| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
BU BLOGU ARKADAŞLARINIZA TAVSİYE EDİP BİZE KATKIDA BULUNMUŞ OLACAĞINIZI UNUTMAYIN LÜTFEN !!! İLĞİNİZE TEŞEKKÜRLER

yardimci

Yazılar arşiv 10.2008 Other entries in 2008-10 resimler , videolar

İşte 7 adımda uydu alıcınızı yeni frekanslara uyarlama formülü...


Yeni uydu ile kaliteli yayın dönemi başlıyor.

73 TV ve radyo frekansı değişti.

 Vatandaş ya ayarı kendi yapacak ya da uyduculara koşacak.

TÜRKSAT uydularından yayın yapan televizyon ve radyoların frekansları

 bugün 02:00'den itibaren değişti. Değişimden 73 adet TV ve radyo

frekansı etkilenirken, uydu sistem kurucuları hafta başında büyük bir

kaos yaşanacağı uyarısında bulundu. Uyducular, piyasadaki 10 cihazdan 9'unun kendilerine geleceği iddiasında.

EVE SERVİS 25 YTL

Uyducular güncelleme için fiyatlarını belirledi bile. Uydu kurulum ustası Murat Eker, yeni uygulama için düşündükleri fiyatı açıkladı;

"Cihazını kumandasıyla alıp bize getirenlere 10 YTL, evine servis isteyenlere ise 25 YTL olacak."

AYARLAR NASIL DEĞiŞTiRiLiR?

Frekans değişikliği işlemi için çanak anten ayarı gerekmediği için anteninizin konum ayarıyla oynamayınız. İzleyicilerin

TÜRKSAT üzerinden televizyon izleyebilmesi için otomatik tarama işleminin TÜRKSAT prom kanalından yapılması gerekiyor.

1- Ana menüye girebilmek için ; uzaktan kumandanızda 'Menü' veya ' setup ' yazan düğmeye basınız .

2- Uydu alıcısı marka modeline göre; 'Kanal Arama', 'Kanal Ekleme" gibi menülerden hangisi beliriyor ise yukarı-aşağı tuşlarıyla

"Ok"a basınız.

3- Açılan pencerede yine uydu alıcısının marka modeline göre; 'Alış Frekansı' 'Uydu Frekansı' seçeneklerinden biri belirecektir.

Yukarı-aşağı tuşlarıyla o seçeneğin üstüne gelip kumandada bulunan rakam tuşlarını kullanarak TÜRKSAT Tanıtım Kanalının

yeni frekansı olan '12731 ' değerini girin.

4- Yine aynı pencerede 'Sembol Oranı' olacaktır. Yukarı-aşağı tuşlarıyla o seçeneğin üstüne gelip '3333' rakamını girin.

5- Yine aynı pencerede bulunan 'POL' şeklinde bir yazının üstüne gelip sonra sağ-sol ok tuşlarıyla 'V ' ya da 'Dikey'

olacak şekilde değiştirin.

6- Yine aynı yerde bulunan 'FEC' değerini değiştirmek için yukarı-aşağı tuşlarını kullanarak o seçeneğin üstüne gelip sonra

sağ-sol ok tuşlarıyla '3 / 4' seçilmelidir. Bazı uydu alıcılarında bu değerin girilebileceği bir alan bulunmamaktadır.

7- Son olarak 'OK' tuşuna basarak TÜRKSAT Tanıtım Kanalının yeni Uydu parametrelerini kaydetmiş olacaksınız.

Veliyüddin Efendi - Tarihi Kişilik

Veliyüddin Efendi - Tarihi Kişilik

Tarihten bir yaprak

Tophanelizadeler’in soyundan olduğu bildirilen Veliyüddin Efendi’nin Dolayoba Köyü’ne hangi tarihte ve ne sebeple geldiğine dair hiçbir bilgiye rastlanamadı. Hicri 1108, Miladi 1696 yılında vefat etti. Veliyüddin Efendi’nin Orta Cami’de hizmet verirken vefat ettiği, onun soyundan gelen ve Dolayoba’da faaliyetlerini sürdüren tarikat mensuplarının Şeyh Veliyüddin’in naaşını buraya getirip defnettiği sanılır.


Tüm bu bilinmezliklere açıklık getirebilecek olan türbe yakınındaki yeşil sarıklı mezar taşları yok olmuş ve yazık ki 7-8 mezar taşından günümüze yalnızca iki tanesi ulaşabilmiştir. Bu iki mezar taşındaki bilgilerden Velibaba‘nın neslinden gelenlerin Dolayoba Köyü’nde, 19. yüzyılın sonuna kadar şeyhlik müessesesini sürdürdükleri anlaşılır.

:pendik gazetesi

Çelik Erişçi - Sanatçı

Çelik Erişçi  - Sanatçı

 

1966 yılında İstanbul’ da doğdu. İlköğrenimini Pendik Süreyya Paşa İlkokulunda, orta ve liseyi Pendik lisesinde tamamladı.

İstanbul Üniversitesi Maliye Bölümünü kazanmasına rağmen devam etmedi ve babasından gizli konservatuar sınavlarına girdi ve kazandı. 1985’ te İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Temel Bilimler bölümüne kayıt yaptırdı ve kontrabas enstrümanını seçti.

Konservatuarla birlikte başlayan müzik yaşamında hızla yükseldi. Babasının ani ölümü ile sarsıldı ve bir süre ailesinin geçimini sağlamak için değişik yerlerde gitar çaldı, şarkı söyledi ve özel organizasyonlarda yer aldı. Müjdat Gezen, Cenk Koray, Cem Özer, Ayşen Gruda gibi ünlü isimlerle Kabare’lerde çalıştı.

Ülkenin sorunlarına duyarlılığı ve yaşanan olumsuzluklar onun zaman zaman sert çıkışlar yapmasını kaçınılmaz kıldı. Atatürkçü kimliğini hep gururla taşıdı.

1985 İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'nda akademik kariyerine başladı.

1986 Üniversite dönemi bir anlamda profesyonel müzik kariyerinin başlangıcı oldu.
Caddebostan Minder Bar / Zeki-Çetin Müesseseleri'nde gitar çalmaya, şarkı söylemeye başladı.
İzel Çeliköz ile birlikte Elma Kabare'de Müjdat Gezen, Cenk Koray, Cem Özer kadrosunda çalışmaya başladı.
İzel Çeliköz ile birlikte Kabare Komik'te Müjdat Gezen, Cenk Koray, Cem Özer ve Ayşen Gruda ile bu çalışmalarına devam etti.

1989 Ercan Saatçi ve İzel Çeliköz'le biraraya gelerek "İzel, Çelik, Ercan" adını verdikleri bir grup kurdular.

1990 İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Temel Bilimler Bölümü'nü bitirdi.

1991 "İzel, Çelik, Ercan" grubu olarak "Özledim" adlı başarılı bir albüme imza attılar.

1992 Hürriyet Gazetesi Altın Kelebek Ödülleri "En İyi Grup" Ödülü'nü aldılar.
Grup, İstanbul Altın Güvercin Müzik Yarışması'nda sözü ve bestesi Çelik'e ait olan "Dön Artık" isimli parçayla 3. oldu.
İTÜ Sosyal Bilimler'de yüksek lisansa başladı.

1994 Müzikal kariyerine tek başına devam etmeye karar veren Çelik, gruptan ayrılarak ilk solo albümünün çalışmalarına başladı. İki yıl süren bir çalışmanın ardından 1994 yılında "Ateşteyim" isimli albümünü çıkardı. 11 parçanın yer aldığı albüm, tüm müzikseverler tarafından büyük ilgi gördü ve başta "Ateşteyim", "Güle Güle", "Meyhaneci" olmak üzere hemen her parçası hit haline geldi.

1995 Makedonya'daki uluslararası yarışmada "Sevemem" isimli parça ile ikincilik ödülü aldı."Sevemem" adlı parçasıyla Makedonya'da aldığı ödülü radyo ve televizyonlardan aldığı pek çok ödül izledi.
Bütün sözleri ve müzikleri kendisine ait olan ikinci albümü "Benimle Kal" ile başarısını sürdürdü. Bu albümde müzikseverler "daha duygusal bir Çelik" ile karşılaştı.
Artık bir "klasik" haline gelen ve sanatçıyla bütünleşen "Hercai" adlı şarkısı 1995 Kral TV Video Müzik Ödülleri'nde "En İyi Beste" ödülünü aldı.
Hürriyet Gazetesi Altın Kelebek Ödülleri'nden "Yılın En İyi Erkek Pop Sanatçısı" ödülüne layık görüldü.
Rod Stewart 'ın İstanbul İnönü Stadında verdiği konserde ön grup olarak sahne aldı.

1996 “Türk Pop Müziğinde Türk Müziğinin Analizi” konulu yüksek lisans tezini vererek, müzikteki başarısını akademik kariyerinde de gösterdi ve yüksek notla bitirdiği Yüksek Lisans sonrası Doktora yapma hakkını sınavsız olarak kazandı.
"Yaman Sevda" isimli üçüncü albümünde, alışılagelen Çelik sound'undan farklı olarak rock etkilerinin göze çarptığı albümde Şebnem Ferah gibi sanatçıların eşlik ettiği birbirinden güzel on parça yer aldı.

1997 Tüm söz, müzik ve düzenlemeleri kendisine ait olan "Sevdan Gözümün Bebeği" isimli dördüncü albümünü yayınladı.

Çelik Erişçi, müzikteki başarısıyla yetinmeyip Akademik Kariyer yapmayı kafasına koydu. 1998 yılında yüksek lisansını yüksek notla bitirdi ve sınavsız doktora yapma hakkı elde etti.

1998 Dört yılda çıkardığı dört albümden seçtiği hit parçaları "Sevgilerimle" adını verdiği bir 'best of' albümle 1998 yılında müzikseverlere sundu. Bu albüm içerisinde yer alan ve daha önce İzel Çeliköz tarafından seslendirilen "Kızımız Olacaktı" isimli şarkı Çelik konserlerinde 7-8 kere üst üste söylendi.
Altıncı albümünü çıkardığı 1998, Çelik için tam bir "yenilenme yılı" oldu. Hem görüntüsü hem de "O'nu Düşünürken" adlı yeni çalışmasındaki müzikal yaklaşımıyla daha farklı bir çizgi çizdi. "Veda Etmem" adlı slow parçayla listelere giren albümde yer alan. "O'nu Düşünürken" adlı parçasına yaptığı 'caz versiyonu'yla da müzik vizyonunun çeşitliliğini gözler önüne serdi.

2000 Müzik listelerinin üst sıralarında yer alan 7. solo albümü "Unutamam" da etnik müzik konusunda başta Led Zeppelin olmak üzere Khaled gibi sanatçılarla çalışmış dünyaca ünlü perküsyon ustası Hossam Ramzy ve Gipsy Kings grubundan Gerard Ferrer ve Lübnanlı Elissa Khoury ile çalıştı.

İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde "Sanatta Yaratıcılık" konulu doktora tezi için hazırladığı özel bir sınıfta ders vermeye başladı.

2001 2001 yılında çıkardığı "8inci" albümünde ise tam anlamıyla dünyanın en iyi müzisyenleriyle çalıştı. "İnci" isimli parçası Sting'in "Brand New Day" isimli albümüyle Grammy Ödülü'ne layık görülen aranjörü ve keyboard'cusu Kipper tarafından çalındı ve düzenlemesi yapıldı... "Al Başını Git" isimli parçası ise Çelik'in akademik kariyerinin tez çalışması gibiydi. Keman kayıtları Hossam Ramzy prodüktörlüğünde Kahire'de, davul kayıtları Londra'da halen Sting'in grubunda davul çalan Manu Katche, trompetler yine Amerika'da Sting ile turnede bulunan Chris Botti, solo klasik gitarları dünyaca ünlü Spice Girls'ün konser gitaristi John Themis tarafından çalındı. Themis, Çelik için stüdyoda çalıştığı hafta çok mutluydu, çünkü son bestesi o hafta İngiltere'de liste başı olmuştu. Yine dünyaca ünlü grup Alabina'nın ülkemizde de bir dönem çok tutulmuş olan Maşallah isimli parçasının aranjörü Ronny Gold ile sonradan çok tutulacak olan Cici Kız'ın aranjelerini de Fransa'da yaptı. Bu albüm, Çelik'in akademik kariyerinde tez çalışması gibiydi; çünkü tüm bu ünlü sanatçılar sözü, bestesi ve düzenlemeleri tamamen Çelik'e ait parçaları çaldılar. Çelik'in istediği şekilde çalmaları için gereken tüm müzikal dili yani notaları Çelik tarafından hazırlandı, tüm teknik imkânlar kullanılarak kendilerine ulaştırıldı ve kayıtları sırasında onlara Çelik tarafından çaldırıldı.

2002 2002 yılında, usta sanatçı Müjdat Gezen'in Efendy Show Theatre için hazırladığı "Kabare Tri Peypırs" da Müjdat Gezen, Nükhet Duru, Ayşen Gruda, İlhan Daner, Ateşböceği Ercan ve Cem Özer birçok usta sanatçıyla birlikte yer aldı. Halen İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsünde “Sanatta Yaratıcılık” konulu doktora teziyle ilgili çalışmalar yapmakta.

Çelik, şuanda evli ve bir erkek çocuk sahibidir.

Sırasıyla çıkardığı albümler:
Ateşteyim (1994)
Benimle Kal(1995)
Yaman Sevda(1996)
Sevdan Gözümün Bebeği(1997)
Sevgilerimle(1998)
Onu Düşünürken(1998)
Unutamam(2000)
8 İnci(2001)
Yol(2002)
Affet(2003)
Gariban(2005)
Kod Adı Aşk (2006)

Kızımız Olacaktı

:pendik gazetesi

Şebnem Sönmez - Sanatçı

Şebnem Sönmez  - Sanatçı

 

 

1968 yılında İstanbul'da doğan Şebnem Sönmez, tiyatroya lise yıllarında Pendik Gençlik Tiyatrosu'nda başladı. Burada "Göç" ve "Emekli" adlı oyunlarda, Kartal Sanat Tiyatrosu'nda "Bu Zamlar Bana Karşı", "Vur Bir Mastika" ve "Küçük Küçükler"(Çocuk Oyunu) adlı oyunlarda ve Taner Barlas Mim Tiyatroları'nda "Konçinalar", "Kozalar" adlı oyunlarda yer aldı.

Daha sonra tv dizilerinde rol alan Şebnem Sönmez, Beşiktaş Kültür Merkezi'nde de görev yaptı. Çeşitli anaokulları, ilkokul ve liselerde, drama öğretmenliği ve 1985'te sınıf öğretmenliği yapan sanatçı, Olgun Şimşek'le bir süre evli kaldı. 1991-1993'te kendi okulunda ‘Yaz Tiyatrosu’ adı altında bir ekip kurdu ve bu çalışmalarını aralıksız sürdürdü.

Tiyatroyla uğraşırken bu arada da İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı'na girdi. 1991-1992 tiyatro sezonunda Dormen Tiyatrosu'nda "Hastalık Hastası", "Alo Arkadaş", "5'ten 7'ye", "Arapsaçı", "Şarkılar Susarsa" ve "Ayının Fendi Avcıyı Yendi"(Çocuk Oyunu) adlı oyunlarda sahneye çıktı. "Eksik Etek" adlı dizi ile televizyonla tanışan sanatçı, daha sonra "Yaz Evi", "Bir Demet Tiyatro", "Güneş Yanıkları" ve "7 Numara" adlı dizilerde rol aldı. 1997-1998 tiyatro sezonunda Tiyatro Stüdyosu'nda "Balkon" adlı oyunda yer aldı ve bu oyunla Avni Dilligil En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü'nü aldı.

"Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?" adlı oyunla BKM ailesine katılan Sönmez, bu oyundaki rolüyle Afife Jale En İyi Yardımcı Kadın Ödülü'nü aldı.1988-1994 yıllarında çeşitli anaokulları, ilkokul ve liselerde drama öğretmenliği ve 1985'te sınıf öğretmenliği yapan sanatçı, 1991-1993'te kendi okulunda "Yaz Tiyatrosu" adı altında bir ekip kurdu ve bu çalışmalarını hala sürdürmektedir.

Başarılı sanatçı "Vizontele" filminde rol aldıktan sonra, son olarak "Abdülhamit Düşerken" adlı sinema filmiyle sinemaseverlerin karşısına çıktı.

Şebnem Sönmez bu gün halen sanat yaşamına devam etmektedir.

Sahip olduğu ödüller

Afife Tiyatro Ödülleri :

Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Müzikal ya da Komedi Kadın Oyuncusu-Cimri-2005

Afife Tiyatro Ödülleri :

Yılın en başarılı yardımcı kadın oyuncusu: Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü?-1999

Rol aldığı bazı oyunlar:

Bana Mastikayı Çalsana

Cimri

Ben Anadolu

Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü

Le Balkon

Rol aldığı bazı sinema filmleri

Döngel Karhanesi - 2005

Abdülhamit Düşerken - 2002

Vizontele - 2000

Rol aldığı bazı dizi filmler

Elveda Rumeli (TV) - 2007

Bir Demet Tiyatro (TV) - 2006

Erkekler Ağlamaz (TV) - 2006

Sen misin Değil misin? (TV) - 2005

Perili Ev (TV) - 2004

Avrupa Yakası (TV) (konuk oyuncu, 2 bölüm) - 2004

Çarli İş Başında (TV) - 2000

Güneş Yanıkları (TV) - 2000

Yedi Numara (TV) - 2000

Dış Kapının Mandalları (TV) - 1998

Bir Demet Tiyatro (TV) - 1997

Yaz Evi (TV) - 1993

:pendik gazetesi

Diyanet’ten kurban kesim organizasyonu

Diyanet İşleri Başkanlığı, Kurban Bayramı’na 42 gün kala

"Vekalet Yoluyla Kurban Kesim Organizasyonu"nu başlattı.

Kurban bedelleri, bütün masraflar dahil yurt içinde 260 YTL, yurt dışında 200 dolar

ya da 140 Euro olarak belirlendi. Bağışçılar, vekaleten kurban bedellerini Ziraat Bankası,

Vakıfbank ve Halk Bankasının bütün şubelerinde açtırılan

"Türkiye Diyanet Vakfı Kurban Hesabına" yatırabilecek.

 Bankaların şubelerinin bulunmadığı yerlerde ise vatandaşlar en yakın il veya

ilçe müftülüklerine müracaat edilebilecek. Ayrıca, vatandaşlar www.diyanetvakfi.org.tr

sitesinden kredi kartıyla da ödeme yaparak organizasyona katılabilecek.

Yapı Kredi kültür ve sanatla atakta

ANKA
 
 
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Genel Müdürü Tülay Güngen, kurumun faaliyetleri hakkında bilgi verirken, “Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Yapı Kredi Bankası’nın en büyük sosyal sorumluluk projesidir.

 Yapı Kredi bankacılıkta aynı zamanda kültür ve sanatın temsilcisidir.

Kurucumuz Kâzım Taşkent’in Yapı Kredi için “Biz kültür ve sanat bankasıyız”

idealini her zaman koruyacağız” dedi.

Yayıncılık ve kitap dünyası ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Genel Müdür

Tülay Güngen, Yapı Kredi Yayınları’nın son yıllardaki satışlarında düzenli bir artış

olduğunu belirterek, “ Ocak 2008’den bugüne 170 adet başlıkta ilk,

290 adet başlıkta tekrar baskı yaptık. Böylece genel toplamda 750 bin adede yakın kitap yayımlamış olduk.

2008 yılı sonu hedefimiz 800 bin kitap yayımlamak” diye konuştu.

3 BİNİNCİ KİTAP TÜRKİYE’DE BİR İLK

Kurulduğu günden bugüne YKY tarafından yayımlanan başlık sayısının 2 bin 800’e yaklaştığını kaydeden

Güngen, “2010’da, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirip

 3 bininci kitabımızı yayımlayacağız. Ticari amaçlarla kurulmayan bir kuruluş olarak Türkiye’de

yayıncılık dünyasında bu rakamın tarihi bir değer taşıdığını düşünüyoruz” dedi.

Güngen konuşmasını şöyle sürdürdü : “YKY yayıncılıkta başlı başına bir marka, Türk yayıncılık

sektöründe çok önemli bir yere sahip. Edebiyatımızın önemli yazarlarından pek çoğu bizim yazarımız.

Hem kitaplarımız, hem de dergilerimiz edebiyat, felsefe, sanat dünyasında saygın bir yere sahip.

Bu çok önemli bir birikim ve büyüklük. Gelecek, bunların doğal bir uzantısı olacak. Kültür ve sanatı,

bir bütünlük içinde ve rahat anlaşılması, daha iyi öğrenilmesi için bir tema etrafında herkesin göreceği

şekilde sunacağız. Yayıncılık faaliyetlerimizi, sergi ve etkinliklerimizi bir bütünün parçaları olarak görüyoruz.

Her bir faaliyet diğerini destekler nitelikte”

KÂZIM TAŞKENT’İN VİZYONU

Yapı Kredi’nin kültür sanat faaliyetlerinde kuruluş felsefesi olarak oldukça uzun bir geçmişe

sahip olduğunu belirten Güngen, “Yapı Kredi’nin kuruluş felsefesinde bu konular

kuvvetli şekilde yer alıyor. Bankanın kurucusu Kâzım Taşkent, ilk şube olan

 Bahçekapı’nın açılışında “Bizim gibi büyük kuruluşların iki görevi vardır. Biri,

kendi iştigal konuları ile ilgili görevleri, ikincisi ise, topluma karşı olan görevleridir.

Biz, kültür ve sanatı seçtik. O yüzden biz, Kültür ve Sanat Bankasıyız” diyerek

bu bankanın temellerini attı. Ne kadar güçlü bir uzak görüşlülük. Ve bu felsefe o

günden beri son derece doğal, benimsenmiş şekilde yaşatılıyor” diye konuştu.

EN BÜYÜK SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ-

Yapı Kredi ile Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık arasındaki sinerji ve bankanın sahipliğindeki

değişme sonrasıyla ilgili olarak Tülay Güngen görüşlerini şöyle dile getirdi:

“Kurulduğu günden beri özel koleksiyonları, yayıncılık çalışmaları, festivalleri, sinema ve tiyatroya

katkılarıyla Yapı Kredi, kültür ve sanatın bankası olarak anılır. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık da,

bankanın önceleri farklı birimleri aracılığıyla verdiği kültür sanat etkinliklerini daha etkin ve kalıcı

hale getirmek için kuruldu. Kurumsallaşan ve alanında uzmanlaşan YKKSY, sergi ve yayıncılık

programını belirliyor ve bunu Yapı Kredi adına gerçekleştiriyor.

Kurumumuz, Yapı Kredi’nin en büyük sosyal sorumluluk projesi olarak görülebilir.

Bankanın sahipliğinin değişmesi sürecinde, kültür ve yayın politikamızda herhangi bir

aksama ya da değişiklik söz konusu olmadı. Kitaplarımızı aynı kalitede yayımlanmaya,

ses getiren sergilerimizi açmaya devam ettik, ediyoruz”.

SEKTÖRÜN ÇOĞUNLUĞU DERS KİTABI

Genel Müdür Tülay Güngen, genel olarak kitap pazarıyla ilgili görüşlerini açıklarken,

Türkiye’de yayıncılığın, uluslararası yayıncılık sektörüyle neredeyse her alanda uyum

sağlamış durumda olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Son yıllarda kitap türlerinde büyük bir çeşitlilik görülüyor, farklı yayın türleri okuyucuyla buluşuyor;

telif mekanizması düzenli çalışıyor. Ancak eleştirel bir gözle yaklaştığımızda kitap pazarının son

25-30 yılda biraz çarpık şekilde büyüdüğünü görüyoruz. Türkiye Yayıncılar Birliği verilerine

baktığımızda çarpıcı rakamlar karşımıza çıkıyor. 1980’li yılların başında 100 civarında yayınevi,

10 bin civarında da kitabevi varken, bugün 2 bine yakın yayınevi ve 6 bin kadar kitabevi var.

Büyük kitabevleri sayesinde kitap satış alanları büyüdü gibi görünse de bu artış sadece yüzde 15.

Sektörün çok önemli bir bölümünü ders kitapları ve yardımcı kitaplar oluşturuyor”.

KÜLTÜR YAYINLARININ YÜZDE 40’I ÇEVİRİ

Güngen, diğer akademik yayınlar ve ithal kitaplar çıkarılınca kültür yayınlarının toplam sektörün

yaklaşık yüzde 37’sini oluşturduğuna işaret ederek, “Bu üretiminin yaklaşık yüzde 40’ı ise

çevirilerden oluşuyor. İngiltere ve ABD’de bu oran yüzde 1’den daha az. Haftada 500 kitap

üretildiği söyleniyor, bu ciddi bir sayı. Ticaret tarafına bakarsak, toplam ulaşılabilir

piyasa 800 milyon ABD doları civarında. Bunun yaklaşık 300 milyonu kültür yayınlarından oluşuyor.

Piyasanın da yaklaşık yüzde 40’ı korsan baskılar! Ortalama kitap fiyatı 12 YTL” dedi.

OKUR PROFİLİ ÇOK DEĞİŞKEN

Okur profili konusunda görüşlerini ifade eden Güngen “Okur profili de çeşitlilik gösteriyor.

Kitaplarımızın iki baskısı arasındaki dikiş farkını bile takip eden, titiz ve meraklı okurlarımız var.

Bununla birlikte kitabın yazarı, dili, hazırlanışı, baskı kalitesi herkesin önem verdiği şeyler olmuyor.

Burada da moda var; sağlıklı yaşam, diyet ve kişisel gelişim üzerine yazılan kitaplar kolayca

popüler olabiliyor. Hızlı tüketim ve yüzeysel hızlı yaşamdan okur profili de payını alıyor.

Ancak tüm bunların yanında özenilerek hazırlanan kitapların okuyucusu hep var” dedi.

ITALO CALVİNO’NUN ÇOCUK KİTAPLARI YAYIMLANIYOR-

Yeni sezona yönelik projeler hakkında bilgi veren Tülay Güngen, bazı yeni yazarlara ek olarak

Italo Calvino’nun çocuk kitaplarının ilk kez Türkçe olarak yayımlanacağı açıklayarak şunları söyledi:

“Tüm eserleriyle YKY’de olan Kâzım Karabekir’in yakın tarihimize ışık tutacak günlükleri de

okurla buluşacak. Oliver Sacks, Mahir Öztaş ve Şavkar Altınel’in yeni kitapları önümüzdeki

aylarda yayımlanacak. Fransız ve dünya edebiyatının önde gelen isimlerinden Marcel Proust’un

“Kayıp Zamanın İzinde” serisi Delta serisinden tek kitap olarak yayımlanacak”.

50. YILINDA YAHYA KEMAL SERGİSİ

Yapı Kredi Kültür Merkezi’ndeki büyük ilgi gören sergilere yeni sezonda yenilerini ekleyeceklerini söyleyen

Güngen, “Sermet Çifter Salonu’nda Türk edebiyatının en güçlü şairlmimar-fotoğrafçı erinden Yahya Kemal, ölümünün 50. yıl

dönümünde kapsamlı bir sergiyle gündeme gelecek. İmza attığı eserlerle Türk mimarisinde derin izler bırakan

mimar-fotoğrafçı Arif Hikmet Koyunoğlu üzerine yine Sermet Çifter’de önemli bir sergi açılacak. Kâzım Taşkent

Sanat Galerisi ise güncel sanatın önemli isimlerini ağırlamaya devam edecek. Şükran Moral, Hüseyin Alptekin ve

Cengiz Çekil sergileri bunlardan birkaçı”diye konuştu.

HEGEL KONFERANSI

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ana sponsorluğunda Cogito ve Monokl dergisinin, 14-16 Kasım 2008’de

Bahçeşehir Üniversitesi’nde Hegel üzerine kapsamlı bir konferans düzenleneceğini belirten Güngen, bu

uluslararası konferansa, dünyanın en önemli Hegel uzmanlarının katılacağını açıkladı.

 

Piyasada oyunu yerli yatırımcı bozdu

Eren Güler / hurriyet.com.trDolarda yurtdışında yaşanan yükselişe ve borsalardaki düşüşe karşın içeride çok daha farklı bir seyir izleniyor.

Borsa günü yüzde 0.66 yükselişle 24 bin 336 puandan tamamlarken, dolar da 1.65 sınırına kadar geriledi.

Bankacılar, yerli yatırımcının piyasaya girmesi ile dengelerin değiştiğini söylüyor.

Merkez'den IMF'ye rest

Piyasada sabahki görünüm ikinci yarıda terse döndü. Yurtdışında satışların sürmesine ve doların euro karşısında son 2.5 yılın zirvesine ulaşmasına rağmen içeride borsa ve dolar farklı şeyler söylüyor.

İlk seansı yüzde 2.6 düşüşle 23 bin 549 puandan tamamlayan borsa ikinci seansta önce cuma kapanış seviyelerine sonra da üzerine yükseldi. Dolar da sabahki 1.73 YTL'den 1.65 sınırına kadar indi. Cumaya göre yüzde 1'in üzerinde değer kazanmış görünen YTL, aynı zamanda dünyada da dolara karşı en çok yükselen para birimi oldu. YTL'yi mevcut durumda Meksika Pezo'su ve Brezilya Real'i izliyor.

YERLİLERDEN SATIŞ YAĞIYOR  

Piyasadaki hareketi değerlendiren uzmanlar, özellikle yerli satışlarına dikkat çekiyor. Dolardaki yükselişi fırsat bilen yerli yatırımcı satışının yabancı talebini geçtiğini kaydeden uzmanlar, özellikle 1.70 YTL üzerinden satışlar geldiğini ifade ediyor.

Turkish Yatırım Finansal Strateji Direktörü Gökhan Uskuay, yabancıların yılbaşında 107 milyar dolar olan sıcak para stoğunun 50 milyar dolara kadar gerilediğini, buna karşılık yerli yatırımcıların döviz mevduat hesaplarının 115 milyar dolardan sadece 111 milyar dolara indiğini kaydetti. Yabancının parası erirken, döviz mevduatlarda önemli bir bozulma olmadığını vurgulayan Uskuay şöyle devam etti:

"Dövizdeki hareket yerlilerin satışlarıyla karşılanıyor. Zaten faizdeki yükselişin nedeni de halkın döviz satışı. Döviz satıp YTL talebi yaratıyorlar ve faizler yükseliyor."

Yerlilerin 1.70'i satış fırsatı olarak gördüğü sürece kurun bu bölgeyi geçmesinin çok zor olduğunu belirten Uskuay, "Yabancının satıp satabileceği 50 milyar dolar. Karşısında ise 114 milyar dolarlık küçük yatırımcı portföyü var. Hâla yerli satışları devam ediyor. Yerliler 2006 yılında kur 1.70 olduğunda yükselir diye satmamıştı, ama bu kez tecrübe kazandı ve satışa geçti" diye konuştu.

Uskuay, dolardan çıkan ve YTL'ye dönen paranın borsaya da girdiğini ve bu nedenle İMKB'nin yurtdışı borsalara göre daha dirençli göründüğünü kaydediyor.

Asya'da tarihi düşüş

YURTDIŞI YİNE ÇÖKTÜ, SONRA TOPARLADI  

Yurtdışı borsalarda yaşanan kabus yeni haftaya da taşındı. Cuma günü ABD ile tekrar alevlenen düşüş dalgası bugün tüm borsalarda etkili oluyor.

BGC Partners stratejisti Howard Wheeldon, piyasaların bir bilinmezler denizi etrafında yüzdüğünü söyledi. Wheeldon, "Sermaye piyasaları yatışana ve paralar hükümetlerden sisteme gelene kadar hiçbir şey değişmeyecek. Resesyon sözcüğü herkesin ağzında ve şu anda en önemli konumuz" dedi.

Bugünkü düşüş dalgası, cumaya benzer bir şekilde yine Asya ile başladı. Global ekonomi ile ilgili endişeler, ihracatla ayakta duran Asya borsalarını çok kötü bir şekilde vurdu.

Dünyanın ikinci büyük borsası olan Japon Nikkei Endeksi, günü yüzde 6.36'lık düşüşle tamamlarken, 1982 yılından bu yana en düşük seviyesine geriledi. Hong Kong'da Hang Seng endeksinin düşüşü yüzde 12'yi geçerken, Filipinler Borsası yüzde 12, MSCI Asya Pasifik endeksi de yüzde 6 düştü. 

Avrupa borsaları da güne sert bir düşüşle başladı. Açılışta yüzde 5'e varan düşüşler ilerleyen saatlerde biraz azaldı. İngiltere'de FTSE 100 endeksi öğle saatlerinin hemen ardından yüzde 3, Almanya'da Dax yüzde 3.4, Fransa'da da CAC 40 yüzde 5.5 değer yitirdi. Borsalardaki kayıp saat 16.30 itibariyle de yüzde 1-3 arasında indi.

Piyasadaki düşüşü değerlendiren analistler, piyasaya yeni bir koordineli müdahale gelebileceğini, ancak bu müdahalenin de işleri düzeltmeye yetmeyeceği beklentisi ile tüm borsaların domino taşı gibi yıkıldığını kaydediyor.

Öte yandan carry trade pozisyonlarının bozulması ile Japon Yeni'ne olan talep ve Yen'deki yükseliş de piyasanın dengesini bozuyor. Özellikle Asya'daki yoğun satışlarda kuvvetli Yen'in etkili olduğunu hatırlatan uzmanlar, Japon hisse senetlerinin yaklaşık son 30 yılın en düşük seviyelerine geldiğini belirtiyor. 

ROMANYA'DA BORSA KAPANDI
 
Piyasadaki satışlar geçtiğimiz aylara kadar yıldız olarak gösterilen gelişmekte olan ülke borsalarını da vuruyor. Gelişmekte olan ülke piyasaları 2004'ten bu yana en düşük seviyelerine inerken, sadece ekim ayında yüzde 40 değer yitirdi. İMKB'deki kayıp ise aynı dönemde yüzde 34 olarak gerçekleşti.

Bugün Prag Borsası ile Budapeşte borsaları yüzde 7.5 değer yitirirken, İsrail Borsası yüzde 3.5, İrlanda Borsası yüzde 5.5, Polonya Borsası da yüzde 3.5 düştü.

Romanya'da ise yaşanan sert düşüş nedeniyle borsa geçici olarak işleme kapatıldı. Bükreş Borsası'nda yüzde 8.92luk düşüşün ardından işlemler yaklaşık 90 dakika süreyle kapandı, daha sonra tekrar  başladı.

:Hürriyet

Hülya bilerek üstsüz yakalandı

Hülya Avşar'a eski eş Kaya Çilingiroğlu verdi veriştirdi. Kaya'ya göre Hülya,

bilerek üstsüz yakalandı.


Ayvalık'taki evininin havuzunda üstsüz yakalanan Hülya Avşar'a eski eşinden ağır sözler. Kaya Çilingiroğlu, Hülya Avşar'ın Ayvalık'taki evi çok iyi bildiğini söyleyerek, gazetecilere bilerek yakalandığını iddia etti.

Vatan'dan Sanem Altan'a konuşan Kaya Çilingiroğlu , Hülya Avşar'ın hatalarını hep söylediğini belirterek " Tabii ki söylerdim. Hatta bazen alınırdı söylediğimde. ‘Ben senin en yakınınım, çocuğunun babasıyım, niye alınıyorsun ki?’ derdim ben de. Çok rahat söylerdim. Yüzüne direkt söylerim. Hatta sert söylerim. Geldiğimiz bu günleri de ona çok önceden anlatmıştım, taa altı-yedi sene önce. Yaşadığımız ne varsa hepsinin olacağını söylemiştim. ‘Bu ilişkide sorunlar var, bu ilişkide benim gidişatım şu, başına şunlar-bunlar gelecek, dikkatli ol. Bu ilişki bozulacak, gözüm dışarı kayacak. Sen kendini bir düzelt’ demiştim. Dolayısıyla pişman değilim. ‘Kehanette bulunuyorsun’ derdi bana. İnşallah söylediklerimden birkaç tanesi de olmaz bundan sonra. Feraye’yle de başında böyle olacağımızı falan bilmiyorduk. Ama ne dediysem yaptım. Bazen de söylediklerimle mesaj veririm. Bazı şeyleri de bilerek yaparım. Mesela Hülya’nın Ayvalık’ta üstsüz yakalanma hikayesi tabii ki yalan, ben o evi biliyorum. Öyle bir şey olmaz. O fotoğrafı bilerek vermiş. Senin çoluğun çocuğun var. Ona yakışmayan şeyleri yaparsa, söylüyorsam anlamıyorsa...

 

Kadınları uçaracak yan etki!

Bu ilacın yan etkisi kadınları mutluluktan havaya uçuruyor. İşte maskaraları çöpe attıran kirpik uzatan ilaç!


Göz hastalığına karşı geliştirilen bir ilacın

 "yan etki" olarak kirpikleri uzattığı saptandı.

Ancak ilacın kirpikleri nasıl uzattığı henüz bilinmiyor

Glokom hastalığı ilacının bu güzel yan etkisinin,

maskaraların çöpe atılmasına yol açması bekleniyor. İlacın yan etkisi o kadar belirgin ki ABD'deki ilaç üreticisi kozmetik lisansı

için başvurmayı planlıyor.

İlacın kirpik uzatıcı olarak piyasaya çıktığında dünya çapında 2 milyar dolarlık maskara

pazarıyla rekabet edeceği bildiriliyor.

İlacın içindeki kirpik uzatıcı etkinin farkına, glokom hastalarının kirpiklerinin beklenenden

daha çabuk uzadığının gözlenmesiyle varıldı.

Bu yan etki, sadece bir gözü tedavi edilen hastalarda daha belirgin olarak görüldü. Bu

hastalarda tedavi gören gözdeki kirpiklerin daha uzun, sık ve koyu renkte olduğu tespit edildi.

Miami Üniversitesinde yapılan bir deneyde de söz konusu ilaç bir jelle karıştırıldı.

Araştırmaya katılanlardan bir gruba ilacın etken maddesinin bulunduğu jel verilirken,

diğer gruba bu maddenin bulunmadığı bir jel verildi. Deneklerden jeli her iki göze de

düzenli olarak uygulamaları istendi.

İlacın bulunduğu jeli tatbik edenlerin kirpikleri 6 haftada 2 milimetre uzadı.

Bu kişilerin kirpiklerinin, içinde ilacın bulunmadığı jel sürenlerinkinden iki kat hızlı

uzadığı tespit edildi.

:Milliyet

Şampiyonlar Ligi'nin en seksi 11'i

hurriyet.com.tr
 
Şampiyonlar Ligi'nde top koşturan futbolcuların sevgililerinden oluşan en seksi 11'i seçildi.6685428

Şampiyonlar Ligi'nde bibirinden ünlü futbolcular takımlarına

gol ve puan kazandırmak için sahada ter dökerken,

onların eşleri ve sevgilileri de kenarda başka bir heyecan yaşıyor.

Alman Bild gazetesi Şampiyonlar Ligi'nde top koşturan futbolcuların

eş ve sevgililerinden oluşan en seksi 11 seçti.

İŞTE ŞAMPİYONLAR LİGİ'NİN EN SEKSİ 11  

Sitemizdeki bilgilerin büyük çoğunluğu alıntıdır. İlgili yazının yazarının veya kaynak sahibinin istemesi halinde ilgili yazı sitemizden kaldırılacaktır. Web Stats