinen cinsini kullanmayınız. Bu özellik sert ayvada vardır.

Akciğer kanseri ve keçiboynuzu
Değerli okuyucu, akciğer kanseri hastalarında radyoterapiye bağlı fibroz doku oluşabilmektedir. Fibroztik dokunun oluşması neticesinde ödem oluşabilmekte ve bu durum hastanın yaşam kalitesini oldukça zorlaştırmaktadır. Fibroz doku oluşumu aynı zamanda öksürüğü de tetikleyerek hastanın şiddetli öksürük krizleri yaşamasına neden olabilmektedir. Ayrıca, fibroz dokunun oluştuğu bölgede sekresyon (vücut sıvısının salgılanması) artışı olduğundan öksürükle beraber sarı renkli sekret sıvı da dışarı atılmaktadır. Genel olarak, akciğerde oluşan ödemi uzaklaştırmada keçiboynuzu kürü mükemmel bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü akciğere yönelik olarak ödemi uzaklaştırmakda spesifiktir. Adeta, akciğer ödemini uzaklaştırmak için yaratılmıştır. Diğer organ ve dokulardaki ödemi uzaklaştırmada bu kadar etkin değildir. Bunun için 4 nolu kür uygulanmalıdır. Bazı hastalar, ödem uzaklaştırmada keçiboynuzu kürü uygulanırken öksürük nöbetlerinin artış gösterip göstermediğini sormaktadırlar. Keçiboynuzu kürü sekresyonu inhibe ettiğinden (salgılamayı yavaşlattığından) aksine, hasta daha az öksürük tetiklemesi yaşar ve sekresyonun azaldığını da öksürük esnasında daha az miktarda sarı renkli sekret atıldığını gözleyerek anlar.

Keçiboynuzu ile Zayıflama ve de Sağlıklı Beslenme
Öğünlerden bir saat önce çiğ olarak tüketeceğiniz 2-3 tane keçiboynuzunun sizi nasıl uzun müddet tok tuttuğunu hayretle gözleyebilirsiniz. Olgun keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmek gerekir ve de uzun uzun ağızda çiğnenmesine özen gösterilmelidir. Nasıl oluyor da keçiboynuzu tokluk duygusu veriyor? Sindirimin ağızda başladığını ve iyi çiğnemenin sindirimi ne kadar kolaylaştırdığnı biliyoruz. İyi çiğneme, fiziksel olarak midenin vazifesine büyük oranda katkıda bulunur. Kısaca, besinleri dişlerimiz yardımıyla ezerek parçalarız. Ancak, bu işin bir de kimyasal olarak parçalanması vardır. Kimyasal sindirim, ağız salyasında başlar, midede devam eder ve bağırsaklarda son bulur. Besinler, yağ (lipid), şeker (karbonhidrat) ve protein içerirler. Besinlerin içerdiği yağ, şeker ve proteinler vücudumuz tarafından emilemezler. Emilebilmeleri için mutlaka, önceden vücudumuz tarafından üretilen enzimler yardımıyla kimyasal olarak parçalanarak emilebilir hale dönüştürülmeleri gerekir. Sindirim sistemimizde, en az yirmibeş tane birbirinden farklı kimyasal parçalayıcı enzimler bulunmaktadır. Ağız salyasında, midede ve bağırsaklarda, besinlerin içerdiği şekeri, yağı ve proteinleri kimyasal olarak parçalayan ve emilebilir hale getiren yani, vücudumuz tarafından kullanılabilir şekere, yağa ve proteine dönüştüren enzimler bulunur. Bu enzimler üç ana grupta toplanır:

Proteinleri parçalayan enzimlere PROTEAZ
Yağları parçalayan enzimlere LİPAZ
Şekeri parçalayan enzimlere AMYLAZ


Yemekten bir saat önce çiğneyerek tüketilen 2-3 adet keçiboynuzu, lipaz ve amylaz enzimlerini frenleme (inhibe etme) özelliğine sahiptir. Kısaca, bu enzimlerin aktivitesini düşürür. Bu sayede, besinlerin içerdiği yağ ve şeker çok daha az oranda parçalanırlar. Parçalanmayan yağ ve şeker vücudumuz tarafından kullanılamıyacağı (emileme-yeceği) için dışkıyla kullanılamadan dışarı atılır. Unutmayınız, besinlerin içerdiği yağ, şeker ve proteinlerin bir çoğu vücudumuz tarafından kullanılamaz. Kullanılamadıkları için de bunlardan enerji almamız mümkün değildir. Kullanılabilmeleri için, vücudumuzda bulunan lipaz, amylaz ve proteaz enzimleri tarafından, vucudumuzun kullanabileceği (emibileceği) yağ, şeker ve proteine dönüştürülmesi gerekir.

Zayıflamak isteyenler şekere karşı ölçülü olmak zorundadırlar. Eğer, şeker veya tatlı tüketimine karşı iştahınız varsa, hiç çekinmeden altı-yedi tane keçiboynuzu tüketebilirsiniz. Keçiboynuzu tüketimi tatlıya karşı olan iştahınızı giderirken, size kilo da aldırmayacaktır. Bu arada ne kolestrolünüz ne de kan şekeriniz yükselmeyecektir. Şeker hastaları çekinmeden keçiboynuzu tüketebilirler. Olgunlaşmış keçiboynuzu (kahverengi-siyah) çiğ olarak tüketilmelidir. Çiğ olarak tüketilen keçiboynuzu kan şekerini yükseltmez. Şeker hastaları da çekinmeden günde 5-6 adet keçiboynuzunu çiğ olarak tüketebilirler. Bu kural keçiboynuzunun pekmezi için kesinlikle geçerli değildir.

Kür 1: Genel nefes darlığı, alerjik nefes darlığı ve soğuk alerjisi durumunda
Orta büyüklükteki keçiboynuzundan 6-7 tanesini önce soğuk su altında yıkayınız. Daha sonra bunları küçük küçük (3-4 cm uzunluğunda) kırarak, kaynamakta olan yarım litreye yakın suyun içine atınız. Hafif ateşte 7-8 dakika kaynatınız. Soğuduktan sonra süzerek suyunu cam şişeye doldurunuz. Buzdolabında en fazla üç gün beklete- bilirsiniz.

Hergün sabah kahvaltısı arasında ve akşam yemeğinden önce bir çay bardağı içilir. Yaklaşık yarım litre olarak hazırladığınız keçiboynuzu suyu üç gün buzdolabında bozulmadan korunabilir. Her üç günde bir, taze olarak hazırlamanız gerekecektir. Hiç ara vermeden 20 gün uygulayınız. Yirmi gün tamamlandıktan sonra aynı şekilde hiç ara vermeden 15 gün devam ediniz. Onbeş günlük kürü uygularken bir çay bardağı içerisine bir küçük çay kaşığı bal ilave edip karıştırınız, sabah kahvaltınız arasında ve akşam yemeğinden önce birer çay bardağı içiniz. Keçiboynuzu kürünü uygularken sabah kahvaltınızda ayrıca bal tüketmeyiniz.

Dikkat: 5 ile 12 yaş arasındaki çocuklarda nefes darlığı veya alerjiye bağlı nefes darlığı söz konusu ise, bu taktirde uygulama 1’ e göre sadece bir çay bardağı sabah kahvaltısı arasında içilecektir. Akşam yemeklerinde içilmeyecektir
Dikkat: Bu kürü uygularken kahvaltıda ayrıca bal tüketmeyiniz. Daha güçlü olur diye bir çay kaşığından daha fazla bal ilave etmeyiniz.

Kür 2: Akciğer kanserini önleyici olarak
Kür 1 den en önemli farkı ve dikkat edilmesi gereken nokta kaynama süresidir. Soğuk su altında 6-7 adet keçiboynuzunu yıkadıktan sonra 600-650 ml (yarım litreden biraz fazla) kaynamakta olan suyun içine kırarak atınız. 3-4 dakika hafif ateşte ağzı kapalı olarak kaynadıktan sonra 20 dakika soğumaya bırakınız. Yirmi dakika sonra harnup parçalarını temiz bir kaşık ile kabın içerisinden çıkartınız. Soğuduktan sonra temiz bir kaba suyunu alınız. Her ay 4 gün, sabah ve akşam birer çay bardağı içilir.

Kür 3: Hareketli sperm sayısını ve kalitesini artırıcı ve de erkeklerdeki iktidarsızlığa karşı
Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6–7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 20 dakika dinlendiriniz. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra yarısını sabah aç karna, diğer yarısınıda akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz. Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca hergün akşam yatağa giderken bir su bardağı içiniz. Daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayınız.

Kür 4: Akciğer ödemine karşı
Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6–7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 6 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 15 dakika dinlendiriniz. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra üçte birini sabah aç karna, üçte birini öğlen aç karına, son kalan üçte birini de akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz. İkinci haftadan itibaren haftada dört gün ödem tamamen bitene kadar kür uygulamaya devam edilir.

Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Bilmeniz gereken nokta kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, bu kitaptaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız.
 :cehennet

120 milyar dolar dış borcu olan şirketler yabancılara geçer mi

Başta ihracatçı olmak üzere sanayicinin kurdan şikayetçi olduğu bir dönemde, BDDK Başkanı Tevfik Bilgin ilginç bir tespit yaptı. 120 milyar dolar civarında dış borcu bulunan özel sektörün, büyük bir kur riski taşıdığına dikkat çeken Bilgin, "Kurda bir hareketlilik olursa acaba bizim reel sektörün bir kısmı yabancıların eline geçebilir mi" sorusunu gündeme taşıdı.

KURLARIN düşüklüğü, uzunca bir süredir başta ihracatçı olmak üzere sanayicinin en büyük şikayetleri arasında yer alırken, Bankacılık Denetleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, bu konuda ilginç bir durum tespitinde bulundu. Bilgin, BDDK’nın 8’inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen "Küresel ve Ulusal Finansal Sistemde Yeni Mimari Arayışları" konferansında, reel sektörün doğrudan dışarıdan borçlanmasını gündeme taşıdı. Özel sektörün yurtdışına 120 milyar dolar civarında borcu bulunduğuna dikkat çeken Bilgin, bunun karşılığında hisse senetlerini rehin vermiş olmaları halinde önemli bir kur riski taşıdıklarına dikkat çekti.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) düzenlediği "Sektörel Ekonomi Şurası"nda 12 saat boyunca 56 sektör meclisinin sorunlarını dinleyen ekonomi yöneticileri arasında yer alan Bilgin, dünkü konuşmasında bankalara olduğu kadar reel sektör temsilcilerini de seslendi. Türk bankacılık sisteminde "en küçük krediden en büyüğüne kadar firmaların bütün risklerinin analiz edildiğini" söyleyen Bilgin, sözlerine şöyle devam etti: "Yurtdışından borçlanan reel sektör firmalarımız, karşılığında teminat olarak yurtdışında sahip oldukları varlıkları teminat olarak göstermişlerse ya da 20-30 yıldır büyük zorluklarla bugüne getirdikleri şirketlerin hisse senetlerini rehin vermişlerse, kurlarda bir hareket olduğunda bizim reel sektör şirketlerinin bir kısmı hiç bilmediğimiz yabancıların eline geçebilir mi? Ekonomik güvenlik açısından bu konunun hassasiyetle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu hep beraber düşünmemiz lazım."

Yapılamayacak hedefler

Bankalara da "Bu dönemde önemli olan mevcudu korumak olmalı" diye seslenen Bilgin, "Şube müdürlerinize yapamayacakları hedefler vermeyin" uyarısında bulundu. Bilgin, şöyle konuştu: "Mevcudu koruyan banka başarılı bankadır. Bir bankanın mali yapısı, sermaye yeterliliği yeterli ise elbette farklı bir büyüme politikası izleyebilir. Ama sırf yarışta geri kalmamak için adale gücüne bakmadan yarışa devam ediyorlarsa, bu kararlarının menfi etkilerini bilançolarında çok hızla görecekler. İçinde bulunduğumuz dönemde banka ve müşteri arasındaki diyalog büyük önem taşıyor. Bankalar kadar reel sektörün de iş birliğine açık ve finansal anlamda şeffaf olması önemli. Bankalarımızın ve firmalarımızın, ’yağmurlu günde şemsiyeyi alan, güneşli günde geri veren’ söyleme son vereceklerine inanmaktayız."

Gelecek, konut ve KOBİ

Türk bankacılık sisteminin geleceğini parlak olduğunu ve geleceğin konut ve KOBİ kredilerinde olacağını söyleyen Bilgin, sektöre şu övgülerde de bulundu: "Türk bankacılığı Doğu Avrupa ve çevresindeki tüm ülkeler dahil şu anda bile yıldızlaşmaktadır. Gelecekte ülkenin potansiyeliyle yıldızı daha da parlayacaktır. Türkiye bu anlamda bölgenin finans merkezi olma konusunda önemli mesafe kaydetmiştir."

Tüketim kadar tasarrufu anlatın

HAZİRAN itibariyle mevduatın bir önceki yıla sadece yüzde 22 artışla 406 milyar YTL’ye ulaştığına dikkat çeken Tevfik Bilgin, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu eskiden beri yaşanan bir sorun. Bu konuda bankalarımıza büyük görev düşüyor. Lütfen değerli bankacılarımız ve banka yöneticilerimiz tüketimi körükleyen ya da kamçılayan reklamlar kadar, özellikle genç nesillere tasarrufun önemini hatırlatan, üretmenin hazzını gösteren reklamlar yapalım. Bir toplum sonsuza kadar kredi kartından harcayamaz ya da tüketici kredisi kullanamaz." Tevfik Bilgin, bankacılık sisteminin ülke potansiyeliyle karşılaştırıldığında yetersiz olduğunu, daha çok büyüme imkanları bulunduğunu kaydetti.

Etkilenme ihtimalimiz yüksek, önemli olan farkında olmak

TEVFİK Bilgin, "bir elin parmakları" gibi Türk bankalarının da farklılıkları bulunduğunu dile getirirken, "Türk bankacılık sistemi 49 halkalık bir zincir ise zincirin sağlamlığı en zayıf halkanın gücüyle doğrudan bağlantılı. BDDK olarak sistemi bütün olarak bir arada tutmak temel hedefimiz. Görece zayıf halkaların güçlenmesi için her türlü tedbir alındı" dedi. Dünyadaki dalgalanmaya da değinen Bilgin, şunları söyledi: "Şu an itibariyle Türk bankalarında çok riskli konut kredisi bulunmuyor. Krediler reyting ayarlamalarıyla şişirilmiyor. Yüzde 12’nin altında sermaye yeterlilik rasyosuna sahip banka bulunmuyor. Sistemin şeffaflılığı batıyla karşılaştırılamayacak düzeyde. Elbette global gelişmelerden de bağışık değiliz, etkilenmekteyiz. Ve daha da şiddetli etkilenme ihtimalimiz yüksek. Ancak önemli olan bunların farkında olmaktır."
 
 
hürriyet

New York’ta 3 restoran açtı kavşağa adı verildi

6328461 
Razi CANİKLİGİL
 

New York’ta yaşayan Kıbrıslı işadamı Ayhan Hasan, bir semte 3 adet restoran açınca kavşağa adını verdiler.

1972 yılından beri yaşadığı Long Island’da toplam 7 Türk restoranı açan Hasan’ın Port Washington semtinde aynı kavşakta 3 binayı alıp restorana çevirmesi üzerine kent belediyesi kavşağa "Ayhan’s Corner" adını verdi. Öğrencilik yıllarında müftü olsun diye ailesi tarafından Adana’ya İmam Hatip Okulu’na gönderilen Kıbrıslı Ayhan Hasan, kısa süre sonra okuldan kaçtı ve gemici oldu. Daha sonra ABD’ye yerleşerek New York’ta yıllarca Yunan restoranlarında çalışan Ayhan Hasan, içinde sürekli olarak Akdeniz mutfağını Türk lezzeti ile sunma hayalini yaşadığını ancak cesaret edemediğini söylüyor. Port Washington’da dolaşırken çöpte tesadüfen bir Samsun sigarası paketi bulan Hasan, "Amerika’da insanlar Samsun sigarası içiyorsa Adana kebap da yerler diye düşünerek restoranı açmaya karar verdim" diyor. Port Washington’da "Ayhan’s Shish Kebab", "Ayhan’s Fish-Kebab Restaurant" ve "Ayhan’s Mediterranean Marketplace" isimli 3 restoranı bulunan Ayhan Hasan’ın kendi adını taşıyan özel salata sosları da marketlerde ve internette satılıyor.

 
Hürriyet

"Açlık sınırının üzerine çıkacağız"

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, toplu görüşmelerin ardından, açlık sınırının altında maaş alan kamu çalışanı kalmayacak olmasından büyük mutluluk duyduklarını söyledi.
Akyıldız, uzlaşmayla sona eren toplu görüşmelerin ardından Başbakanlık Merkez Bina'sı önünde yaptığı açıklamada, bu toplu görüşme sürecinde gerçekleştirilmesi konusunda üzerinde net olarak mutabakatın sağlandığı, üzerinde çalışılacak ve daha sonraki süreçte ele alınacak konuların ortaya çıktığını ifade etti.

Toplu görüşmelere "kamu çalışanlarını açlık sınırından kurtaracağız" sloganı ile geldiklerini belirterek 15 Ağustos'taki ek ödemeler dahil, askerliğini yapmış, lise mezunu bekar bir çalışanın aylık ücretinin 1030 YTL'ye yükselip açlık sınırının üzerine çıkacağını anlatan Akyıldız, açlık sınırının altında maaş alan kamu çalışanı
kalmayacak olmasından büyük mutluluk duyduklarını dile getirdi.

"Hedef grev ve toplu iş sözleşmesi hakkı elde etmek"


Akyıldız, özellikle 4/B kapsamında çalışanların eş durumundan tayini ile ilgili değerlendirme, becayiş hakkının verilmesi, askerlik dönüşü işe başlama ve mali haklarla ilgili emsal uygulaması konusunda incelemeye tabi tutulmasının önemli gelişmelerden bir tanesi olduğunu söyledi.

Kamu çalışanlarının grev ve toplu sözleşme ile siyaset yapma hakkına kavuşması için ciddi bir çalışmanın başlatılabileceği bir nokta oluştuğunu ifade eden Akyıldız, "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının içinde bulunacağı ve Sayın Bakan'ın da öncülüğünü yapacağı Devlet Personel Başkanlığı ve kamu çalışanlarını temsil eden sendikaların içinde bulunacağı bir çalışma süreci başlatılacaktır. Bu konuda talebimiz, sürecin uzatılmaması ve 4688 sayılı kanunda yapılacak düzenlemelerin bir an önce yapılmasıdır. Bütün bunların yapılabileceği bir ortamın oluştuğu kanaatindeyiz. Kamu çalışanları adına önümüzdeki süreçte hedeflenen, grev ve toplu sözleşme hakkı almak üzere daha yoğun çalışmaların yapılacağını inanıyorum" dedi.

Memur-Sen Başkanı: "Alınabilecek en iyi sonuç"

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu da görüşmelerden Memur-Sen için ideal olan sonucun değil, bu yasayla alınabilecek en iyi sonucun çıktığını söyledi.

Toplu görüşme masasına çalışanların beklentilerine çözüm olabilecek ekonomik, sosyal bütün konularla ilgili çalışmalar yaparak hazırlıklı geldiklerini belirten Gündoğdu, masada kısa ve orta vadeli taleplerini
ortaya koyduklarını anlattı.

Çalışanlarla sosyal devletin ilkesi gereği devleti barıştıracak, çalışanların motivasyonunu sağlayacak bir rapor hazırlayarak masaya koyduklarını aktaran Gündoğdu, bu sene toplu görüşmelerin son kez yapılması ve toplu iş sözleşmesine geçiş ile ilgili taleplerini de masada dile getirdiklerini ifade etti.

Gündoğdu, görüşmelerden bu konu ile ilgili yol haritasının çıkmasının, görüşmelerin kazançlarından biri olduğunu söyledi.

"Yüzde 4 4.5 en az memnun olduğumuz sonuç"


Ek ödemelerle ilgili en düşük memur maaşına 103 YTL, ortalama devlet memuru maaşına 112 YTL iyileştirilme verilmesinin Memur-Sen'in Ağustos ayı için ideal öngürüsü olduğunu belirten Gündoğdu, "Ek ödemelerin ikinci kısmının Ocak 2009'da verilmesini arzuluyorduk. Sayın Bakanımız sağolsun 2012'inin ikinci yarısına kadar geri kalan ek ödemenin yüzde 45.5'lik kısmını masada sendikalarımızla birlikte çalışalım, olgunlaştıralım yaklaşımında bulundu" dedi.

Güngören ayrıca şunları kaydetti:

"Ek ödemelerin verilmesiyle memurundan az alan idareci konusu da bu masada çözüldü. İdeal hiyerarşideki dengenin gözetilmesi kararı da bu masadan çıktı. Bunu da buradan müjde olarak arkadaşlarımıza vermek mümkün.

4/B'lilerin eş tayini, becayiş hakkı, askerlik dönüşü işlerine dönebilmeleri gibi konuları imza altına aldık. İdeal olarak da 4/B'nin kadroya geçirilmesi talebimiz devam ediyor. KEY ödemeleri ile ilgili, alamayan, mağdur olan arkadaşlarımız var. Yine bu masadan bu mağduriyetlerin giderilmesine yönelik çalışmalar yapılması kararı çıktı.

Yüzde 4 4.5 en az memnun olduğumuz sonuç. Önce saydığım konular memnuniyetimizin yüksek olduğu konular. İdeal olan değil, bu yasayla kopabileceğimiz ancak bu olabilirdi. Bunun da hedeflenenden, planlanandan yukarıya çıkmış olmasını bundan sonraki toplu sözleşmeli sendikal hakka geçişle paydaş olma ümidi ile çalışanlar adına gelecek süreçte daha olumlu kazanımlar elde edilebilirliğimizin bir başlangıcı olarak algılanmasını arzu ediyoruz."

Gündoğdu, 15 günlük süreç öncesi aylarca, yetkili kurum ve kuruluşlarla irtibata geçerek, bu masayı, bu masanın işlevsizliğine son vermek dahil anlamlı hale getirmeye çalıştıklarını belirterek, "Bu yasayla olabilecek en anlamlı sonuç diyorum. Çalışanlarımıza 10 YTL toplu görüşme primi konusu kamuoyuna değişik yansıtılıyor. Hiçbir konfederasyonun sendikalara yönelik bir kuruş talebi olmamıştır. İşçi sendikaları toplu sözleşme imzaladıklarında üyeleriyle ilgili ikramiye, prim alıyorlar. Biz de 930 bin örgütlü sendikalı üyelerin aidatına, kasasına, cebine yansıyacak bir talep olarak masaya getirmiştik. 10 YTL olarak çıktı. Miktarı küçüktür, ama örgütlü topluma pozitif bakış adına bu da önemlidir" diye konuştu.

Akyıldız oturma eylemi yapan sendikalılarla bir araya geldi


Bircan Akyıldız, toplu görüşmelerde anlaşma sağlanmasının ardından oturma eylemi yapan sendika üyeleriyle bir araya geldi.

Toplu görüşmelerde anlaşma sağlanmasının ardından Abdi İpekçi Parkı'na gelen Akyıldız, burada yaptığı konuşmada "çok içlerine sinmese de zor bir süreci tamamladıklarını" belirterek, "Türkiye Kamu-Sen olarak buradaki hedefimiz kamu çalışanlarının haklı taleplerinin masada tartışılmaya çalışılmasıydı. Bunu da başardık" dedi.

Akyıldız, toplu görüşmeleri yakından takip edebilmeleri için çalışanlardan oluşan 3-4 kişilik bir grubu uzman heyet olarak gelecek yıl sürece dahil edeceklerini söyledi.

Bu arada, oturma eylemi yapan konfederasyon üyeleri Akyıldız'ın parka gelmesinden önce, toplu görüşmelerde anlaşma sağlanmasının ardından yapılan açıklamaları kurdukları çadırdaki televizyondan izledi.
CNNTÜRK

'Beyaz tenli' güneşte fazla kalmamalı

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Çetinkale, açık, beyaz bir ten ile cildinde 50'nin üzerinde ben bulunanların güneşe fazla maruz kalmasının ölümcül olabileceğini bildirdi.
İlgili Haberle
Çetinkale, yaptığı yazılı açıklamada, ozon tabakasının incelerek "ultraviyole B ışınlarının" yeryüzüne daha çok düşmesinin, dünyanın en ölümcül deri kanserini tırmanışa geçirdiğini belirterek, son yıllarda hızlı bir artış gösteren ve en yaygın kanserler arasında yedinci sıraya yerleşen "malign melanoma"nın beyaz tenli yaklaşık her 65 kişiden birini tehdit ettiğini kaydetti.

"Açık, beyaz bir ten ve çok bene (50 ve üzeri) sahip olanların güneşe fazla maruz kalması ölümcül olabilir" uyarısında bulunan Çetinkala, benlerin hepsinde kanser riski olmadığının altını çizdi.

Çetinkale, özellikle sonradan ortaya çıkarak hızla büyüyen, doğumdan itibaren bulunan büyük benlerin kanser olma tehlikesinin daha çok olduğunu, ayrıca el ayası, ayak tabanı, genital bölgede bulunan veya devamlı tahriş olan, özellikle erkeklerde sakal tıraşı alanına yerleşen benlerin de kanserleşme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu vurguladı.

Ultraviyole ışınlarının yoğun olduğu bölgelerde, özellikle insanların dışarıda çok kalmasının bu kanseri yaygınlaştırdığını ifade eden Çetinkale, "Mavi göz, açık renk veya kızıl saç, beyaz ve soluk ten, güneşe karşı hassas ve kolayca güneş yanığı olan cilde veya vücudunda muhtelif sayıda çillere sahip olmak, benlerin çok sayıda olması, ergenlik döneminde fazla güneş ışını alımı, yüksek dozda UV B ışınına maruz kalmak, malign melanomanın önemli risk faktörleridir" bilgisini
verdi.

Bendeki değişikliklere dikkat

Değişiklik gösteren benin, en önemli risk faktörü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oğuz Çetinkale, benin boyutunda, şeklinde, karakterinde ve renginde değişme, kanama veya kaşıntının başlamasının malign melanom hastalarının yüzde 80'inde bulunduğuna işaret etti.

Çetinkale, değişen bende (nevüste) görülebilecek belirtileri, "ben de asimetri olması, dış kenarlarının girintili çıkıntılı şekil alması, renginin kısmen veya tamamen siyah, kahverengi, mavi, kırmızıya dönüşmesi veya etrafında beyaz renk değişiklikleri göstermesi, en uzun çapının 6 milimetreden daha fazla olması veya büyümesi, normal cilt seviyesinden kabarması veya yükselmesi, üzerinde yara açılması ve zaman zaman kanaması olarak" sıraladı.

Bu belirtileri fark eden kişilerin doktora başvurmasını tavsiye eden Çetinkale, şunları belirtti:

"Bir diğer önemli konu da vücudun arka bölümünde, saçlı deride veya sırtta yerleşim gösteren benlerdeki değişimlerin gözden kaçırılmasıdır. Doğal olarak kişi bunları göremediği için değişiklikleri de izleyemez. Böyle durumlarda yakınlarından yardım alarak bunları izlemek gerekir.

Kişiden kişiye değişen potansiyel riskin daha ciddi olduğu durumlarda, gerekirse düzenli aralıklarla vücudun belli bölgelerinin genel resimleri çekilerek kayıt altına alınmalı ve değişiklikler öncekilerle mukayese edilerek izlenmelidir."
CNNTÜRK

Deri kanserine karşı etkili merhem

Çok küçük maddelerden (nanomateryaller) yapılan ve kırmızı ışıkla etkin hale gelen bir merhem, deri kanserinin başlangıç ve orta seviyesinde yüzde 95 etkili oldu.
İlgili Haberler

 

Sao Paulo Üniversitesi'nden bilim adamları tarafından geliştirilen merhem, Brezilya'nın 3 hastanesinde bir yıl boyunca denendi ve 400'den fazla hasta başarıyla tedavi edildi.

Araştırmanın başındaki Antonio Claudio Tedesco, merhemin doku bozukluğunun olduğu bölgeye sürüldüğünü, daha sonra kimyasal tepkilerin oluşması için bölgeye kırmızı ışık verildiğini, ilacın lazere duyarlı olmasının kanserli hücrelere saldıran serbest radikallerin oluşumunu sağladığını belirtti.

"Fotodinamik tedavinin dünyada 30 yılı aşkın süredir, Sao Paulo'da ise 1995'ten bu yana denendiğini" belirten Tedesco, bugün mevcut olan nanoteknoloji sayesinde bu alanda büyük gelişmeler kaydedildiğini söyledi.

Merhemin cerrahi müdahale gerektiren tümör türlerindeyse etkili olmadığı bildirildi.

Bu teknik başarılı olsa da merhemin henüz satışa sunulmadığı, daha fazla sayıda hasta üzerinde bir dizi araştırmanın gerekli olduğu da vurgulandı.
CNNTÜRK

 

Kalp krizi sonrası kolesterol ilacı kullanımı

Kalp krizinden sonra kolesterol ilacının bırakılmasının ölüm riskini artırabileceği bildirildi.
  • Kolesterol ilaçlarının kalp krizi geçirdikten sonra da kullanılmaya devam edilmesi gerektiği bildirildi Kolesterol ilaçlarının kalp krizi geçirdikten sonra da kullanılmaya devam edilmesi gerektiği bildirildi
Kolesterol ilacı kullananların yaklaşık yüzde 30'u, kalp krizi geçirdikten sonra, ilacın faydasını görmediğini düşünerek ya da günlük alınması gereken ilaç sayısını azaltmak amacıyla kolesterol tedavisini kesme kararı alıyor.

Ancak McGill Üniversitesi ve üniversitenin sağlık merkezinden bilim adamları tarafından İngiltere'de yapılan araştırmaya göre, kalp krizinin ardından kolesterol ilacını kesenlerin, krizi izleyen birkaç ay içinde ölme riski yüzde 88 artıyor.

Bilim adamları, kolesterol ilacının kalp krizinden sonra kesilmesinin ardından ölüm riskindeki bu ani artışın nedenini henüz tam olarak açıklayamasa da zararlı etkilerin hastanın kişisel değişimi de dahil olmak üzere farklı mekanizmalardan kaynaklandığı sanılıyor.

Avrupa Kalp Dergisi'nde yayımlanan araştırmada bilim adamları, özellikle kalp krizini izleyen hassas dönemde, önerilen ilaçların bırakılmaması gerektiğini vurguluyor.
CNNTÜRK

Yeni Genelkurmay Başkanı'nın ilk mesajı

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, göreve geldikten sonra ilk mesajını 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Günü dolayısıyla yayımladı. Başbuğ mesajında, TSK'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet yapısının en büyük güvencelerinden biri olduğunu belirtti.
Orgeneral Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yayınlanan mesajında, TSK kararlılıkla görevinin başında olduğu sürece, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel niteliklerini aşındırma, ulusal birlik ve beraberliği bozma yönündeki tüm girişimlerin yok olmaya mahkum olduğunu kaydetti.

Orgeneral Başbuğ, Atatürk'ün, Türkiye Cumhuriyeti'nin yürümekte olduğu çağdaş uygarlık yolunu, her türlü tehdide karşı kararlılıkla koruyacak Türk Silahlı Kuvvetleri'ne emanet ettiğini hatırlattı.

Genelkurmay Başkanı, "Türk ulusunun bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri; bilgi, bilinç ve güçlü bir inançla benimsediği 'Atatürkçü Düşünce Sistemi', geleneksel disiplin anlayışı, sarsılmaz birlik ve beraberliği ve yüce ulusunun kendisine duyduğu yüksek güvenden aldığı güçle, bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet yapısının en büyük güvencelerinden biridir" dedi.

"En zor şartlar altında yurdunu ve ulusunu düşman istilasından kurtardığı gibi, bugün de aynı azim ve kararlılıkla, çağın gereklerine uygun bilgi donanımı ile Türkiye Cumhuriyeti'ni her türlü tehlikeye karşı korumak ve kollamak amacıyla görevinin başındadır" diyen Başbuğ, "Türk Silahlı Kuvvetleri bu kararlılıkla görevinin başında olduğu sürece, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel niteliklerini aşındırma, ulusal birlik ve beraberliğimizi bozma yönündeki tüm girişimler yok olmaya mahkum olacaktır" ifadesini kullandı.

Başbuğ mesajını, "Komuta etmekten gurur duyduğum Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değerli mensuplarının Zafer Bayramı'nı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü'nü yürekten kutluyorum" sözleriyle bitirdi.

Efes Pilsen World Cup 7’de İlk Günün Ardından

Konya’da bugün start alan Efes Pilsen World Cup 7’de, A Milli Takım ve Bosna Hersek günü galibiyetle kapatan takımlar oldular.


Konya’da bugün başlayan ve 30 Ağustos Cumartesi günü sona erecek olan Efes Pilsen World Cup 7’de ilk gün zevkli mücadelelere sahne oldu. Turnuvanın ilk gününü A Milli Takım ve Bosna Hersek galibiyetle kapatan takımlar oldular.

Turnuvanın açılış maçında Portekiz ile Bosna Hersek karşı karşıya geldi. Maçın ilk devresi başa baş bir mücadeleye sahne olurken, özellikle 2. yarıdan itibaren oyunun kontrolünü eline geçiren Bosna Hersek karşılaşmadan 83-64 galip ayrılarak Efes Pilsen World cup 7’ye iyi bir başlangıç yaptı.

A Milli Takım ise turnuvadaki ilk maçında İngiltere ile karşı karşıya geldi. Mücadelenin ilk periyodu oldukça çekişmeli bir 10 dakikaya sahne olurken, 2. periyottan itibaren oyuna ağırlığını koymaya başlayan millilerimiz, özellikle 3. periyodun başlamasıyla birlikte oyunun kontrolünü tamamen eline geçirdi ve rakibi karşısında farkı giderek açarak mücadeleden 82-58 galip ayrıldı.

Alınan bu sonuçlarla ilk gün sonunda Türkiye liderliği ele geçirirken, Bosna hersek ikinci, Portekiz üçüncü ve İngiltere de dördüncü sırada yer aldı.

TAKIM O G M A Y P
Türkiye 1 1 0 82 58 2
Bosna Hersek 1 1 0 83 54 2
Portekiz 1 0 0 64 83 1
İngiltere 1 0 0 58 82 1

Öte yandan turnuvanın ilk günü sonunda istatistik liderleri de belli oldu. Milli oyuncu Hidayet Türkoğlu 23 sayı ile “Sayı Krallığı”nda ilk sıraya yerleşirken, Bosna Hersek Milli Takımı’ndan Nihad Djenovic yine 23 sayı ile ikinci, Portekiz’den Andrade Fernandez 18 sayı ile üçüncü, İngiltere’den Nana Mensah-bonsu 14 sayı ile dördüncü ve Portekiz’den Oliviera Marcal da 13 sayı ile beşinci sırada yer aldı.

Turnuvanın “Ribaund Krallığı”nda ise ilk iki sırayı İngiltereli oyuncuları elde etti. Nana Mensah-bonsu 8 ribaund ile ilk sırada yer alırken, Joel Freeland 7 ribaund ile ikinci, Fatih Solak ve Kerem Gönlüm 6’şar ribaund ile üç ve dördüncü, yine İngiltere’den Eric Boateng de 5 ribaund ile beşinci sırada yer aldı.

Efes Pilsen World Cup 7’nin ilk günü sonunda “Asist Krallığı”nda ise ilk iki sırayı milli oyuncularımız elde ettiler. Ender Arslan 5 asist ile ilk sırada yer alırken, Hidayet Türkoğlu da 4 asist ile ikinci sırayı elde etti. İngiltereli oyuncu Isak Boyd 4 asist ile üçüncü sırada kendine yer bulurken, Bosna Hersekli oyuncular Kenan Bajramovic 4 ve Ernest Bremer da 3 asist ile dördüncü ve beşinci sıraya yerleştiler.

Turnuvanın ikinci gününde yarın, 16:45’de İngiltere ile Bosna Hersek karşı karşıya gelirken, millilerimiz de NTVSpor’un da canlı yayınlayacağı karşılaşmada 19:00’da Portekiz ile mücadele edecek.

Melek mi şeytan mı?

Milliyet İnternet

 

Kalkışa hazır. Çünkü kanatları hızla uzuyor. Kediler 9 canlı olur derler ama Çin'de yaşayan bu kanatlı kedinin çok daha fazla şansı olacağı açık.

Daily Mail'in haberine göre sırtının hemen başındaki çıkıntılarla dikkat çeken küçük kedinin kanatları hızla uzamaya başlayınca şeytan mı yoksa melek mi olduğu tartışmaları da hızlandı.

Bir kedi sahibi kanatların stress sonucunda çıktığını iddia ediyor.
Başlangıçta iki çıkıntı şeklindeki kanatların daha sonra hızla büyüdüğünü ve bir ay sonra ise iki kanat halini aldığını belirtiyor. Bu kanatların dişi kedilerin tartaklaması sonucunda çıktığını savunan kedi sahibi, Tom adlı kedisinin şeytan olmadığını aksine kanatlarıyla bir 'kedi meleğe' benzediğini söylüyor.

Fakat genetik uzmanları ortada meleklik ya da sihirlik bir durum olmadığını belirtiyor. Kanatların kedinin yaşam kalitesini etkilemeyeceğini belirten uzmanlar, bunun gelişme hatası, genetik kusur ya da kalıtsal bir hastalık olabileceğine işaret ediyor.

Sitemizdeki bilgilerin büyük çoğunluğu alıntıdır. İlgili yazının yazarının veya kaynak sahibinin istemesi halinde ilgili yazı sitemizden kaldırılacaktır. Web Stats