| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
BU BLOGU ARKADAŞLARINIZA TAVSİYE EDİP BİZE KATKIDA BULUNMUŞ OLACAĞINIZI UNUTMAYIN LÜTFEN !!! İLĞİNİZE TEŞEKKÜRLER

yardimci

Yazılar

Başbakan'dan çiftçiye müjde: Kredilerin vadesi uzatıldı

destek
Hükümet krize karşı tedbir amacıyla, otomotiv, konut ve beyaz eşyada vergileri indirirken, diğer sektörlere yönelik adımları da atmaya başladı. İşverenlerin prim yükünü hafifletmeyi planlayan çalışmaların yanısıra çiftçiler için de önemli kolaylıklar sağlandı.
 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün çiftçilere müjdeyi Karaman mitinginde verdi. Ziraat Bankası'ndan kullanılan tarım kredilerinin vadesini uzattıklarını belirten Erdoğan, işletme kredilerinde vadeyi 18 aydan 24 aya, yatırım kredilerinde de 5 yıldan 7 yıla çıkardıklarını açıkladı. Başbakan, "Hem kredi kullanmış çiftçilerimiz hem de yeni kredi kullanacak çiftçi kardeşlerimiz çok daha uzun vadeli ve esnek kredi imkânlarına böylece kavuşuyorlar. Bunun çiftçilerimize, üreticilerimize, tarım sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum." dedi. Konuşmasında sosyal yardımlara da işaret eden Erdoğan, bu konuda Karaman'a 22 trilyon destek verildiğini anlattı. Erdoğan, seçimlerde oy kullanabilmek için nüfus cüzdanlarında kimlik numarası bulunması gerektiğini hatırlattı. Başbakan, vatandaşlardan bu konuda hassas davranmalarını istedi: "Mutlaka sandığa gidin. Demokratik hakkınızı kullanın."

Ziraat Bankası tarafından tarım sektörüne yönelik hazırlanan yeni destek paketine göre çiftçilere kullandırılan kredilerin vadesi uzatılırken borcunu yeniden yapılandırma imkanı getiriliyor. Buna göre çiftçiler işletme kredilerini 24 aya, yatırım kredilerini ise 7 yıla varan vadelerle kullanabilecek. Ayrıca vadesi gelmiş ya da gelecek olan borçlar için düşük faiz oranları ile uygun şartlarda ödeme imkanı sağlanacak. Yapılan düzenleme ile banka tarafından belirlenecek esaslar dahilinde çiftçilere, önceki yıllarda kullandıkları krediler sebebiyle vadeleri bu yıl içerisinde dolacak borçlar için 24 aylık süre aşılmamak kaydıyla indirimli faiz oranları sulama kredilerinde yüzde sıfır, diğer kredilerde ise yüzde 7 ile yüzde 13,1 üzerinden uzatılacak.

Yatırım kredilerinde ise 2009 yılı taksitleri dahil kalan taksit tutarlarının, indirimli faiz oranı üzerinden 2 yıl ötelenmesine ya da kalan taksitlerin 2 yıllık ek süre dikkate alınmak suretiyle taksit tutarlarının azaltılmasını teminen yeni bir ödeme planı oluşturulacak. Bu sayede çiftçiler mevcut borçlarını başka bir kaynak arayışına girmeksizin tarımsal üretim faaliyetlerinden elde edecekleri gelirleri ile ödeyebilecek. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan küresel krizin etkisini hem vatandaşa hem de reel sektöre en az hissettirmek için son bir haftada iki müjde verdi. Dün çiftçilere vade müjdesi veren Başbakan Erdoğan geçen hafta da Eskişehir'de ÖTV ve KDV indirimini açıklamıştı. İki gün sonra ise düşük motorlu araçlardan (1600 cc'ye kadar) alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) üç ay süre ile yüzde 37'den yüzde 18'e indirilirken, beyaz eşyadan alınan ÖTV de sıfırlandı. 150 metrekareyi aşan konutlardan alınan KDV yüzde 18'den 8'e çekildi. Tüketici kredilerinden alınan KKDF'de de 5 puanlık indirime gidildi. Öte yandan küresel krize karşı dünya genelinde 13,4 trilyonluk destek paketi açıklanırken Türkiye'nin rakamları da belli oldu. AK Parti Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli, global krizin Türkiye'deki olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için, altmışın üzerinde ilave tedbir alındığını belirterek 22-23 milyar liralık ilave kaynak ayrıldığını açıkladı. Krizin etkilerini hafifletmek için yeni tedbirlerin de yolda olduğu belirtiliyor.

Hamit Çalış

Elektrik yüzde 1,6 ucuzluyor

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, elektrik fiyatlarında 1 Nisan'dan geçerli olmak üzere sanayide yüzde 1,66, konutta yüzde 1,58 oranında indirim yapılacağını açıkladı. Köktaş, EPDK'nın önceki gün gerçekleştirdiği toplantıda 1 Nisan'dan geçerli olacak yeni elektrik tarifelerine ilişkin bilgi verdi.
 

Buna göre, elektrik fiyatlarındaki indirime ilişkin dağıtım şirketlerinden enerji alan sistem kullanıcılarının, fon ve vergiler hariç olmak üzere, tek terimli tarifelerde, orta gerilim sanayi elektriğinin kilovatsaat fiyatı 17,137 kuruştan 16,852 kuruşa, mesken elektrik fiyatı da 19,803 kuruştan 19,489 kuruşa geriledi. Bu kapsamda, ticarethane elektrik fiyatı da yüzde 1,63 oranında azaltılarak 23,133 kuruştan 22,755 kuruşa indi. Ankara, Zaman

Konutta 'çok satış, az kâr' ile çalıştı müşteriler ofisin kapısında sabahlıyor

yesil
Uzun süredir konut satışlarında durgunluk yaşayan inşaat sektörü, son aylarda art arda sunulan ucuz projelerle hareketlenmeye başladı. 100 bin liranın altında fiyatlarla satışa çıkan konutlar krize rağmen adeta kapışılıyor.
 

Ucuz evlere olan ilginin boyutları müteahhit firmaları da şaşırtıyor. Yeşil İnşaat, İstanbul Beylikdüzü'nde 69 bin liradan başlayan fiyatlarla ve 60 ay sıfır vade imkanıyla satışa çıkardığı 'Innovia' projesindeki 2.600 daireye talep çok yüksek olunca yabancılar için ayırdığı konutları yerli müşterilere satmış. Yeşil İnşaat'ın patronu Engin Yeşil, konut almak için geceleyin memleketinden otobüsle gelip satış ofisinde sabaha kadar bekleyen müşterileri görünce daire rezervasyonu yaptıran yabancılara "kusura bakmayın" dediklerini belirtiyor. 26 yıldır ABD'de iş yaptığını, 'çok satış, az kâr' mantığını Türkiye'de de uygulamanın meyvesini aldığını belirten Yeşil'in şimdiki hedefi Innovia markasını Beylikdüzü dışındaki bölgelere de yayarak konutta ucuzluğun adresi olmak.

Engin Yeşil, geçtiğimiz yıl vefat eden Yeşil Kundura'nın sahibi Mustafa Yeşil'in oğlu. ABD'de yıllık ciroları 600-700 milyon dolar olan telekom ve kedi köpek ürünleri satışı yapan firmaları bulunan Yeşil, Türkiye'de konut sektörüne de iddialı bir giriş yaptı. Beylikdüzü'nde üç etapta 10 bin konuttan oluşacak Innovia projesiyle adını duyuran Engin Yeşil, Zaman'a değerlendirmelerde bulundu. Yeşil, Türkiye'de inşaat işine girmesinin ana sebebinin, son yıllarda istikrar sayesinde yaşanan büyüme ve gelişme olduğunu belirtiyor. Nitelikli konut sayısının az olduğu Türkiye'de inşaat sektörüne yatırım yapmanın faydalı olacağını düşünen Yeşil, İstanbul'da uzun süre arsa aramış. En sonunda hızla gelişen Beylikdüzü'nde karar kılarak burada 450 dönümlük bir arsayı kat karşılığı almış. Innovia ismini verdiği ve üç etap olarak projelendirdiği inşaatın ilk etabındaki 1.075 konutun satışını yapan Yeşil, tamamı 3.300 daireden oluşacak ikinci etaptaki 2.664 daireyi 69 bin TL'den başlayan fiyatlar ve 60 aya sıfır faiz kampanyasıyla iki hafta gibi kısa bir sürede sattı. İkinci etapta son üç bloktaki 650 daire bugün satışa çıkarılacak. Engin Yeşil, satışını gerçekleştirdikleri 2.664 daire için 50 bine yakın kişinin Innovia satış ofisini ziyaret ettiği, bir o kadar kişinin de telefon ve internet yoluyla kendilerine ulaştığı bilgisini veriyor.

Konutların yüzde 25'ini yabancılar için ayırdıklarını söyleyen Yeşil, "İlgi çok yoğun olunca yabancılara ancak 500 konut ayırabildik. Projenin ancak yüzde 13'ünü yabancılara verebildik. Hatta İngiltere'den komple blok rezervasyonu yapanlara da 'Size daha sonraki etaplardan verelim' dedik." şeklinde konuşuyor. Engin Yeşil, Innovia'ya olan yoğun talebin sebebini, insanların bir daha karşılarına böyle bir fırsat çıkmayacağını düşünerek hareket etmelerine bağlıyor. Sundukları projenin sektöre de hareket getirdiğini düşünen Yeşil, Türkiye'de lüks konut sayısının ihtiyaçtan fazla olduğunu, evi olmayan ancak kiradan da bunalan C gelir grubu seviyesinin büyük potansiyel barındırdığını dile getirdi. Sektöründe de yüksek kâr döneminin sona erdiğini belirten Yeşil, 'az çalışayım, çok kârla satayım' stratejisinin şu an için büyük hata olduğunu söyledi.

ENGİN YEŞİL'DEN SATIRBAŞLARI

ABD'deki 'çok satış az kâr' mantığı ile Türkiye'de başarılı olduk.

ABD'de yüzde 10 kâr nimet gibi görülür, Türkiye'de yüzde 20 beğenilmiyor.

Fiyatlarımızın cazip olması, inşaat malzemelerinin değerindeki düşüşten kaynaklanıyor.

Innovia'da ilk yaşam başladıktan sonra nerede konut yapsak kapış kapış gider.

Yurtdışında konut fiyatları hâlâ Türkiye'nin dört katı pahalı.

Yurtdışında ev fiyatları daha da düşecek, yatırımcılar Türkiye'ye baksın.

ABD hükümeti yüzde yarım faizle kredi imkanı sunsa milyonlarca insan konut alır.

İstanbul ileriye dönük dünyanın en fazla rant yapacak yerlerinden biri.

Trump, 'tam gaz devam' diyor, biz temkinliyiz

Engin Yeşil, Amerikalı emlak kralı Donald Trump'ın Türkiye'deki isim hakkını da elinde bulunduruyor. Şişli'de inşası süren Trump Tower projesinin de küçük ortağı olan Yeşil, küresel kriz sebebiyle zor duruma düşen Trump'ın sıkıntıları atlatacağını düşünüyor. Yeşil, "Trump daha önce bu tip sıkıntılar yaşadı. Hepsini atlattı. Bugün dünyada 100'den fazla en lüks binanın üzerinde Trump yazıyor. Sıkıntıları daha önce olduğu gibi atlatır." dedi. Trump'ın ekibinin Türkiye'de gayrimenkul yatırımları için 'Tam gaz devam edin' dediğini ancak kendilerinin temkinli davrandığını ifade eden Yeşil, şu anda lüks projelerin satmasının zor olduğunu, bunun için bir süre bekleyeceklerini dile getirdi. Yeşil'in verdiği bilgiye göre Bodrum'da Dedeman Holding'e ait 180 dönümlük arsa üzerinde 'Trump Bodrum Resort' adıyla inşa edilecek 200 villalık proje de bekletilen projeler arasında yer alıyor.

Arsa sahipleri afaki fiyatlar talep ediyor

Engin Yeşil, Türkiye'de arsa fiyatlarından şikayetçi. Yeni projeler için arsa aradığını ancak arazi sahiplerinin astronomik fiyat çektiğini belirten Yeşil, "Geçenlerde Alemdağ taraflarında bir arsaya baktım. Adam dağın başındaki bir köyde 200 dönüm araziye 60 milyon dolar istedi. 'İnsaf, pes doğrusu' dedim. Hangi ülkede yaşıyor bu insanlar? Dünyada gayrimenkul piyasası durmuş ama maalesef arsa sahipleri bunun farkında değil." diyor. Yeşil, fiyatlar yüksek seyrettiği sürece konutların bedelinin yeterince düşmeyeceğini belirtiyor. Innovia'nın arazisini ucuza aldıkları için daireleri cazip fiyatla satma imkanı bulduklarını ifade eden Yeşil, "Arsa sahipleri Türkiye şartlarını da düşünerek insafa gelmeli." diyor.

 

İsa Sezen

Oy vermeyi zorlaştıran YSK, şimdi de görevlilere başörtüsü yasağı koydu

ysk
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçim öncesinde tartışılacak kararlara imza atıyor. Kimlik numarası şartıyla oy kullanmayı zorlaştıran YSK şimdi de siyasî partilerin sandık görevlilerine başörtüsü yasağı getirdi. Başkan Muammer Aydın'ın imzasını taşıyan genelgenin, partilerin sandık kurullarında görev alacak isimleri bildirmesinin ardından gelmesi dikkat çekilci bulunuyor.
 

Son dakika kararına siyasî partiler tepkili. Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, sandık görevlilerinin klasik memur olarak görülemeyeceğini vurgularken BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, partilerin zor durumda bırakıldığını söyledi. DP Genel Başkanı Süleyman Soylu, "Kurul, başından beri aldığı kararlarla seçimi etkilemeye çalışıyor. Bu, planlı programlı bir proje." dedi. CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen ise, 'anlamsız bir karar' nitelemesinde bulundu. Çarşaf açılımının mimarı eski CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in tepkisi de sert oldu: "YSK'nın bugüne kadar aldığı bütün kararlar yanlış. Tartışmalı uygulamalarla vatandaşlara çile çektiriyorlar."

Seçim Kanunu'nun 21. maddesine göre sandık kurulu bir başkan ile altı asıl ve altı yedek üyeden oluşuyor. Bu kurul asıl üyeleriyle toplanıyor. Siyasi partiler dışından getirilen asıl üyeler arasından bir başkan seçiliyor. Aynı yasanın 23. maddesine göre sandık kurulu üyeleri, o seçim çevresinde seçime katılan ve ilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden son milletvekilliği genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan 5 partinin bildirdiği üyelerden oluşuyor. YSK'nın il ve ilçe seçim kurullarına gönderdiği genelgede, sandık alanının 'kamusal alan' olduğu, sandık kurullarında görev alanların da 'hizmet veren' konumunda bulunduğu belirtildi. Sandık görevlilerinin, sınırları yasalarla ve yargı kararlarıyla çizilen kılık ve kıyafet ölçülerine uymaları gerektiği savunuldu. 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde YSK'nın böyle bir genelgesi bulunmazken, siyasi partiler adına sandık kurulunda görev alanlara kıyafet yasağı getiren herhangi bir kanun da bulunmuyor. Hukukçular, YSK'nın kanuna aykırı karar verdiğini belirtiyor. Konuyla ilgili görüşler şöyle:

Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Mehmet Turhan: YSK kamusal alanı kendine göre yorumlamış. İşgüzarlık yapmış. Bunlar devlet memuru değil, orası devlet dairesi değil. Bu mantıkla giderlerse kamusal alandır diye devletin hastanelerine de, belediye otobüslerine de yasak koyabilirler.

Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu: YSK'nın bu kararı doğru bir yaklaşım değil. Siyasi partiler sivil kuruluşlardır. Sandık kurulunda çalışan insanları klasik bir memur konumunda görmek doğru değil. Kadınlar siyasi partilerde başörtülü olarak kurucu üye olabiliyor, Anayasa Mahkemesi'nin bu yönde bir kararı var. Yıllardır böyle bir yasak yoktu. Yasal dayanağı yok, neye göre yapılıyor bilmiyorum. YSK'nın, kararlarını seçime yakın tarihlerde açıklaması da doğru değil. Kararlar önceden verilmeli, siyasi partilerin ona göre hazırlık yapmaları sağlanmalı.

DP Genel Başkanı Süleyman Soylu: Planlı programlı bir proje. Seçimi tahrik etmeye çalışıyorlar. YSK, aldığı kararlarla seçimi çığırından çıkardı.

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu: Bu karar hür seçime müdahale anlamına geliyor. İnsanların inanç ve töresel değerlerine müdahale etmek kimsenin hakkı değildir. İnsanların yaşam tarzına 'suç' gözüyle bakıp onları sandıktan uzak tutmak kabul edilemez. YSK'nın, kararlarını son dakikaya sıkıştırmasına da anlam veremiyorum.

Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş: Son derece yanlış bir karar. YSK'nın böyle bir karar almaya yetkisi var mı bu tartışılır. Bu karar belediye otobüslerine de başörtülü binilmemesinin yolunu açar. Hukukun temel ilkeleriyle çelişen bu kararı tasvip etmemiz mümkün değil.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen: Anlamsız bir karar. Kamusal alanda ancak devletin görevlendirdiği kişiler bu yasağa uymak zorundadır. Yoksa sivil vatandaşlar istediği kıyafetle sandık başında görev yapabilir. Gözlemci olarak tabii ki gönderilecek. Kim ne karışır bu kişilere.

Eski CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin: YSK'nın bugüne kadar aldığı bütün kararlar yanlış. Tartışmalı uygulamalarla vatandaşa çile çektiriyorlar. Partilerin görevlendirdiği kişiler sivildir. Kamusal alan bu kişiler için geçerli değildir.

MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı: Yüksek Seçim Kurulu, Anayasa'ya göre seçimlerin sağlıklı, düzgün ve düzenli yapılmasının temininden sorumludur. Kurul, böyle bir karar almışsa buna itiraz söz konusu değildir.

:Zaman

1947 başkan 50 bin muhtar seçilecek

 

 

secim2 

Kimlik numarası şartı

secim1

Uyanık bayiler ÖTV'yi tüketiciye yansıtmıyor

otv1
Otomobilde ÖTV indirimi hem bayilerde hem tüketicilerde büyük bir heyecan uyandırdı. Özellikle bir süredir otomobil almak isteyen ancak bu kararını erteleyen indirimin resmen başladığı ilk günlerde bayilere akın etti ve ilk birkaç günde bir çok bayide önemli satış rakamlarına ulaşıldı.
 

Ne var ki bazı bayilerde indirimin zam yapma fırsatına dönüştüğü gözleniyor.Örneğin bir bayi ÖTV indirimini fiyata yansıtmama gerekçesi olarak "önceden bayi indirimi vardı şimdi onu kaldırdık" gibi kurnazca bir açıklama yapıyor.

Unutmamak gerekir ki bu indirim hem sektörün içindeki sıkıntıları azaltmak hem de tüketiciye 3 ay gibi bir sürede olsa cazip bir fırsat vermek için yapıldı.

Otomobilciler kriz günlerindeki sıkıntıyı unutup bu indirimi istismara çevirmemeli.

Norveçli Statkraft, Yeşil Enerji'nin yüzde 95'ini aldı

Norveçli devlet enerji şirketi Statkraft, Global Yatırım Holding'in iştiraki Yeşil Enerji'nin yüzde 95'ini satın aldı.
 

Hisse devrinin hazirana kadar tamamlanması bekleniyor, bu kapsamda devralınan 7 hidroelektrik santralinin yatırım tutarı 600-700 milyon Euro. GYH Enerji Grup Başkanı Saygın Narin, "Devir anlaşmasını Global Yatırım Holding ve Türkiye Cumhuriyeti'ne duyulan uluslararası güvenin bir göstergesi olarak görmekteyiz." dedi.

İlaç faturası diğer ülkeleri ikiye katladı, tablet kutuları küçülecek

İlaç sektöründe peş peşe ortaya çıkan yolsuzluk vakaları, gözlerin yeniden sağlık harcamalarına çevrilmesine yol açtı.
ilac
 

Türkiye, 2009 yılında sağlık giderleri için 27,5 milyar TL ayırırken bu harcamalarda en önemli kalemi, ilaç parası oluşturuyor. Sosyal Güvenlik Kurumu, bu yıl ilaca 12,5 milyar ödeme yapacak. Bu verilere göre Türkiye'nin ilaç harcaması, toplam sağlık giderinin yüzde 42'si. OECD ülkelerinde ise bu oran ortalama 15 ile 20 arasında. Türkiye'nin ilaç harcamasının bu kadar yüksek olmasının başlıca nedenlerinden biri, bu alandaki akla hayale gelmedik yolsuzluklar. SGK'nın son olarak iki pilot ildeki 19 eczanede yaptığı denetimlerde devletin 2,6 milyon YTL dolandırıldığı ortaya çıktı. Kullanılan yöntemler ise sahte kupür, sahte reçete, sahte ilaç raporu, sahte doktor kaşesiyle ilaç yazılması, sahte barkod ile reçete yazılması ve yurtdışındakiler için Türk vatandaşlarının TC kimlik numaraları kullanılarak ilaç yazılması. Bu veriler her ay 22 bin 500 eczaneye yapılan 900 milyon TL ilaç ödemesinin önemli bir kısmının yersiz ödeme olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye'nin ilaca diğer ülkelerin iki katından daha fazla ödeme yapıyor olmasının bir başka sebebi de eşdeğer ilaçların yeterince kullanılmaması. Uzmanlar fiyatı daha ucuz olan eşdeğer ilacın etki olarak diğer ilaçlardan farklı olmadığını belirtiyor. Herhangi bir ilacın piyasaya çıkmasının ardından belli bir süre geçtikten sonra eşdeğerinin piyasaya çıkmasına izin veriliyor. Amaç ise ilacı bulan firmanın bu sürede korunması. Bu sürenin ardından başka firmalar da aynı ilacı üretebiliyor. Bu nedenle fiyatı düşüyor. Eşdeğer ilaç, orijinali ile tamamen aynı özellikleri taşıyor. Gereksiz ilaç kullanımı ile neredeyse her evde koliler dolusu kullanılmayan ilaç, faturayı kabartan diğer nedenler. SGK şimdi, ilaç giderlerini azaltmak için bir yandan denetimleri artırırken öte taraftan eşdeğer ilaç kullanılmasını teşvik ile gereksiz kullanımların önüne geçmeyi amaçlıyor.

Öte yandan Türkiye'de ilaç ve tıbbî araç gereç sanayiinin büyük ölçüde dışa bağımlı olması, faturayı yükselten sebepler arasında. Bu nedenle gereksiz ilaç kullanımının önlenmesi ilaç giderlerinin azaltılmasında önemli bir yer tutuyor. Türkiye'de koruyucu sağlık hizmetlerine yeterince kaynak aktarılmaması da sorunun başka bir sebebi. Sağlık Bakanlığı ile SGK da son yıllarda hem ilaç harcamalarını hem de tedavi giderlerini azaltmak için koruyucu sağlık hizmetlerini öne çıkarıyor. SGK ayrıca ilaç harcamalarının kontrolü için en çok yazılan ilaçlar ile bu ilaçları yazan doktorların incelenmesi üzerinde duruyor. Bu yolla gereksiz ilaç yazılmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Kişi başına ilaç harcaması, 5 yılda 2 kat arttı

Türkiye'de ilaç pazarı, son yıllarda önemli ölçüde büyüme gösteriyor. Kişi başına ilaç harcaması da son 5 yılda 2 kat artış gösterdi. Buna karşılık ilaç kutularının küçültülmesi ve daha az adet ilaç konulması yoluyla giderler azaltılıyor. İlk olarak ağrı kesicilerde denenen bu yöntem olumlu sonuç verdi. Ağrı kesicilerin küçük ambalajlarda ve düşük adette satılmasıyla bu alanda tasarruf sağlandı.

Sağlık karnesi kiralayıp ilaç yazdıranlar bile var

Sağlık sektöründe yolsuzluk haberleri peş peşe gelirken devletin çeşitli kurumları da bu duruma dikkat çekiyor. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı raporda, sahte ilaç üretimi, ilaç hırsızlığı ve ilaç kaçakçılığı yapılarak temin edilen ilaç içlerinin yeniden sahte kutu ve kupürlerle ambalajlanarak piyasaya sürüldüğü belirtiliyor. İlaç mümessillerine verilen promosyon ve cezalandırma yönteminin yolsuzluk ve usulsüzlüğü teşvik ettiği ifade edilirken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sağlık karnelerinin kiralanarak bol bol ilaç yazıldığı ifade ediliyor. Sahte reçete ve sahte sağlık raporu düzenleme yöntemleriyle doktorların hastalara yazdıkları reçetelere sonradan eczaneler tarafından ilaç ekleniyor. Emniyet'in raporuna göre ilaç firmaları hekim başına 10 bin lira promosyon gideri harcıyor.

'Sosyal güvenlik açığı, bu yıl 50 milyar lirayı bulacak'

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, geçen yıl 30 milyar lira olan sosyal güvenlik sisteminin açığının bu yıl 50 milyar lirayı bulacağını söyledi. Eskişehir Sanayici ve İşadamları Derneği'nce düzenlenen "Küresel Kriz ve Türkiye Ekonomisi'' konferansında, Türkiye'nin en büyük hatalarından birinin sosyal güvenlik sisteminin bu hale getirilmesi olduğunu belirterek, "1950'li yıllarda emeklilik yaşı 55 iken, 1990'lı yıllarda 38'e iniyor. Dünyada ise 65'e çıkıyor. Geçen yıl 30 milyar olan sosyal güvenlik sisteminin açığı, bu yıl 50 milyarı bulacak. Zamanında bu tahribat yapılmış." dedi. Dünyanın belli başlı hiçbir ülkesinde bu yaşlarda emekli olma diye bir şey olmadığını anlatan Şimşek, "Çoğunda ya 65 ya 67'dir ya da en kötüsü 60'tır. Türkiye'de sosyal güvenlik sistemi batmış." şeklinde konuştu.

İsa Y azar

Şimdi odalarını ölü fiyatına satan otelci yazın ne yapacak?

Küresel kriz turizmcileri de tedirgin ediyor. Rusya gibi ekonomik açıdan zora giren ülkelerde tatil planlarının ertelenmesi ihtimali endişeleri artırıyor.
 

Bazı turizmciler yüzde 30'ların üstünde erken rezervasyon indirimi sunarak yurtdışından turist çekmeye çalışıyor. Rixos Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince, kriz paniğiyle yapılan yüksek indirimlerin riski de beraberinde getirdiği uyarısında bulundu. Yılın ilk aylarında Avrupalı turistin rezervasyonlarda en çok Türkiye'yi tercih ettiğini vurgulayan Tamince, "Rakip ülkelere göre zaten ucuzuz. Bazıları nakit sıkıntısını gidermek için yaz dönemini çok ucuz fiyatla satıyor. Belki şimdi alacağı parayla ihtiyacını görecek ama yazın ne yapacak?" diye sordu. Tamince, oda fiyatlarındaki ayarlamanın gelecekteki gelir-gider dengesi de hesap edilerek yapılmasının faydalı olacağını dile getirdi.

Zaman'a değerlendirmelerde bulunan Fettah Tamince, Türk turizm sektörünün krizde rakiplerine göre daha iyi durumda olduğu görüşünde. Türkiye'nin yeni ve bakımlı turistik tesislere sahip olmasının yanı sıra fiyat olarak diğer ülkelerden daha uygun olduğunu ifade eden Tamince, bu sayede ocak ve şubat aylarında Avrupa'dan en iyi rezervasyon alan ülkenin Türkiye olduğunu kaydetti. İşadamı, Yunanistan gibi rakip ülkelerin kendini geliştiremediğini, Türkiye'nin bu süreci iyi değerlendirmesi gerektiğini kaydetti. Tamince'ye göre küresel kriz etkisini bir süre daha sürdürecek. Çok iyimser ve kötümser tahminlerde bulunmak doğru değil. Gerçekleri göz ardı etmeden ekonomiyi sırtlayacak sektörler üzerine gelecek planları yapılmalı. Türkiye'nin geleceği tarım ve turizm sektörlerinde. İnsanların tatile verdiği önem gün geçtikçe artıyor. Sadece sahil değil, dağları, kaplıcaları ve yaylalarıyla turizm çeşitliliğine sahip Türkiye'de 2023 için 50 milyar dolarlık turizm geliri hedef konulmasına rağmen çalışmalar yeterli değil.

Fettah Tamince, toplumda da turizm sektörünün öneminin yeterince kavranamadığı görüşünde: "Türkiye'de turizm konusunda toplumun her kesiminde bilinç oluşması gerekiyor. Büyüyünce ne olacaksın, sorusuna hâlâ çocuklarımızın büyük bölümü doktor, uçak mühendisi cevabını veriyor. Hiçbirisi 'turizmci olacağım' demiyor. Aileler de çocuklarını bu alana yönlendirmiyor. Oysa turizm Türkiye'nin geleceğinde çok önemli bir paya sahip olacak." Tamince, devletin turizm ve tarım sektörlerinin geliştirilmesi için kağıt üzerinde kalmayacak 10-20 yıllık planları sistemli bir şekilde hayata geçirmesi gerektiğini vurguluyor. Bu çerçevede her bölgeye uygun turizm yatırımları yapılmasını isteyen Tamince, buna örnek olarak Van Gölü ve Abant'ı gösterdi.

Rixos'un tanıtım filmine Almanya'dan ödül

Fettah Tamince'nin sahibi olduğu Rixos Hotels'in kurumsal tanıtım filmi, 'The Golden City Gate', film yarışmasının 'hotel' kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. Almanya'da ITB Berlin Fuarı kapsamında 8'incisi düzenlenen 'The Golden City Gate' yarışması tüm dünyadan toplam 94 filmin katılımıyla 10 ayrı kategoride gerçekleştirildi. Adını M.Ö. 1.000 yılında Perge şehrinin 7 kahraman kurucusundan biri olan Rixos'tan alan otelin tanıtımı için hazırlanan filmin çekimleri 1,5 ay sürmüş. Çalışma, Perge antik kentinin kuruluşundan bugüne gelerek Rixos Hotels'te tekrar hayat buluşu üzerine kurulmuş. Efsanelerin varlıklarını çağa ayak uydurarak devam ettirdikleri noktasından hareket eden film, tarihsel bir senaryo eşliğinde Rixos efsanesinin 'Rixos Hotels' markası altında hayat buluşunu anlatıyor.

Yeni otel projeleri yolda

Şirketlerinin çalışmalarıyla ilgili bilgiler de veren işadamı Fettah Tamince, cirolarının yüzde 10'unu turizmden elde ettiklerini kaydetti. Sembol İnşaat markasıyla ağırlıklı olarak yurtdışında müteahhitlik hizmeti verdiklerini vurgulayan Tamince, Türkiye'nin yurtdışında iş yapan üçüncü büyük inşaat şirketi olduklarını söyledi. Krize rağmen bu yıl Rixos otel zincirine yeni halkalar ekleyeceklerini, Sembol İnşaat'ın da Kazakistan'da yapımını sürdürdüğü projelerin bir kısmını tamamlayacaklarını kaydetti. Sembol İnşaat, petrol gelirleriyle zenginleşen, 2014 yılına kadar 160 milyar dolar altyapı yatırımı yapmayı planlayan Libya'da da iş takip ediyor. Bu ülkeye geçtiğimiz günlerde gittiğini belirten Tamince, "Libya'da potansiyel var. Bu ülkede taahhüt işi yapmak için girişimcilerimiz var. Sonuç almak üzereyiz." şeklinde konuştu.

İsa Sezen
Sitemizdeki bilgilerin büyük çoğunluğu alıntıdır. İlgili yazının yazarının veya kaynak sahibinin istemesi halinde ilgili yazı sitemizden kaldırılacaktır. Web Stats