| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
BU BLOGU ARKADAŞLARINIZA TAVSİYE EDİP BİZE KATKIDA BULUNMUŞ OLACAĞINIZI UNUTMAYIN LÜTFEN !!! İLĞİNİZE TEŞEKKÜRLER

yardimci

Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar

T.C. Kimlik No Sorgulama

Kurumumuz tarafından sağlanan hizmetlere ulaşmak için yukarıdaki menüleri kullanabilir veya aşağıdan seçim yapabilirsiniz.

 T.C. Kimlik No Sorgulama

 T.C. Kimlik No Doğrulama

Kimlik Paylaşımı Sistemi hakkındaki görüş, öneri ve şikayetlerinizi http://www.nvi.gov.tr/72,Dilek_Ve_Gorusler.html adresine iletebilirsiniz.

İNTERNET CAFECİLERİN DİKKATİNE

İlçemizde faaliyet gösterin internet cafelerin "Ticari Amaçla İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcı İzin Belgesi" almayanlar Yönetmeliğin 7. maddesi gereğince yasal işlem yapılmaktadır.

NÜFUS İŞLEMLERİ

NÜFUS DURUMU
ilçe
Yılı
Nüfus
İstanbul Nüfusu
Pendik
1999
200.907
7.000.195
Pendik
2000
389.657
10.018.735
Pendik
2007 (Tahmini)
523.000
       -
    Bu verilere göre son on yılda Pendik deki nüfus artış hız oranı yüzde 66,İstanbul’da yüzde 33 ve ülke genelinde ise bu rakam yüzde 18’dir
    Pendik’teki nüfus artış oranı İstanbul genelinin 2 katı,ülke genelinin ise 3,5 katıdır.ve bu nüfus artış hızıyla Pendik nüfusu 2010 yılında 657 bin 687’ye 2020 yılında ise 1 milyonun üzerine çıkacaktır.    
2000 YILI GENEL NÜFUS SAYIMINA GÖRE :
İlçemiz Mahallelerinde
   384.668
Ballıca köyü
726
Emirli Köyü
812
Göçbeyli Köyü
1313 
Kurna Köyü
1316
Kurtdoğmuş Köyü  :
822
 Toplam
4.989   Köylerde olmak üzere                                                           
İLÇEMİZİN GENELTOPLAM NÜFUSU
389.657 dir
   İlçemiz Nüfus Müdürlüğünde 2006 yılı 2 . altı ay itibariyle yapılan iş ve işlemlere ait veriler .
FAALİYETLER         :
TESCİL BİLGİLERİ
ADET
NÜFUSCÜZDAN BİLGİLERİ
ADET
Doğum                         
9850
ERKEK
:37890
Ölüm                            
1109
BAYAN
: 32619
Boşanma                       
650
AİLE CÜZDANI
:310
Kayıt düzeltme             
314
Evlenme                        
4028
Diğer Olaylar
543
Vasiyet                           
32
Sosyal Güvenlik           
Çıkartılan Nüfus Kaydı
108369

PTT Şube Müdürlüğü

P T T
            Pendik PTT Merkez Müdürlüğü olarak Posta, APS, Koli, Havale Kabul, Havale Ödeme, Telgraf Kabulü, Telefon Tahsilatı, Posta çeki hesap açma işlemleri, Uluslar arası para transferi, SSK emekli maaş ödemesi, 65 yaş ve üzeri emekli sandığı konuttu teslim maaş ödemesi,Kablo Tv ve Dijitürk. ödemeleri, cep telefonu tahsilatı, kredi kartı ödemesi, Türk Telekom faturaları ödemesi,Elektrik fatura ödemesi,bunun yanı sıra kısmi olarak bankacılık işlemleri yapılmaktadır.Ayrıca Merkezde mevcut konturlu telefondan şehirlerarası telefon görüşmesi de yapılmaktadır.Merkezimizden Yurt içi ve Yurt dışı APS kabülü yapılmakta, ayrıca sigortalı APS hizmeti de verilmektedir.APS ler uçak giden merkezlere 24 saat içinde,yurt dışında 48 saat içerisinde teslimi sağlanmaktadır. Ayrıca 2007 yılında Kavakpınar ve Velibaba PTT BANK hizmet vermeye başlamıştır. Fevziçakmak Mahallesinde PTT BANK konseptine uygun olarak tadilatı devam etmektedir.  
            Merkezimize bağlı olarak Kurtköy PTT Merkez Müdürlüğü olarak 11.04.2008 tarihinde kurulmuştur.    
Dağıtımyapılan Köyler
Müdürlüğe bağlı olarak  5 şube bulunmaktadır.
1.Göçbeyli
1- Esenyalı
2.Ballıca
2- Güzelyalı
3.Kurtdoğmuş
3- Fevzi Çakmak
4.Emirli
4- Kaynarca Tersane
5.Kurna
5- Dolayoba
Kurtköy Merkez PTT Müdürlüğüne bağlı Şubeler
7-Güllübağlar
8-Kavakpınar
                                              
9-Sabiha Gökçe Havalimanı ve Kavakpınar

İşte olağanüstü durum kredisinin esasları...

Merkez Bankası (MB), küresel krize karşı bir önlemini daha hayata geçirdi. Bankacılık sisteminin olası en zor anı için acil likidite desteğinin şartlarını belirledi. MB Başkanı Durmuş Yılmaz'ın "koruyucu hekimlik" olarak tarif ettiği "likidite destek kredisini" bankalar en fazla bir yıl süreyle kullanabilecek. Kredi miktarı, bankaların özkaynaklarının iki katı ile sınırlı olacak.
MB'nin "B planı" acil likidite desteği kredisi...

Aslında yedi yıl önce kanuna girdi, ihtiyaç olmadığı için de gündeme gelmedi.

Küresel krizin etkilerinin hissedilmeye başladığı dönemde MB Başkanı, B planı hazırlıklarına başladıklarını açıkladı.

Bunu yaparken de bankacılık sisteminde bir sorun olmadığının da altını çizdi.

Yasaya göre bankacılık sisteminde bir belirsizlik ve güvensizlik oluşması ve bir bankadan hızlı fon çekişlerinin başlaması halinde Merkez Bankası bankalara kredi verebilir.

İşte B planını da bankalara verilecek kredi oluşturuyor.

Merkez Bankası bankalara olası bir durumda kredi vermenin şartlarını belirledi. Bunun için "Likidite Desteği Kredisi Yönetmeliğini" yayınladı.

Acil likidite destek şartları

Yönetmeliğe göre ihtiyaç duyan bankalara avans şeklinde birer aylık vadelerle ve en fazla bir yıl süreyle acil likidite desteği sağlanacak.

Kredinin faizi Merkez Bankası borç verme faizi; miktarı başvuruda bulunan bankanın özkaynaklarının iki katı ile sınırlı olacak.

Merkez Bankası'nın yönetmeliğin ayrıntılarını aktardığı basın duyurusunda bir kez daha, "Sistem dayanıklı, bundan sonraki dönemde de kredinin kullandırılmasına gerek kalmayacağını düşünüyoruz" denildi.

Salı Pazarı, "2'nci el oto pazarı" olacak

Kadıköy Hasanpaşa'ya taşınan "Salı Pazarı", pazar günleri de "2'nci El Oto Pazarı" olarak faaliyet gösterecek.

İstanbul Otopark İşletmeleri Ticaret A.Ş'den (İSPARK) yapılan açıklamada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Hasanpaşa'da tamamlanarak İSPARK'a devredilen "Salı Pazarı"nda, 1 Şubat'tan itibaren pazar günleri "2'nci El Oto Pazarı" kurulacağı bildirildi.

Açıklamada, "Hasanpaşa'da salı ve cuma günleri pazar yeri olarak kullanılan 40 bin metrekarelik alanda pazar günleri de yaklaşık bin 300 araç satışa sunulabilecek. Modern alt yapısı, büfeleri ve dinlenme alanlarının bulunduğu açık oto pazarında gelen ziyaretçilerin rahat edebilmesi için her şey mevcut olacak. Araç sahipleri 10 TL karşılığında otoparktan faydalanabilecek. İndirimli fiyat uygulamasıyla halkın ilgisi çekilerek, Anadolu yakasında D-100 Karayolu'na bağlantısı olan ve ulaşım açısından elverişli konumda bulunan açık oto pazarının, ikinci el araç piyasasına canlılık getirmesi bekleniyor" denildi.

Turizm gelirleri 22 milyar dolara çıktı rekor kırdı

Turizm gelirleri krizin derinleştiği ve kendisini hissettirdiği 4'üncü çeyrekte arttı. 2007'ye göre yüzde 15.2 artan turizm gelirleri 4.4 milyara dolara çıktı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "Çıkış Yapan Ziyaretçilerle Giriş Yapan Vatandaşların Turizm Harcamaları ve Profili 2008 Yılı 4'üncü Dönem Sonuçları"nı açıkladı.

Buna göre Türkiye'yi, 2008 yılında 30 milyon 929 bin 192 kişi ziyaret ederken, kişi başına ortalama harcama 708 dolar oldu.

Toplam turizm geliri de 21 milyar 910 milyon 964 bin 131 dolar olarak hesaplandı.

2007 yılında Türkiye'yi 27 milyon 214 bin 988 kişi ziyaret etmiş, kişi başına ortalama harcama ise 679 dolar olmuştu.

2007 yılında toplam turizm geliri ise 18 milyar 487 milyon 8 bin 98 dolar olarak hesaplanmıştı.

Turizm gideri


Türkiye'nin 2008 yılındaki toplam turizm gideri ise 2007 yılına göre yüzde 7.5'luk artışla 3 milyar 506 milyon 447 bin 562 dolar olarak gerçekleşti.

Ülkenin 2007 yılındaki toplam turizm gideri 3 milyar 259 milyon 625 bin 11 dolar düzeyindeydi. Turizm giderlerinde kişi başına ortalama harcama 717 dolar oldu. Bu rakam 2007 yılında ise 658 dolar idi.

Dördüncü çeyrek


Turizm geliri, 2008'in Ekim-Kasım-Aralık dönemini kapsayan dördüncü çeyreğinde ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15.2 oranında artarak, 4 milyar 453 milyon 501 bin 257 dolar oldu.

Turizm gelirinin 3 milyar 302 milyon 289 bin 992 doları yabancı ziyaretçilerden, 1 milyar 151 milyon 211 bin 266 doları ise yurtdışında ikamet eden vatandaş ziyaretçilerden elde edildi.

Ziyaretçiler seyahatlerini kişisel olarak veya paket tur ile gerçekleştirdi. Turizm gelirinin 3 milyar 903 milyon 894 bin 463 doları kişisel, 549 milyon 606 bin 797 doları ise paket tur harcamalarından oluştu.

2008 yılının dördüncü çeyreğinde en yüksek turizm geliri 2 milyar 262 milyon 486 bin 441 dolar ile ekim ayında gerçekleşti. Ekim-Aralık döneminde kişi başı ortalama harcama yabancılarda 626 dolar, vatandaşlarda ise bin 206 dolar oldu.

Aynı dönemde toplam çıkış yapan ziyaretçi sayısı 6 milyon 227 bin 228 kişi olarak belirlendi. Bunun 5 milyon 272 bin 673 kişisini yabancı ziyaretçi, 954 bin 555 kişisini ise yurtdışında ikamet eden vatandaşlar oluşturdu.

2008 yılının dördüncü dönem turizm gideri de yüzde 2.9 oranında artarak 901 milyon 338 bin 919 dolar oldu. Bunun 878 milyon 860 bin 824 doları kişisel, 22 milyon 478 bin 95 doları ise paket tur harcamalardan oluştu.

Aynı dönemde en yüksek turizm gideri 344 milyon 174 bin 546 dolar ile aralık ayında gerçekleşti. Dördüncü çeyrekte kişi başı ortalama harcama 682 dolar olarak belirlendi.

Yıldırım: "TİB'in dinleme faaliyeti sürecek"

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Anayasa Mahkemesi'nin, "Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın (TİB) başına getirilecek kişiyi Başbakan'ın atama ve dinleme faaliyetlerini denetleme yetkisini" iptal etmesine ilişkin değerlendirmede bulunurken, TİB'in bir anlamda da "dinleme faaliyetlerini sürdüren kuruluşları denetleyen bir üst kurul gibi" olduğunu belirterek, "bu görevine aynen devam edeceğini" kaydetti.
Yıldırım, yaptığı açıklamada, Jandarma, MİT ve polis teşkilatının eskiden beri istihbarat amacıyla, koruyucu tedbir ve adli vakalarda delil temini amacıyla sinyal takibi ve dinleme yaptıklarını belirtti.

Yıldırım, TİB'in dinleme yapmadığını, bu üç kurumun mahkeme kararıyla yapacakları dinlemelerin usule ve hukuka uygun olup olmadığını kontrol edip, izin verilmesini sağladığını kaydetti.

Yasa dışı dinlemenin hiçbir zaman mazur görülemeyeceğini dile getiren Yıldırım, "Yasa dışı dinlenen kişi veya kurum hakkında elde edilen bilgilerin delil olarak kullanılamayacağını" vurguladı.

Yıldırım, "Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın görevini pek çok kişi bilmiyor. 'Artık bundan sonra Başkanlık dinleme yapamayacak', 'İşi bitti', 'Bir hukuksuzluk, yasa dışı işlem sona erdi' gibi yorumlar var. TİB, bir anlamda da dinleme faaliyetlerini sürdüren kuruluşları denetleyen bir üst kurul gibi. Bu görevine aynen devam edecek. Bazıları zannediyor ki burası hükümetin emrinde dinleme yapıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Yasası gayet açık, okuma zahmetinde de bulunmuyorlar. ipe sapa gelmeyen değerlendirmeler yapıyorlar" dedi.

Yıldırım, Anayasa Mahkemesi'nin ilgili kararının gerekçesinin yayımlanmasının ardından yasal düzenleme yapılacağını ve TİB Başkanının atanmasının üçlü kararname ile Bakan'ın önereceği ismin Başbakan ve Cumhurbaşkanına sunulacağını söyledi.

TİB'in bünyesinde olduğu Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) bağımsız bir kurum olduğunu belirten Yıldırım, "İptal edilen hükümler işin özüne dair hükümler değil, bu başkanlığın oluşumu ve denetimi, başkanın ataması ile ilgili konulardır. Bu tamamen işin usul ve şekil yanıdır. Yoksa TİB asli görevlerini aynen yapmaya devam edecektir" diye konuştu.

Ulaştırma Bakanı Yıldırım, "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun iş ve işlemlerine müdahale etmemiz söz konusu değil. Fersah fersah uzakta duruyoruz. Yine de siyaseten bunu oraya buraya çekiştirenler var. Ana muhalefet sözcüsü 'Milleti dinleyeceğinize bizim sözümüzü dinleseydiniz' gibi abuk subuk saptırma şeyler söylüyor. Bunları söyleyerek milleti rahatlatamazsınız. Bu dinleme konusunda yasalar çok açık. Bunlara rağmen yanlış yapanlar olabilir. Millette haksız bir paranoya var. Yılda 105 milyar konuşma yapılıyor. bunların dinlenmesine ne zaman ne de iş gücü yeter. Böyle bir şey yapılmasını istediğimiz için değil. Bu rakam binlerce insanın istihdamını gerektirir. Böyle bir şey yapılamaz" diye konuştu.

Erdoğan'dan savunma: "Uysal koyun değilim"

Davos'taki toplantıyı terkeden Başbakan Erdoğan bir basın toplantısı düzenlendi. Paneli yöneten moderatöre tepki gösteren Erdoğan, kendisine söz verilmemesine tepki gösterdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Davos'ta, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile katıldığı Gazze konulu paneldeki tepkisinin, oturumu yöneten moderatöre olduğunu belirterek, "Herhangi bir şekilde ne İsrail halkını ne Cumhurbaşkanı Perez'i ne de Musevi halkını hedef aldım" dedi.

Dünya Ekonomik Forumu çerçevesinde düzenlenen "Gazze Orta Doğu İçin Model" oturumuna katılan Başbakan Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile arasında yaşanan gerginlik sonrasında salonu terk etmesinin ardından, Forum Başkanı Klaus Schwap ile bir araya geldi.

Kısa süren bir görüşmenin ardından Erdoğan ve Schwap bir basın toplantısı düzenledi.

Davos Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Klaus Schwab, oturumun bu şekilde bitmiş olmasından dolayı çok üzgün olduğunu belirterek, duygularını paylaşmak istediğini söyledi.

Schwab, "Çünkü Sayın Başbakan Erdoğan yakın ilişkilerimin olduğu ve güvenilir bir dostumuz olan bir kişi ve burada tüm organizasyon içinde Türk hükümeti büyük destek sağlıyor. Ancak burada daha fazla önemli olan husus ise bizler burada kendisinin Orta Doğu'daki barış için, oynamakta olduğu rol için tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum. Bu önemli görev ve sorumluluğu üstlendiği için hakkını her zaman teslim etmemiz gereken biri Sayın Erdoğan" dedi.

Erdoğan'ın Ortadoğu'daki sorunların çözümü için önemli sorumluluklar üstlendiğini ifade eden Schwab, aslında bütün konuşmacılara belli süreler verildiğini vurguladı. Schwab, "İlk süreçte 5'er dakika verilmekte, daha sonra diyalog ortamı oluşuyor ve 5'er dakika veriyoruz. Ancak burada maalesef ilk turdaki konuşmalar uzun sürdü ve sınıra yaklaştık ve zamanımızı aştık ve üzüntü içinde söylüyorum ki görüşmeleri kesme zorunluluğu doğdu. Bu durum nedeniyle ilk turda konuşmalar uzun sürdü. Sayın Erdoğan anlamlı bir cevap yansıttı" diye konuştu.

Schwab, büyük çabalar sarf ederek yürüttükleri forumda, herkesin "barış ve ekonomik refahı sağlamak için" geldiğini anlatarak, şunları kaydetti:

"Bizler buradayız. Davos'un ruhu içerisinde karşılıklı olarak anlayış mevcuttur. Burada olumlu ruh halini yansıtmak yapıcı olarak çalışmalar yürütme ruh hali egemendir. Diyaloğun oluşturulması için gerçekleşiyor bunlar, diyaloğun bizlerin umutlarını yeşertmesi için diyaloğun gerçekleşmesi gerekiyor. Bizler bunun için mücadele ediyoruz ve uzlaşının sağlanması, barışın Orta Doğu'da egemen olması için bu gibi oturumlar düzenleniyor ve şunu umut ediyorum ki bugünkü oturumda gerçekleşen duruma rağmen yalnızca buradaki bu durum değil ortak değerler ortak uzlaşı alanı ve karşılıklı algılama egemen olur. Burada bulunduğunuz içini teşekkür ediyorum."

Erdoğan: "Yumuşak başlıyım ama uysal koyun değilim"

Erdoğan, uluslararası alanda özgür bir tartışma ortamı teşkil eden Davos'a her zaman olduğu gibi barışçı, yapıcı ve uluslararası işbirliğine katkıda bulunmak üzere geldiğini ifade etti.

Davos çerçevesinde yürütülen muhtelif faaliyetler kapsamında uluslararası barış, istikrar ve işbirliğinden yana olan tutumunu vurguladığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu kapsamda Ortadoğu barış süreci, İsrail-Filistin, İsrail-Suriye ve Lübnan konularında özellikle yürütüğümüz temas ve çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundum. Son bir ay zarfında yaşanan, insanlık trajedisini ki bildiğimiz gibi Gazze'de yaşanan trajedi ve kriz ile ilgili gözlem ve değerlendirmelerimizi Davos ruhuna ve usullerine uygun şekilde açık yüreklilik ile paylaştık.

Konuşmamda özellikle altını çizerek barış mesajlarını ön plana çıkardım. Herhangi bir şekilde ne İsrail halkını ne Cumhurbaşkanı Perez'i ne de Musevi halkını hedef aldım. Aksine, bugün öğleyin yapılan panelde de bu akşam yapılan panelde de antisemitizmin bir insanlık suçu olduğunu ifade eden bir başbakan, bir lider olduğumu tekrar hatırlattım.

Tabii, usul açısından bir şeyi hatırlatmak durumundayım. Bugün öğlen katıldığım panelde 14.30 başlaması gerekirken sadece ben ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev geldi. Maalesef 20 dakika bekledik henüz kimse gelmemişti. Panel yöneticisi 'gelin buyurun çıkalım 2 kişi ile buna başlayalım' ve 14.50'de panele başladık.

Akşamki panele gelince Sayın Ban-Ki Mun 8 dakika konuştu. Ben 12 dakika konuştum. Sayın Amr Musa 12 dakikaya gelince konuşmasını kesti. Buna mukabil İsrail Cumhurbaşakanı, 25 dakika boyunca zaman zaman toplantı usul ve adabına aykırı bir şekilde, doğrudan bana yüksek sesle hitap ederek, Davos'ta alıştığımız özgür tartışma ortamını dışına çıkan bir tavıra sergiledi.

Uluslararası panel kurallarına göre, objektif tutum sergilemesi beklenen yönetici de bu tür toplantı kriterlerinin dışına çıkarak benim de dahil olduğum konuşmacılara söz hakkı tanımadan paneli bitirmek istedi.

Müdahale ederek söz aldığımda da görüşlerimi ifade etmeme imkan tanımadı. Ve toplantı moderatörüne karşı bir tepki ortaya koydum. Bitmek üzere olan toplantıyı da terk ettim. Bunu özellikle sizlere açıklamak istedim ki, çünkü burada da hedef saptırılabilir. Yumuşak başlıyım ama uysal koyun değilim."

Sorular

Erdoğan, "Daha sonraki toplantılar ile ilerideki Davos toplantılarında olacak mısınız?" sorusu üzerine, "Değerlendireceğiz. Çünkü, benim tabii ki burada tavrım modaratöre oldu ama bu tür moderatörlerin olduğu Davos zevk vermez onu söyleyeyim, barışa da gölge düşürür onu hatırlatayım" dedi.

Kuveyt'li bir gazetecinin "Peres'in sesini yükselterek konuştuğunu gördük. Siz buradaki çalışmalar, Türkiye tarafından ve Arap Birliği çerçevesinde Gazze'de gerçekleşecek yapılacak çalışmalar hangi yönde devam edecek? Gazze açısından gerçekleştirecek çalışmalar doğru mu değil mi? Arap Birliği gelişmeleri doğru mu değil mi?" sorusuna Erdoğan, şu karşılığı verdi:

"Ben, Perez'in yaşına saygım sebebiyle sesimi yükseltmedim. Yoksa sesim ondan daha çok çıkar, orada bir sıkıntım yok. Çok açık, net bir şey daha söylüyorum; doğru konuşmuyor. Tarih onu yalanlıyor, siyaset bilimi onu yalanlıyor, rakamların hepsi bizde var. Dolasıyla, tabii işte beraber olamadığımız için rahat konuşma imkanımız yok ama 25 dakika o konuşup 12 dakika biz konuştuğumuz zaman burada da adaletsizlik oluyor. Fazla vaktinizi de almak istemiyorum. Hepinize ilgi ve hassasiyet sebebiyle çok teşekkür ediyorum."

Ortak basın toplantısına Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa da katıldı. Toplantıya uluslararası basın yoğun ilgi gösterdi.

Davos'ta kriz: Erdoğan Peres'e çok sert çıktı

İsviçre Davos'ta yapılan bir oturumda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e çok sert bir çıkış yaptı. İsrail'in Gazze saldırısı hakkında son derece "açık" ifadeler kullanan Başbakan Erdoğan, "Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz" dedi. Erdoğan, oturum yöneticisini de kendisine kısa süre vermekle eleştirdi ve "Davos benim için bitmiştir" diyerek, paneli terketti.

Davos'ta devam eden Dünya Ekonomik Forumu kapsamında düzenlenen "Gazze Orta Doğu İçin Model" oturumuna katılan Başbakan Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasında gerginlik yaşandı.

Başbakan Erdoğan, oturumun son konuşmacısı Peres'in "sert" sözlerinin ardından, oturum yöneticisinden, İngilizce konuşarak "bir dakika" süre istedi.

Panel yöneticisinin söz hakkı vermek istememesine karşılık, Erdoğan, Perez'e dönerek, "Sesin çok yüksek çıkıyor. Benden yaşlısın biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar çok yüksek çıkmayacak. Bunu böyle bilesin. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüz, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Ülkenizde başbakanlık yapmış 2 kişinin bana çok önemli lafları vardır. Filistin'e, tankların üstünde girdiği zaman, 'kendimi bir başka mutlu addediyorum' diyen başbakanlarınız var. Tankların üzerine çıkıp da 'Filistin'e girince mutlu oluyorum' diyen başbakanlarınız var. Ve bana sayılar veriyorsunuz. İsimini de veririm, belki merak edenleriniz vardır" dedi.

Peres'in konuşmasının salonda alkışlanmasıyla ilgili olarak da Erdoğan, "Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Peki çocukları öldürenleri kalkıp da alkışlamak öyle zannediyorum ki insanlık suçudur" dedi.

Başbakan Erdoğan'ın, "Sadece size, iki söz söyleyeceğim..." sözleri üzerine, oturum yöneticisi, araya girdi.

Erdoğan, "sözümü kesmeyin" diyerek, "Tevrat'ın 6. maddesi der ki 'öldürmeyeceksin. Burada öldürme var. Bu da çok enteresan" diyerek sözlerini sürdürdü.

Biri Oxford Üniversitesinde profesör iki İsrail vatandaşının, İsrail'i eleştiren açıklamalarını da elindeki notlardan okuyan Başbakan Erdoğan, oturum yöneticisine de dönerek, "Sana da çok teşekkür ediyorum. Benim için de bundan böyle Davos bitmiştir. Daha Davos'a gelmem. Siz  konuşturmuyorsunuz. 25 dakika konuştu, 12 dakika konuştum. Olmaz." dedi.

Başbakan Erdoğan, daha sonra salondan ayrıldı.

Çıkışta konuştu

Başbakan Erdoğan, çıkışta gazetecilerin soruları üzerine, "Burada herkese aynı dakikayı verirler ona saygıyı duyarım, ama herkese aynı dakikayı vermedikleri zaman ona saygı duymam. Nitekim burada aynı dakikayı vermemişlerdir. Gördüğünüz gibi Şimon Peres'i 25 dakika konuşturmuşlardır, 12 dakika bizi konuşturmuşlardır. Bundan sonra da söz kesmek üzerine bina edilmiş bir anlayış. Bu kadar önemli bir konuyu görüşeceğimiz bir yerde kalkıp da bunu yarım saat, 35 dakikaya sıkıştıramazsınız. Bundan sonra da Davos'a katılmam" dedi.

Bir gazetecinin İsrail Cumhurbaşkanı Peres'in "bağırarak konuştuğunu" söylemesi üzerine Erdoğan, "O da suçluluk psikolojisinin bir gereği. Suçlu olan bağırır. Suçun yoksa niçin bağırıyorsun" değerlendirmesinde bulundu.

Emine Erdoğan ağladı

Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Başbakan Erdoğan'ın sözünün yarıda kesilmesi ile ilgili, "Konuşmasına izin vermediler maalesef. Bence bu büyük bir skandal" dedi.

Emine Erdoğan, gazetecilerin Başbakan Erdoğan'ın forum kapsamındaki oturumda sözünün kesildiğini hatırlatması üzerine, "Konuşmasına izin vermediler maalesef. Bence bu büyük bir skandal" diye konuştu.

Gazetecilerin "Sayın Peres'in sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusunu Emine Erdoğan "Söylediklerinin hepsi yalan" diyerek yanıtladı.

Davos'u izleyen CNN TÜRK program yapımcısı Şirin Payzın, yaşanan gerilimin ardından lobide karşılaştığı Emine Erdoğan ile konuştu. Payzın, damadı ve Ali Babacan'ın eşi Zeynep Babacan ile birlikte lobide gözyaşlarına boğulan Emine Erdoğan'ın açıklamalarını CNN TÜRK ekranlarında şöyle aktardı:

"Çok duygulandığını söyledi. Eşinin çok doğru şeyler söylediğini, ama haksız yere sesinin kesildiğini söyledi. Emine Erdoğan, 'Gazze'deki durumu anlatırken çok duygulandım ama eşimin konuşturulmamasına çok sinirlendim. Şimon Peres'in doğruları söylemediğini düşünmüyorum, ayrıca eşime söz hakkı tanımamasını çok büyük tepkiyle karşılıyorum'" dedi.

Erdoğan'ın kızdığı an

Ajanslar "acil" koduyla geçti

Erdoğan'ın Davos'ta katıldığı paneli terk etmesini, uluslararası ajanslar tarafından "acil" koduyla verdi.

AP, Başbakan Erdoğan'ın panelde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'le Gazze'deki çatışmalar konusunda "sözlü olarak tartıştıktan sonra" paneli terk ettiğini belirtti.

Ajans, Başbakan Erdoğan'ın, Peres'in İsrail'in Gazze saldırısını heyecanlı bir şekilde savunan monoloğunu dinledikten sonra, panel yöneticisinin sözünü kesmesi üzerine kızdığını kaydetti.

Haberde Başbakan Erdoğan'ın Peres'e "İnsanları öldürüyorsunuz" dediği, Peres'in ise parmağı ile işaret ederek, "İstanbul'a roketler düşse siz de aynısını yaparsınız" dediği kaydedildi.

İlk haberlerinde Başbakan Erdoğan'dan "Cumhurbaşkanı" diye bahseden AP, kısa süre sonra bu hatasını bir not geçerek düzeltti.

Fransız AFP ajansı da haberi acil koduyla vererek, Başbakan Erdoğan'ın Davos'taki paneli, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in uzun konuşmasının ardından kendi konuşmasının panel yöneticisi tarafından engellendiği gerekçesiyle sert bir şekilde terk ettiğini bildirdi.

Başbakan Erdoğan'ın "Bir daha Davos'a geleceğimi sanmıyorum" sözlerini yansıtan AFP, Başbakan Erdoğan'ın Peres'in konuşmasına yanıt vermek istediğini, ancak karşısındaki gazetecinin ısrarla panelin sona erdiğini söyleyerek sözünü kestiğini belirtti.

İsrail basınında yankılar

Başbakan Erdoğan'ın
paneli terk etmesini İsrail'in önde gelen gazeteleri de internet sayfalarından duyurdular. Jerusalem Post gazetesinin web sayfası Başbakan Erdoğan'ın paneli terk etmesini "manşet haber" olarak duyururken, Erdoğan'ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile girdiği tartışma ve ardından sözünün panel moderatörünce kesilmesine sinirlenerek sahneden yürüyüp gittiğini bildirdi.

Haaretz gazetesinin web sayfası da aynı haberle okuyucularını durumdan haberdar etti.

İki gazetenin İngilizce web sayfası da Amerikan AP ajansının haberini kullandı.

Merkezi Katar'da bulunan uluslararası Arap haber kanalı El Cezire de internet sitesinde haberi acil haber olarak tek cümle olarak verdikten sonra, geniş bir haber yayımladı.

El Cezire haberinde, Başbakan Erdoğan'ın, panel yöneticisinin Peres'in İsrail'in Gazze saldırısını meşrulaştıran sözlerine itirazlarını söylemesine izin vermemesinden sonra televizyondan canlı yayınlanan tartışmayı terk ettiğini belirtti.

GERİLİM ÖNCESİ...

Başbakan
Erdoğan, İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in, "masada tek taraflı müzakere yaptığını, sadece El-Fetih ile bu müzakereyi sürdürdüğü sürece netice alamayacağını ve Filistin'in seçim kazanmış bir partisi olan Hamas'ın da masaya davet edilmesi gerektiğini" belirterek, "Türkiye'ye burada bir görev düşüyorsa biz her an varız, devreye gireriz, ama dediğim gibi tarafları iyi tespit etmemiz gerekiyor. Eğer sadece El-Fetih'i al, diğerlerini dışarıda bırak, burada neticeye varılamaz" dedi.

Oturumda konuşan Başbakan Erdoğan, ne yapılması gerektiğini ortaya koyabilmek için öncelikle konuyla ilgili durum tespiti yapılması gerektiğini söyledi.

Durum tespitine de 40 yıl öncesinden değil, Haziran 2008 sürecinden başlamak istediğini belirten Erdoğan, o dönemde 6 aylık sözlü ateşkes yapıldığını ve süreç içerisinde herhangi bir sıkıntının söz konusu olmadığını ifade etti.

Sözlü ateşkesin süresi içinde herhangi bir roket ve füze atışı olmadığına dikkati çeken Erdoğan, ancak İsrail tarafının bu arada abluka ve ambargoları kaldırmadığını belirtti.

"Gazze, Filistin insanlıktan tamamıyla tecrit edilmiş adeta bir hapishanedir" diyen Başbakan Erdoğan, "İsrail müsaade etmedikçe Filistin'e bir sandık domatesin sokulamayacağını" söyledi.

İnsan olarak konuşmanın yanında bir Başbakan olarak da sözlerine devam edeceğini belirten Erdoğan, İsrail'e ziyaretinin ardından Filistin'e geçmek istediğinde sınır kapısında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak yarım saat bekletildiğini vurguladı.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak bugüne kadar İsrail'den gelen herhangi bir diplomata sınır kapılarında böyle bir şey uygulamadıklarını ifade eden Erdoğan, "Ben Sayın Olmert'e soruyorum; bu atılan füzelerde herhangi bir ölüm var mı? Verdiği cevap; hayır yok, ama füze atılıyor. Bu nasıl füze ki atılıyor, ölüm yok, nasıl iş bu? Kalitesi vs. bunlardan bahsediliyor, ama bu 6 aylık süre içinde 28 tane Gazze'de Filistinli öldürüldü, bu 6 ayın sonunu söylüyorum. Bunun arasında da hastanelerde elektrikler kesildi, gıda yok, kampanya maalesef felaket şekilde gidiyor. Biz operasyonlar başlamadan önce Türkiye olarak buraya insani yardım göndermeye başladık. Süreç zaten o zaman başlamıştı. Hepimiz şurada insan olarak düşünelim. Bakın şunu peşinen söyleyeyim; ben anti-semitizmi insanlık suçu olarak gören biriyim, böyle bir Başbakanım. İslamafobiyi insanlık suçu olarak gören bir Başbakanım." dedi.

"Benim için Hristiyanmış,
Museviymiş, Müslümanmış, bu noktada zulme uğradığında fark etmez" diyen Başbakan, "Benim için insan olmasıdır, ortak paydası budur. Böyle yaklaşırım insana, burada da böyle yaklaşmanın gayreti içerisinde oldum ve bütün bunlarla birlikte biz insani yardım gönderiyoruz, 15 gün kapılarda bekletiliyoruz. Kızılay 15 gün kapılarda bekletildi. Biz yardımlarımızı içeriye rica minnet görüşerek, konuşarak ancak sokabildik. Ve süreç içerisinde aynı sıkıntıları yaşadık. Bunları Sayın Perez biliyor veya bilmiyor, bilemem, ama diplomatlarımız bu süreci kendi aralarında devam ettirdiler, görüştüler" ifadesini kullandı. 

Olmert'le görüşme

Türkiye'nin İsrail ile Suriye arasında arabulucuk görevi üstlendiğini de
belirten Başbakan Erdoğan, 27 Aralık'tan 4 gün önce İsrail Başbakanı Ehud Olmert'le Ankara'da görüşme yaptıklarını hatırlattı.

"Özel temsilciler arasında 4 raund görüşmeler yapıldıktan sonra 5'inci raundu Olmert'le yaptıklarını", özel temsilcilerin de katıldığını görüşmenin yaklaşık 5.5-6 saat sürdüğünü belirten Erdoğan, "İsrail-Suriye 5. raundunu orada görüşürken, ben Sayın Beşar Esad'la telefonla irtibatımı kurdum, Özel temsilcim Dışişleri Bakanı Velid el Muallim ile görüşmelerini yaptı. Hedefimiz doğrudan görüşmelere nasıl geçeceğiz, bunu nasıl başaracağız, bunun çabası içerisindeyiz. İstiyoruz ki Orta Doğu'da barış egemen olsun, buna gayret ediyoruz. Bir araya gelemeyen bu ülkelerin temsilcileri bir araya gelir hale geldi, 'bu başarılmış' diyoruz. Bunları konuştuk ve bir-iki kelimeye kadar düştü. Bu bir-iki kelimeyi de hafta sonuna kadar detayları üzerinde konuşalım, müzakere edelim. Ondan sonra bu işi bu hafta sonu karara bağlayalım" dedi.

"Bu arada bunu artık açıklamak zorundayım, Dışişleri Bakanım yanımda, özel temsilcim yanımda, Sayın Olmert'in de özel temsilcisi yanında Ben Sayın Olmert'e dedim ki 'Bakın şu anda Hamas'ın elinde esir bulunan askeri biz kurtarabiliriz, ama benim sizden bir ricam var, bu ricam şudur; bakın Reform ve Değişim Partisi Filistin'de seçim kazandı" diyen Başbakan, "Demokrasiyi konuşuyoruz ya, 'ileri demokrasi' diyoruz ya, hep demokrasiden yanayız ya, madem demokrasiden yanayız, o zaman bu demokratik mücadeleyi vermiş, halkın iradesiyle seçilmiş olanları bir defa saygıyla karşılamak durumundayız, severiz veya sevmeyiz. Şu anda o seçilenlerden Meclis Başkanı sizin elinizde esir. Bu hükümetin bakanları sizin elinizde esir, milletvekilleri sizin elinizde esir. Gelin bir paket yapalım, daha önce Sayın Abbas'a gösterdiğiniz o jesti burada da gösterin, bunları serbest bırakın.' Dedi ki 'Biz bunları serbest bırakırsak Mahmud Abbas kriz geçirir'. Böyle deyince, 'Peki' dedim; 'Elinizde çocuklar var, esir. Kadınlar var, esir. Gelin bunlardan bir paket yapalım, bunları serbest bırakın'. Dedi ki 'Yarın arkadaşlarımla görüşeyim, size döneceğim' ve 27 Aralık hala dönecek ve 27 Aralık'ta bombaların Gazze'de inmeye başladığını gördük" diye konuştu.

Erdoğan, Gazze'de bin 200'ü aşkın sivilin öldürüldüğüne, bunların içinde kadın ve çocukların olduğuna ve 5 bini aşkın yaralının bulunduğuna dikkati çekerek, "Orantısız bir güç kullanımı var. Soruyorum size, insanca düşünelim, başımızı şöyle iki elimizin arasına bir alalım. İsrail'in elindeki silah gücü, kitle imha silahları da dahil acaba zerresi Gazze'de var mı, Filistinlinin elinde var mı? Bir şey biliyorsam, kesinlikle yok, ama burada orantısız güç kullanımı var" dedi.

Birleşmiş Milletler Konseyi'nin bu durumun sonlanması için karar aldığını, ama İsrail'in bu kararı tanımadığını anımsatan Erdoğan, okul, cami ve hastaneler ile Birleşmiş Milletler'in binaları ve okulunun bile vurulduğunu, ama insanlığın bu durumu seyrettiğini dile getirdi.

Erdoğan, "Ama aynı insanlık Gürcistan'da böyle seyretmedi. Ben Gürcistan'ın kapısına da insani yardımı getiren ilklerdenim ve oraya da koşan ilklerdenim, koştuk, ettik. İşte diyorum ki burada biz bu darbeyi yiyen, mazlum durumuna düşen insanlara hangi dindendir, hangi ırktandır ayrımını yapmadan yardımına koşma göreviyle hepimiz aslında görevliydik, ama ne yazık ki bu olmadı" diye konuştu.

BBC'ye de imalı sözler

Suriye, Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır gibi ülkelere gittiklerini, tüm
Avrupalı liderlerle telefon diplomasisi kurduklarını, ama saldırıların üç hafta sürdüğünü belirten Erdoğan, "Üç hafta süreceğinin haberini de BBC'den aldık, o ayrı bir mesele. Hakikaten de üç hafta sürdü" dedi.

Başbakan Erdoğan, sonuçta çok ağır bir fatura ortaya çıktığını, Gazze'de alt yapı, üst yapının tamamen yok olduğunu ifade ederek, "Sayın Genel Sekreter'in ifade ettiği rakam mümkün değil. Öyle 643 milyon dolarlarla bu iş çözülmez. 1 milyar, 2 milyar, 3 milyar dolarlarla bu iş çözülmez. Burada çok ciddi bir fatura var, ağır fatura. Burası da hiçbir ekonomik kalkınma imkanı olmayan Gazzelilerin üzerine yıkılmıştır" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, "Yatıp kalkıp bir şey söyleniyor; Hamas, Hamas, Hamas. Kusura bakmayın Gazze'de sadece Hamas örgütünün mensupları oturmuyor ki Gazze'de sivil halk oturuyor. Hamas örgütü aynı zamanda bir Reform ve Değişim Partisi'nin bir değişik şeklidir, ama o hale dönüştüren de ne yazık ki seçimi  kazandıktan sonra demokratik hakkını ona vermeyenlerdir bunun asıl vebali altında olanlar. Şimdi bir dönem başladı. İsrail tek taraflı ateşkes ilan etti ve ertesi gün Mısır'da yapılacak toplantıda Hamas, o da ateşkes ilan etti. İstenen ne? Birisi bir yıl, birisi bir buçuk yıl diyor. Şu anda süre olarak böyle bir durum var. Bir diğer konu, ablukaların kaldırılması. İsrail bu ablukaları kaldırabilecek mi? Yani kapıları insanlığa açacak mı? Kapıların insanlığa açılması lazım, bu insanlar hapishanede mi yaşayacak. Eğer biz Cenevre  Sözleşmesi'ni kabul ediyorsak, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni kabul ediyorsak, eğer insanca bir yaşama saygı duyuyorsak önce bu kapıların açılması  lazım. İnsanların bir yaşam hakkını bir defa görebilmesi lazım" dedi.

Başbakan Erdoğan, silahlar Mısır'dan içeri giriyorsa, Mısır'ın silahların girmesine izin vermemesi gerektiğini söyleyerek, "Bu da ortada bir gerçek. Fakat eğer biz Filistin'i farklı bir devlet olarak görüyorsak ve bu konuda... Bu soru da enteresan bir soru. Bana öyle geliyor ki burada da bir tuzak yatıyor" dedi.

"Masada tek taraflı müzakere"

Bir başka konunun "uzlaşma", yani Hamas ve El-Fetih arasındaki süreci
hızlandırmak olduğunu belirten Erdoğan, İsrail Başbakanı Ehud Olmert'e, "masada tek taraflı müzakere yaptığını, sadece El-Fetih ile bu müzakereyi sürdürdüğü sürece netice alamayacağını ve Filistin'in seçim kazanmış bir partisi olan Hamas'ın da masaya davet edilmesi gerektiğini" söylediğini açıkladı.

Erdoğan, "Beraber oturmanız lazım. Eğer bunu Birleşmiş Milletler yürütecekse Birleşmiş Milletler'in bunu yapması lazım. Temennim odur ki Birleşmiş Milletler burada bu işe ağırlığını koyar veyahut da ABD. Şu ana kadar ortaya koymadığı ağırlığını Sayın Obama'nın, benim isteğim, beklentim o; sessiz  yığınların sesi olmasını bekliyorum, kimsesizlerin kimi olmasını bekliyorum. Buraya ağırlığını koymaları ve ağırlığını koymak suretiyle yalnız Condoleezza Rice ile Livni'nin imzaladığı mutabakat çerçevesinde değil, bunun yeniden ele alınması lazım. Eğer yeniden ele alınmazsa, bu danışıklı dövüş devam eder. Bu danışıklı dövüşün devam etmemesi lazım. Hamas'ın hatalarından, yanlışlarından kesinlikle vazgeçmesi lazım. Türkiye'ye burada bir görev düşüyorsa biz her an varız, devreye gireriz, ama dediğim gibi tarafları iyi tespit etmemiz gerekiyor. Eğer sadece El-Fetih'i al, diğerlerini dışarıda bırak, burada neticeye varılamaz" dedi.

Başbakan Erdoğan, dünya barışı için Orta Doğu barışının şart olduğunu
belirterek, bu sorunun sona erdirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ulusal uzlaşmanın sağlanması noktasında, kurulacak hükümette kesinlikle Reform ve Değişim Partisi'nin de yer alması gerektiği belirten Erdoğan, "Ulusal uzlaşı hükümeti de böyle kurulmalı diyorum. Ancak ondan sonra seçimlere gidilmeli ve bu seçimlerden sonra kurulacak olan hükümet, ister beğenelim, ister beğenmeyelim Filistin halkının iradesine saygı duymamız gereken bir hükümet olmalıdır" diye konuştu.

Sitemizdeki bilgilerin büyük çoğunluğu alıntıdır. İlgili yazının yazarının veya kaynak sahibinin istemesi halinde ilgili yazı sitemizden kaldırılacaktır. Web Stats