| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
BU BLOGU ARKADAŞLARINIZA TAVSİYE EDİP BİZE KATKIDA BULUNMUŞ OLACAĞINIZI UNUTMAYIN LÜTFEN !!! İLĞİNİZE TEŞEKKÜRLER

yardimci

11 "sağlık" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Yaşamak için arkadaşlarını yediler

 Milliyet İnternet

Açık denizde inanılması güç vahşi bir olay yaşandı.

Porto Rico'ya gitmek için botla yola çıkan 33 kişilik göçmen grup, kaptan ve tayfaların gemiyi terk etmelerinin ardından denizde kayboldu.

33 kişiden 5 kişinin hayatta kaldığı mülteci grubu İki hafta boyunca aç susuz denizde ordan oraya sürüklendi.

En sonunda Turks and Caicos dalarına doğru yaklaşan botttakiler kurtarıldı.

Kurtarılan 5 kişilik gruptan kadın olan hastanede ölürken, sağ kalanlardan Gregorio Maria Marizan yaşadıkları korkunç anları anlatırken korkunç gerçek ortaya çıktı.


 '15-20 dakikada bir açlık ve susuzluktan bir arkadaşın ölmesini izliyorduk' diyen Marzian bir süre sonra açlıktan ne yapacaklarını bilemediklerini ve en sonunda hayatta kalmak için ölen arkadaşlarını yemeğe karar verdiklerini anlattı.

Yanındaki bıçağıyla ölen arkadaşlarının göğsünden bacağından parçalar kesip yediklerini söyleyen Marzian sağ kalabildikleri ve ailelerine kavuştukları için tanrıya şükrettiğini açıkladı. 

Sağ kalan 4 kişinin sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi.

Nejat Uygur’un sağlık durumu iyi

ANKARA - Ankara’da bir oyun sahneleyen Nejat Uygur, karayoluyla İstanbul’a dönmek üzereyken rahatsızlandı ve Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi’ne kaldırıldı. Babalarının hastaneye yatırıldığını haberini alan Behzat, Süheyl ve Ahmet Uygur hemen Ankara’ya gitti. Doktorlar, uygur’un inme teşhisi ile hastaneye yatırıldığını söyledi. Hastane başhekimi Prof. Dr. Teoman Benli, şu an için cerrahi müdahaleye gerek olmadığını açıkladı.

Nejat Uygur’un doktorları, beyin damarlarında tıkanıklık oluştuğun ifade etti. Uygur’un daha önce de bu tür sorunlar yaşadığını, kalbinde sorunlar olduğunu dile getiren doktorlar, şu anda kalple ilgili bir sorun yaşanmadığını belirtti. “Yorgunluk, uykusuzluk ve aktif hayata bağlı stresle birlikte böyle bir olayla karşılaştık.Konuşuyor, hepimizi tanıyor” denildi.

Doktorlar, beynin sağ tarafındaki tıkanıklığa bağlı olarak, vücudun sol tarafında kan akımında yavaşlama olduğunu aktararak, Uygur’un sol kolunu hareket ettiremediğini, yüzünde kayma olduğunu, bacağında biraz hareket olduğunu, konuşmasının ise düzgün olduğunu ifade etti. Önal bu durumu, kısmi felç olarak nitelendirdi. Ancak durumunun tam belli olması için 48 saat geçmesi gerekiyor.

Basın toplantısına katılan Behzat, Süheyl ve Ahmet Uygur’un üzgün oldukları görüldü.

Uygur kardeşlerin, babalarının durumlarını İstanbul’da haber aldıkları ve Ankara’ya kısa süre önce geldikleri öğrenildi.


KÜLTÜR BAKANI’NDAN ZİYARET
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Nejat Uygur’u ziyaret etti. Uygur’un sağlık durumu hakkında bilgi almak üzere hastaneye gelen Günay’ın ziyareti yaklaşık 15 dakika sürdü.

Hastanenin çıkışında gazetecilere açıklama yapan Günay, “Sayın Uygur yaşama sıkı sıkıya, koparılamayacak bağlarla bağlı bir sanatçıdır biliyorsunuz. Daha bu yaşlarda, yakın yıllarda neredeyse çocuk rolleri oynayacak kadar yüreği genç olan bir büyüğümüzdür. Acil şifalar diliyorum” dedi.

Tedavisi yoğun bakımda sürdürülen Uygur’u görmediğini ifade eden Günay, Uygur’un eşi Necla Uygur ve çocuklarıyla görüştüğünü aktardı.

Günay, “İnşallah iyi haberler alacağız” diye konuştu.

Bu arada, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin’in de hastaneyi ziyaret ederek Uygur’un sağlık durumu hakkında bilgi aldığı öğrenildi.
AA

Ramazan'da diyet

Yeşim Sert Karaaslan / AA

 

Ramazan ayında oruç tutan kişilerin diyetisyen kontrolünde yapılan sahur, iftar yemeğinin ilk ve ikinci aşaması, sahurla iftar arası olmak üzere toplam 4 öğünü kapsayan bir programla haftada 1-1,5 kilogram vermesinin mümkün olduğu belirtildi. Diyetisyen Lale Sağlık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlıklı kilo kaybı için ön koşulun öğün atlamadan, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı ile sağlanabileceğini söyledi.
Yemek alışkanlığının toplumların geleneklerine göre farklılık gösterdiğini, bu belirgin örneklerininden birinin de ramazan ayı olduğunu anlatan Sağlık, "Ramazanda öğün sayısı azaldığından vücut için gerekli besin ögeleri
yeterli alınmalı" dedi.
Lale Sağlık, oruç sürecinde günde yaklaşık 15 saatlik açlık durumunun söz konusu olmasının ve öğünlerin iki ile sınırlanmasının metabolizmanın yavaşlamasına neden olduğunu ifade ederek, "Öğünler, sahur ve iftar olmak üzere
ikiye düşmektedir. Ramazanda öğünlerin içeriğine ve düzenine dikkat edilmemesi durumunda mide rahatsızlıkları, bulantı ve kusma, kalp çarpıntısı, baş ağrısı, uyku hali, halsizlik, ödem oluşumları, kan şekeri düzensizlikleri, kabızlık gibi bazı fizyolojik komplikasyonlarla karşılaşmak olasıdır" uyarısında bulundu. Ramazan ayında, sağlıklı beslenme önerilerine uyulduğunda ve bir uzman desteği alındığında kontrollü bir şekilde zayıflamanın mümkün olduğunu belirten Sağlık, "Oruç tutan kişiler, diyetisyen kontrolünde yapılan 4 öğün esasına dayalı bir programla haftada 1-1,5 kilogram verebilirler" dedi.

-"RAMAZAN ZAYIFLAMAK İÇİN FIRSAT OLARAK GÖRÜLMEMELİ"-
"Ramazan ayının zayıflamak için fırsat olarak görülmemesi, aksine daha
özenli beslenilmesi gerektiğini" vurgulayan Sağlık, "Ramazanda öğün sayısı
2’den 4’e çıkarılmalı. 1. öğün sahur, 2. öğün iftar yemeğinin ilk aşaması, 3.
öğün iftar yemeğinin ikinci aşaması, 4. öğün de iftar ile sahur arasına konan ara
öğün olarak planlanmalı" diye konuştu.
Sağlık, kilo vermeyi kolaylaştırmak için öğün sayısının dışında öğünlerin
içeriğine de dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, birinci öğün olarak kabul
edilen sahurda kesinlikle hamur işi, kızartma, börek, çörek gibi gıdaların
tüketilmemesi gerektiğini söyledi.
Bunların yerine sağlıklı bir sabah kahvaltısı niteliğinde yağsız peynir,
tam tahıl ekmeği, domates, salatalık, yağsız süt-badem ya da yağsız
süt-meyve-müsli-badem tarzında protein içeriği zengin, glisemik indeksi düşük
besinlerin tercih edilmesinin uygun olduğunu belirten Sağlık, bu şekilde hem uzun
süre tokluk hissedileceğini hem de mide-bağırsak rahatsızlığı riskinin
azalacağını dile getirdi.
Lale Sağlık, ramazan ayında yapılan "en büyük hatalardan birinin sahurun
atlanması olduğunu" ifade ederek, bunun metabolizmayı daha da yavaşlatarak hem
kilo vermeyi zorlaştırdığını, hem de baş ağrısı, uyku hali, halsizlik, kan şekeri
düzensizlikleri gibi komplikasyonların oluşma riskini arttırdığını dile
getirdi.
Ramazan ayında 2. öğün olan iftar yemeğinin ilk aşamasında, 1 bardak ılık
su ve 1 kase çorba tüketilmesinin yeterli olduğunu anlatan Sağlık, bu öğünün
ardından yaklaşık 45 dakika- 1 saat sonra 3. öğüne geçilebileceğini söyledi.
Sağlık, 3. öğün olan iftar yemeğinin ikinci aşamasında ise ızgara
et-tavuk-balık, yoğurt, sebze yemeği ve salata gibi hafif yemeklerin küçük
porsiyonlarda tüketilmesi gerektiğini belirterek, şu önerilerde bulundu:
"Et grubu kızartma ve kavurma şeklinde değil, haşlama, ızgara ya da
buğulama tarzında pişirilmeli. Zayıflama diyetinin kalorisine göre porsiyon
bireye özgü ayarlanmalı. Yoğurdun light, sebzenin az zeytinyağlı şeklinde tercih
edilmesi, salatanın bolca yenilmesi (mısır, havuç ve bezelye ilave etmeksizin) ve
miktarlarının diyetin kalorisine göre ayarlanması, zayıflamayı
kolaylaştıracaktır. Son öğünde olan iftarla sahur arasında ise meyve ve süt
tüketilmeli."
Oruç tutan kişilerin kan şekeri düşüklüğüne bağlı olarak hissedecekleri
aşırı tatlı yeme isteğinin bastırılması için hamur tatlıları yerine kurutulmuş
meyvelerin, bitkisel tatlandırıcıların ve yağsız sütle yapılmış tatlıların tercih
edilmesi gerektiğini belirten Sağlık, "Bu, kilo verme sürecinin yavaşlamasını
önleyecektir. Eğer, bu şekilde hazırlanan tatlı tüketilecekse de bu haftada en
fazla 2 günle sınırlı kalmalı, diğer günlerde kurutulmuş meyve, hurma ya da meyve
tatlı niyetine tercih edilmelidir " dedi.
Sağlık, sıvı alımının da 2-2,5 litreden az olmamasına, tahıl grubu olarak
beyaz ekmek yerine tam tahıl ekmeklerinin ölçülü oranda yenilmesine özen
gösterilmesini söyledi.
Ayrıca, Ramazan ayında yavaşlayan metabolizmanın, 3. öğününden en az 1
saat sonra, haftanın 3-4 günü yapılacak yürüyüşlerle hızlandırılabilineceğini
anlatan Sağlık, "Yeter ki oruç tutarken sahip olduğumuz irademize iftar
saatinden sonra da sahip olabilelim" dedi.

Karadut Şurubu ve Faydaları

Karadut meyvesi çok güçlü antioksidanlar içermektedir. Bu güçlü antioksidanlar vücuttaki serbest radikalleri etkisiz hale getirerek bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerdiği flavonoidler sayesinde ise kalbi korur aynı zamanda da yaşlanmayı geciktirici etkiye sahiptir.

Karadut bitkisi böceklenmeyen tek organik bitkidir. Betakaroten ihtiva eder. Ancak zamanı çok çabuk geçtiği için en bol olan zamanlarında kaynatarak şurubunu yapabilir ve bu karadut şurubunu derin dondurucuda saklayabilirsiniz. Kanserden korunmak için Sağlık ve gençlik kaynağı olan bu şurubu mutlaka tüketin.

Karadut nelere iyi geliyor?

* Halsizliği, aşırı yorgunluğu giderir
* Ağız ve boğaz enfeksiyonlarına tavsiye edilir
* Kanı temizler anemi hastalarına tavsiye edilir
* Kan basıncını düşürür
* Sindirim sistemi kronik hastalığına faydalı
* Mide salgılarını arttırır
* Sindirimi sistemini düzenler
* Saçların ve dişlerin güçlenmesini sağlar
* Kronik gastrit ve hepatit tedavisinde kullanılabilir
* Uykusuzluğa iyi gelir

Prof. Dr. Erkan Topuz

 diğer Erkan Topuz sağlık önerileri

 

İngiltere'de sübyancılar kısırlaştırılacak

 Merve LOĞMNAOĞULLARI/ LONDRA, (DHA)

 

İNGİLİZ hükümeti pedofillerle (sübyancı) mücadelede ‘kısırlaştırma’ yöntemine başvurmaya hazırlanıyor.

Ülkede artan çocuk istismarı vakalarını önlemek için çeşitli caydırıcı yöntemlere başvuran İngiliz hükümeti, son olarak pedofilleri ‘kısırlaştıracaklarını’ açıkladı.

Sağlık eski Bakanı John Reid'in önerdiği uygulama çerçevesinde pedofillere testesteron azaltıcı ilaç verilecek. Deney aşamasında olan uygulama Newcastle Üniversitesi'nde görevli Prof. Don Grubin öncülüğünde yürütülüyor. Prof Grubin, “Cezalarının tümünü çekmiş suçlulara verilecek ilaç, aynı suçu tekrar işlememeleri için sadece bir önlem olacak. Sorulması gereken soru şu: cezası bitmiş, tedavisi yapılmış kişilerin mi salıverilmesini istiyoruz, yoksa tedavisi yapılmamış kişilerin mi?” dedi.

İngiliz Gözaltı Merkezi ise, “Cinsel istismardan suçlu kişiler öncelikli olarak psikiyatr gözetiminde tedavi ediliyor. Bazı durumlarda hormon tedavisi ile de takviye yapılabilir” yazılı açıklama yaptı.

İskenderun'da 'balık bebek' dünyaya geldi

         Hatay'ın İskenderun ilçesinde, 2-3 milyonda bir rastlandığı bildirilen ve ''balık bebek'' olarak bilinen genetik hastalıkla dünyaya gelen bebek, kuvözde bir süre bakıma alınmasının ardından Adana'ya sevk edildi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, eşi Hasan Kalkan tarafından İskenderun Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesi'ne kaldırılan Bahar Kalkan, normal doğumla bir kız bebek dünyaya getirdi.

Amca çocukları olduğu bildirilen çiftin bebeklerinin, genetik bir hastalık taşıdığı anlaşıldı.

Bebeğin ilk tedavisini yapan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Murşit Acemoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bebeğin tıp dilinde ''konjenital iktiyozis'' halk arasında ''balık bebek'' olarak bilinen bir genetik hastalıkla doğduğunu ve bu hastalığın 2-3 milyonda bir görüldüğünü kaydetti.

Hastalığın kromozom bozukluğuna bağlı olarak geliştiğini ifade eden Acemoğlu, bebeğin cildinin ciddi oranda problemli, parmaklarının yok denecek kadar küçük olduğunu, kafatası yapısında da sorun bulunduğunu söyledi.

Bebeğin sağlık durumunun şu an için iyi göründüğünü ancak gün geçtikçe kötüleşeceğini ifade eden Acemoğlu, bunun 15 yıllık meslek hayatında karşılaştığı ikinci vaka olduğunu bildirdi.

Acemoğlu, 2 kilo 180 gram olarak dünyaya gelen ve kuvöze alıp yaşam destek ünitesine bağladıkları bebeği daha sonra ileri tetkik ve tedavisinin yapılabilmesi için Adana'daki Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'ne sevk ettiklerini de sözlerine ekledi .

Kaynak:msn 

Şu 5 Yiyecek Ağız Kokusunu Gideriyor!

Genelde sarımsak ve soğan yediğiniz zaman nefesiniz toksik bir hale dönüşür. Balıklar ve bazı peynirler de aynı etkiyi yapabilir. Devamlı açık havada, ağzınızı açık bir şekilde havalandırmaktan başka yapabilecekleriniz de var. Bazı kokular 24 saat boyunca kanınızda kalabilir, böylece sadece dişlerinizi fırçalamak tek başına işe yaramaz. Bu noktada nefesinizi tazelemeye yardımcı olacak yiyecekler tüketmeniz akıllıca olacaktır. Peki neler yiyebiliriz?

Limon: Bir limonu ortadan ikiye ayırıp emebilirsiniz. Eğer bunu yapmak istemediğiniz bir ortamdaysanız, bir sodanın içine dilimlerini atabilir. Sodanız bitince limon dilimlerini yiyebilirsiniz. Daha da pratik olması için, limon aromalı şekerlerden tüketebilirsiniz. Aynı zamanda en pratik taşıma şekli şekerlerdedir.

Maydanoz: En sevdiğiniz makarna sosunda bulunan veya kebap yerken tükettiğiniz soğanları düşünün. Yanlarında tabağa konan maydanoz sadece göz zevkinize daha renkli bir hizmet yapmaktan da öte, aynı zamanda nefesinizi tazelemek için oradadır. Maydanozun nefesi tazeleme özelliği bulunur. Bunun yanında taze olmak kaydıyla, biberiye de etkili olabilir.

Elma ve aynı tazelikte olan armut, havuç ve turp da nefes tazelemekte ve temizlemekte etkilidir. İçerdikleri gıda lifi sayesinde tükürüğü temizler, aynı zamanda damakta tatlı bir tat bırakırlar. Eğer ağız kokusunu daha egzotik bir tatla çözmek istiyorsanız size önerebilecek bazı bahartlarımız var. Bugün hemen her marketin baharat bölümünde anason, kakule, kişniş, rezene bulabilirsiniz. Küçük kaplara doldurup masada yerlerini hazır edin. Tuz ve kırmızı biber gibi onların da her sofranızda yerleri olsun. Küçük miktarda tükeceğiniz bu baharatlar sayesinde yemek sonrası kahveniz bile ağzınızda daha sonra kötü bir tad bırakamayacak.

Nane Filizleri: Bu iki önerimiz de, sarımsak ve soğan kokularına karşı birebir etkildir. Fakt bunun yanında, tarçın kabuklarında bulunan özel bir yağ, ağızda bulunan bir tür bakteriyi yok eder. Tarçın veya nane aromalı sakız da benzer etkiye sahiptir. İçeriğinde xylitol bileşkeni olan sakızlar çürüklerini önlemeye yardımcı olur.

Yoğurt: Eğer gün boyunca yağlı ve kötü kokabilecek besinler tükettiyseniz lezzetli bir alternatifiniz var. Günde bir veya iki kere yiyeceğiniz yarım kap yoğurt ağız içerisindeki hidrojen sulfüt kokusunu yok etmeye yardımcı olur. Genelde ağzımızın içini çürük yumurta gibi kokutan da işte hidrojen sülfüttür. Yoğurdunuzu C vitamini açısından yüksek meyvelerle tatlandırabilirsiniz.

kaynak: haber

Merkezimiz Yakın Gelecekte Tüp Bebek ve Genetik Laboratuarlarına Özel Uluslararası Akreditasyon Sistemine Geçiyor

 

Hastalarına uluslararası kalite standartlarıyla hizmet verme anlayışında Türkiye’de öncü olan Memorial Hastanesi Tüp Bebek ve Genetik Merkezimiz yine Türkiye’de bir ilkin öncülüğünü yapmanın haklı gururunu yaşıyor. Tüp Bebek ve Genetik Merkezimiz yakın gelecekte Tüp Bebek ve Genetik laboratuarlarına özel uluslararası akreditasyon sistemine geçiyor.

Memorial Hastanesi, ilk hasta kabulünden itibaren başlatmış olduğu kalite politikası doğrultusunda, 2000 yılında ISO 9001:2000 ve 2002 yılında ise Türkiye’de ilk, dünyada 21. hastane olarak JCI (Joint Commision International) Akreditasyon belgelerini aldı.

Bu belgelere ilaveten Tüp Bebek ve Genetik Merkezimiz daha detaylı ve kontrol sistemleri ile hastalarımıza çok daha kaliteli hizmet verebilmek için uluslararası yeni bir akreditasyon sistemine geçmek üzere çalışmaları başlamıştır. Bu nedenle, dünyada Tüp Bebek ve Genetik Laboratuar akreditasyonlarında önce çıkan ismi, Nottingham Üniversitesi Tüp Bebek ve Araştırma Merkezi Kalite Kontrol Yöneticisi Cecilia Sjöblom’u misafir etti ve 2 gün süren yoğun eğitim programına geçti.

 

Bu program sonucunda ilk adımlarımızı attığımız akreditasyon sistemini ve Türkiye’de yine bir ilkin öncülüğünü yapmanın mutluluğunu siz hastalarımızla paylaşmak isteriz.

Kaynak:tüpbebek

 

 

 

 

 

 

 

 

ANNE SÜTÜ MEME KANSERİNDEN KORUYOR

Anne sütüyle büyüyen kadınların meme kanserine yakalanma riskinin diğerlerinden daha az olduğu saptandı.

Amerikalı araştırmacıların, yaşları 20 ila 69 olan 2016 meme kanseri kadın ve aynı yaşlarda 1960 sağlıklı kadını incelediği ve kadınların bebekliklerinde anne sütüyle beslenmelerinin meme kanserine yakalanma riskini düşürdüğünü, ancak bu etkinin ailenin ilk doğan kız çocuklarında görülmediği bildirildi.

Sonuçları Epidemiology dergisinde yayımlanan araştırma, 3 ya da daha fazla ablası olan ve bebekken anne sütüyle beslenen kadınların meme kanserine yakalanma riskinin daha az olduğunu gösterdi. Wisconsin Üniversitesinde görevli araştırmacı Hazel B. Nichols, genel anlamda bebekken anne sütüyle beslenen kadınlarda meme kanserine yakalanma riskinin yüzde 17 daha düşük gözlendiğini, ancak ailenin ilk doğan kız çocuklarına bakıldığında böyle bir düşüşe rastlanmadığını söyledi.

Araştırmacılar, annenin kız çocuğunu doğurduğu yaşın, anne sütüyle büyüyen kadınlar üzerinde etkisinin saptanmadığını da bildirdi. Konuyla ilgili olarak düşüşe, emzirme süresi veya anne sütündeki çevresel kirleticilerin seviyelerinin etkisinin araştırılması gerektiği de belirtildi.

Kaynak:hekimce

Kanser tedavisinde umut

Amerikalı bilim adamları, cilt kanseri hastası bir kişiyi, kendi bağışıklık hücrelerini klonlayarak başarıyla tedavi ettiklerini açıkladılar.

Yöntem kapsamında, klonlanan akyuvar hücreleri, hastanın vücuduna geri şırınga ediliyor. Bu hücreler, vücuttaki kanserli dokuları yokediyor. Daily Telegraph'ın manşetinden duyurduğu haber, kanser tedavisi çabalarında dikkat çekici bir adıma işaret ediyor.

''Bir kanser hastası, kendi hücrelerinden üretilen bağışıklık hücreleri vücuduna şırınga edildikten sonra, tamamen iyileşti.

"Tedavi öncesinde kanserli hücreler hastanın akciğerlerinden birine ve lenf bezlerine sıçramıştı.''

''İlk kez uygulanan bu tedavi yöntemine göre, 52 yaşındaki bir cilt kanseri hastasındaki kanserli tümörler, sekiz haftalık tedavi sonunda temizlendi.''

''Doktorlar, hastanın kanser hücrelerine karşı en etkili mücadeleyi yürüttüğü belirlenen ve vücutta seyrek bulunan bağışıklık hücrelerinden yani akyuvarlarından bir miktar aldı, sonra klonlama yöntemiyle bunlardan milyarlarcasını üretti ve savaşa devam etmeleri için vücuda yeniden şırınga etti.

Tedavinin sona ermesinden bu yana hastada iki yıldır hastalığın izi görülmedi.

Daily Telegraph, uzmanların, bu yöntemin kanser tedavisinde çok önemli bir ilerleme olabileceğine dikkat çektiğini aktarıyor

Sitemizdeki bilgilerin büyük çoğunluğu alıntıdır. İlgili yazının yazarının veya kaynak sahibinin istemesi halinde ilgili yazı sitemizden kaldırılacaktır. Web Stats